19 Ocak 2011 Çarşamba

PDR BLOGCU: DRAMA ETKİNLİKLERİ

PDR BLOGCU: DRAMA ETKİNLİKLERİ: "YÖRET- İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜTRAVMA SONRASI SAĞALTIM ETKİNLİKLERİ SEMİNERİDRAMA ETKİNLİKLERİ SEVDİĞİM FOTOĞRAFAMAÇ: Çocukların anıların d..."

1 Ocak 2011 Cumartesi

İlköğretim öğrencileri için mesleki bilgi hattı

http://mbs.meb.gov.tr/

OKUL FOBİSİ

OKUL FOBİSİ

Okul fobisi kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da bu konuda isteksiz görünmesidir. Okul fobisi olan çocuklar, okula olan isteksizliklerini tipik bir biçimde bedensel yakınmalarla dile getirmeye çalışan, bu nedenle kendilerini evde tutumları yolunda anne babalarını ikna etmeye çalışan çocuklardır.
     Okul fobisi olan çocukların mide bulantısı, karın ya da baş ağrısı şeklindeki bedensel şikayetleri genellikle sabahları uyanır uyanmaz  görülmekte ve okula gitmemelerine karar verildiğindeyse kendiliğinden kaybolmaktadır. Kendilerine o gün için okula gönderilmeyecekleri hususunda söz verilirse, ertesi gün belirtilerin yeniden ortaya çıktığı görülmektedir.  Eğer anne baba bir hafta süreyle çocuğun okulu unutmasına karar verirse, çocuğun bir sonraki pazartesiye kadar sağlığının yerinde olduğu görülür.
     Psikosomatik kökenli şikayetleri ortadan kaldırmak üzere öğretmen değiştirme, çocuğu daha az başarılı bir sınıfa gönderme ya da başka bir okula gönderme gibi alınabilecek önlemler sadece geçici bir çözüm sağlar. Bu gibi durumlarda başlangıçta çocuk yeni ortama büyük bir coşkuyla başlayabilir ancak bir süre sonra tekrar yakınmalara başlar.
     Çocuğun okula gitmemesinin temelinde başarısızlık korkusu ve sınıf içinde aktif olamam korkusu bulunur. Okul fobisi olan çocuklar evlerinde mutludurlar. Bu çocukların okul başarıları orta düzeydedir.
     Okul fobisi tepkileri ilk görülmeye başladığı sıralarda şiddetli bir takım belirtiler göze çarpar. Akut okul fobisi olan çocuklar evde kaldıkları sürece mutludurlar, arkadaş ilişkilerinde faaliyetlerde etkindirler. Akut okul fobisi ilköğretimden liseye kadar her yaşta görülebilmektedir. Çoğunlukla çocuklar büyüdüğünde okul fobisi görülmez ancak bunun yerini kronik okul fobisi alabilir. Kronik okul fobisi olan çocuklar sadece okulda değil zevk aldıkları alanlardan da uzaklaşmaya başlarlar. Bu çocuklar ne ders çalışırlar ne de faaliyetlere katılmak isterler. Sonuç olarak hem insan ilişkileri hem de akademik başarıları zedelenir.
     OKUL FOBİSİNİN NEDENLERİ
     Bu korkuyu oluşturan bazı temel etmenler vardır.Bunların başında yaygın bir baskının egemen olduğu aile ortamı sayılabilir. Okul fobisi olan çocukların yaşamlarının daha önceki yıllarında anneleri tarafından aşırı özen içinde büyütüldüğü görülür. Bu tür annelerin sürekli olarak çocuklarını memnun ederek onların sevgilerini kazanma çabası içinde oldukları, tüm gereksinimlerini karşıladıkları ve onları sürekli olarak kırıklığa uğramaktan korudukları dikkat çeker. Bu anneler çocuklarını ana okuluna göndermekten kaçındıkları gibi, arkadaşlarının evine bile  oyun oynamak için gönderilmekten kaçınırlar. İşte yaşamın ilk yıllarındaki bu tür bir anne çocuk ilişkisi çocuğun okula başladığı sırada  önemli bir engel oluşturur. Annelerin bu koruyucu tavrı ve baskılı tutumundan uzak kalmamış çocuklar yabancı insanlarla yalnız kalmaktan huzursuzluk duyarlar. Bu çocukların babaları da aşırı bağımlılık ve koruma konusunda eşleriyle işbirliği içindedir. Böyle bir ebebveyn tavrı çocuğun kişilik gelişimini de olumsuz etkilemektedir. Tüm gereksinimlerinin karşılanması , çocuğun çok isteyen ve hileye baş vuran bir birey olmasına yol açar. 
     Uzmanların çoğu, çocuğun okula dönmesinden önce sorunun nedenlerini anlamasına yardımcı olmak ve endişelerini azaltmak amacıyla bir süre için psikoterapi yapılmasını önermektedir. 6-12 ay gibi ibr tedavi sürecinden sonra çocuk okula gelmek isteyecektir.    Ancak anne ve babalar bu konuda gerekli hassasiyeti göstermeli ve hatalarını görüp, çözüm yollarına yönelmelidir.

Kaynak: H. YAVUZER – Çocuk Psikolojisi

BESLENME VE OKUL BAŞARISI

İSTANBUL - Amerikan Hastanesi Diyet ve Beslenme Bölümü'nden Diyetisyen Zuhal Güler Çelik, hatalı beslenme alışkanlıklarının çok sayıda nedeni olduğunu söyledi.


"Bunların başında çocukların besin gereksinimlerinin bilinmemesi, ailenin beslenme alışkanlıkları ve annelerin, kendi bilgilerine göre en iyi bildiği besinlerden çocuğuna fazla miktarda yedirmek istemeleri gelmektedir. Bunların dışında fiziksel aktivite azlığı, özellikle ailenin akşamları veya evde olduğu günler içerisinde televizyon-bilgisayar karşısında oturmaları, çocukları ile oyun oynamamaları, yürüyüşler yapmamaları, sözlerden daha kalıcı izler bırakan olumsuz mesaj ya da mesajlar olabilmektedir. Ayrıca öğün atlama, şeker, tuz ve yağ içeriği yüksek yiyecek-içecek tüketimi özellikle ileri yaşlardaki beslenme alışkanlıklarını kötü yönde etkilemektedir. Bu hatalı beslenme şekli, özellikle çocukluk dönemindeki şişmanlık (Obezite) riskini artırmaktadır."
Çocukların beslenmesinde bu dönemde görülen en önemli değişikliğin kahvaltı yapmamak olduğunu belirten Selçuk, yetersiz ve yanlış beslenmenin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı ve sağlıklı beslenme önerilerinde bulundu:


KAHVALTI OKUL BAŞARISINI ARTIRIR"Kahvaltı günün en uzun açlığı olan gece açlığını takip etmesi nedeniyle biten enerjinin tekrar alınabilmesi için en önemli öğündür. Bu konuda yapılmış bazı çalışmalar da bulunmaktadır. Bu araştırmalarda, kahvaltı yapan çocuğun sınıf içerisindeki başarısının daha fazla olduğu, problem çözme yeteneklerinin diğerlerine göre daha gelişmiş olduğu, kavrama yeteneklerinin daha iyi olduğu gözlenmiş, bazı araştırmalarda ise kahvaltı yapan çocukların beslenme yetersizliğinden oluşan hastalıklara daha az yakalandıkları rastlanmıştır. Yine bu araştırmaların sonucunda kahvaltı yapmayan çocukların daha şişman oldukları belirlenmiştir.


ALIŞKANLIKLAR ZOR DEĞİŞİYOR
Aile içerisinde ve okulda beslenme bilgisinin yetersiz verilmesi, okul yemeklerinin sevilmemesi ve çocukların yüzde 90’ının kantinlerde hamburger, tost, kızarmış patates, cips kola gibi yağ ve karbonhidrat bakımından yüksek olan fast-food besinleri tüketmeleri; günlük almaları gereken vitamin ve özellikle kalsiyum minerali bakımından yoksun beslenmeleri büyüme ve gelişmelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bunun yanı sıra besin endüstrisinde özellikle bu yaş gruplarına yönelik reklamlar/kampanyalar (çikolata, fast-food, cips gibi abur cubur besinler) hatalı beslenme alışkanlıklarının kazanılmasına neden olmaktadır. Böylece erken yaşlarda kazanılan alışkanlıkların ileriki yaşlarda değiştirilmesinde zorluklar yaşanmaktadır. Çocukların okul ve evde çeşitli yiyecekleri tüketmeleri ve temel beslenme ilkeleri konusunda bilgilendirilmeleri çok önemlidir. Özellikle; öğünlerin atlanmaması, kahvaltının önemi, ara öğünlere önem verilmesi, okul yemeklerinin fast-food yemeklerinden daha sağlıklı olduğu konusunda çocukların bilinçlenmeleri ileriki hayatlarında yaşam kalitelerini artıracaktır.
Okul çağı çocuğunun beslenmesi ve bu dönemde beslenme alışkanlıklarında meydana gelebilecek değişiklikler bu nedenle çok büyük önem taşımaktadır. Hem daha sağlıklı hem de daha başarılı nesiller yetiştirmede ailenin ve öğretmenlerin beslenme konusunda bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi bu sebeple önemlidir.

ÖRNEK KAHVALTI VE BESLENME ÇANTASI

Taze meyve suyu, peynir, domates-salatalık, ekmek, pekmez, yumurta.
Örnek beslenme çantası:
Kuru meyveli veya cevizli ev yapımı kek veya ev yapımı peynirli poğaça, ayran veya meyve suyu.
ntvmsnbc

DRAMA ETKİNLİKLERİ

YÖRET- İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ
TRAVMA SONRASI SAĞALTIM ETKİNLİKLERİ SEMİNERİ
DRAMA ETKİNLİKLERİ

SEVDİĞİM FOTOĞRAF
AMAÇ: Çocukların anıların daima aklımızda kalacağını ve bu anıları başkaları ile paylaşmanın çeşitli yolları olduğunu fark etmelerini sağlamak
YAŞ GRUBU: 9 yaş üstü
KULLANILACAK MATERYAL: Yok
SÜREÇ:Bu oyun üç aşama halinde oynanır.
                Çocuklar ikili gruplar oluştururlar. Eğitmen şu talimatları verir. ‘ Hepinizin çok sevdiği bazı fotoğraflar vardır. Ailenizle veya arkadaşlarınızla birlikte çektirdiğiniz bazı fotoğraflar. Bu fotoğraflardan birini hatırlamaya çalışın. Fotoğrafta kimler var. Nerede çekilmiş?Detaylar neler? Fotoğrafta kim nerede, nasıl poz vermiş.? Ve bu fotoğrafı arkadaşınıza gösteriyormuş gibi yapıp detaylı anlatan. Çocuklar size sırayla fotoğrafları anlatırlar.
                İkinci aşamada ikili gruplar dörtlü grup oluştururlar ve arkadaşlarının fotoğrafını arkadaşlarına anlatırlar.
                Üçüncü aşamada dörtlü gruplar fotoğraflardan birinde karar kılıp bu fotoğrafı sınıfa anlatırlar. Bu arada sınıftan gönüllüler fotoğrafı canlandırmaya çalışırlar. Fotoğrafın gerçek sahibi hiç karışmaz. Fotoğraf tamamlandığında  doğru olup olmadığı sorulur ve fotoğrafın sahibi , arkadaşlarının yerlerini veya pozlarını değiştirerek tıpkı yönetmen gibi, kendi fotoğrafını doğru şekilde oluşturur.

                DADA TEKS
AMAÇ: Çocukların drama yoluyla duygu ve düşünceleriyle duygularını ifade etmelerini  sağlamak
YAŞ GRUBU: Her yaş
KULLANILACAK MATERYAL: YOK
SÜREÇ: Çocuklardan birinin dlimizi bilmeyen bir yabancı rolünü oynması istenir. Bu Afrikalı ,bir şair, Çinli bir futbolcu veya depremde yardıma gelen kurtarma ekiplerinden biri olur.
Bu kişi dilimizi bilmediği  için anlamsız bir dilde konuşur(dada teks) . Bir başka çocuk bu dil bilen bir kişi rolünü üstlenir ve o yabancının söylediklerini tecüme eder. İstenirse diğerçocuklar, dadateks konuşan yabancıya sorular sorabilirler. Tercüman çeviriyormuş gibi yapar.
 Kaynak: Lyn pears 1995, Theatre sports down under. Sdyney- Australia


                SESLENDİRME
AMAÇ: Çocukların drama yoluyla duygu ve düşüncelerini paylaşmalarını sağlamak
YAŞ GRUBU: Her yaş
KULLANILACAK MATERYAL: YOK
SÜREÇ: iki gönüllü çocuk seçilir. Bu çocuklsr sahnede ağını açıp kapayıp, ellerini hareket ettirerek kukla gibi rol yapacaklar. İk ayrı çocuk ise bu kuklaların sesi  olacaktır. Seslendirme yapan iki çocuk ne söylerse, sahnedekiler de bunlara uygun hareketler yaparlar.
Bu aktivitenin çeşitli versiyonları uygulanabilr. Örneğin , oyuncu ve seslendirici sayısı üçe çıkartılabilir. Biri olumlu biri olumsuz kişiliği sergileyip,her şeye olumlu veya olumsuz yanından bakarken , üçüncü kişi olaylara tarafsız bakar. Veya çocuklardan 20 yıl sonrasını canlandırdıklarını varsaymaları istenir. Bir kafede oturup, günümüzden bahsetmeleri istenir.
Kaynak: Lyn pears 1995, Theatre sports down under. Sdyney- Australia



DUYGULARIN RESMİ
AMAÇ: Çocukların çizgi ve renk kullanarak duygularını ifade etmelerine yardımcı olmak
YAŞ GRUBU: Her yaş
KULLANILACAK MATERYAL: Boya kalemleri ve kağıtlar
SÜREÇ:  Eğitmen ortaya büyük bir resim kağıdı ve bol sayıda değişik renklerde boya kalemi koyar ve her çocuğun bu kağıdın etrafına toplanmalarını ister. Her çocuk için kağıdın bir köşesine birer çizgi çizer ve şu yönergeleri verir.
                Şimdi her birinize birer çizgi hediye ettim. Hepinizin bu çizginizle duygularınızı çizmeyi denemenizi istiyorum. Önce hangi duyguyu çizelim? Eğitmen çocukların önerdiği duyguyu önce kendi nasıl çizmek isterse çizer ve sonra çocuklardan bu duyguyu çizgi ile nasıl ifade edebileceklerini göstermelerini ister. Başlangıçta mutluluk gibi bir duygu ile başlanabilir ve eğitmen mutluluğu gülümseyen bir ağız olarak çizebilir.
                Eğitmen daha sonra sıra ile diğer duyguları söyler ve her çocuk kağıdın bir köşesine o duyguyu nasıl isterse öyle çizer. Çizimler sırasında hiçbir çocuğun resmi eleştirilmez. Demek sen öfkeyi böyle çizerdin demekle yetinilir. Herkesin duygusunu çizgili çizgi ile farklı farklı ifade edebileceği  çocuklara hatırlatılır. Bir duyguyu benzer bir şekilde ifade edenler varsa bunlara dikkat çekilir ve resimlerle duygu ifade ermenin doğrusu ve yanlışı olamayacağı üzerinde durulur. Eğitmen çocukla ayrıca her duygu için farklı bir renk kullanılabileceğini de hatırlatır. ‘ boyalara bir bakın, sizce kızgınlığı hangi renk daha iyi anlatır.’
                Resimler tamamlanınca eğitmen bütün grubu kutlar ve duygularını resimlerle çok güzel ifade ettiklerini söyler. İstenirse bu resim kâğıdı Duygularımızın Resmi başlığı atılarak panoya asılır.


                DUYGU SÖZLÜĞÜ
AMAÇ: Çocukların çizgi ve renk kullanarak duygularını ifeade etmelerine yardımcı olmak.
YAŞ GRUBU: Her yaş
KULLANILACAK MATERYAL: Boya kalemleri ve kağıtlar
SÜREÇ: Bu çalışmanın duyguların resmi alıştırmasından sonra yapılması önerilir.
Eğitmen çocuklara ortadan ikiye katlanmış A4 kağıdı ve boya kalemleri dağıtır. Çocuklara kağıdın bir yüzüne olumsuz bir duygunun öbür yüzüne ise bu duygunun tam tersi olan olumlu bir duygunun resmini çizmeleri istenir. Örn: Üzüntü-sevinç, korku-cesaret gibi….

                HİKÂYE KURMA
AMAÇ: Çocukların hayal güçlerini ortaklaşa kullanarak duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine fırsat vermek.
YAŞ GRUBU: Her yaş
KULLANILACAK MATERYAL: Yok
SÜREÇ: Çocuklara hep birlikte bir hikâye oluşturacakları söylenir. İlk cümleyi eğitmen verecek, sıra ile diğer çocuklar birer cümle söyleyerek hikâyeyi tamamlayacaklardır. Eğitmen ilk cümleyi verir:  “evvel zaman içinde bir kasabada yaşayan bir küçük çocuk varmış”, “Bir deniz kenarı kasabasında yaşayan yaşlı bir balıkçı ve küçük torunu sabah balığa çıkmışlar.” “Bir gün bir grup çocuk bahçede canları sıkkın, tembel tembel oturuyorlarmış. Birden … “ gibi. Çocuklar bu cümleden yola çıkarak hikâyeyi oluştururlar. Daha sonra bu hikâyeden yola çıkarak öğrencilerle duyguları, heyecan ve kaygıları konuşulur.


GÜNEŞ,  GÖKYÜZÜ, GÖKKUŞAĞI
AMAÇ: Çocukların resim yapma yoluyla rahatlamalarını ve yakınlaşmalarını sağlar.
YAŞ GRUBU: Her yaş
KULLANILACAK MATERYAL: Yok
SÜREÇ: Çocuklar daire şeklinde ayakta durur. Herkes sağ tarafa döner. Her çocuk verilen yönergeler doğrultusunda önündeki çocuğun sırtına eliyle şekiller çizer. Y önerge : bir güneş çizin, şimdi ışıkları, gülen ağzını da çizelim… Aaa..  yağmur başladı, birkaç damla çizin, şimdi çok şiddetlİ yağıyor, fırtına var. Şimşek çakıyor şimdi yağmur yavaşladı, durdu, güneş çıktı, gökkuşağı oluştu, tam yedi çizgisi var. Şimdi bu gökkuşağının altına arkadaşınıza bir hediye çizin, bitincE isminizi yazın.
Kaynak: Hindman ,Handbook of indoor games and stunds, N.Y.

                RAHATLATAN RESİM
AMAÇ: çocukların hayal güçlerini kullanarak rahatlamalarını sağlamak
YAŞ GRUBU: 6 yaş üstü
GEREKLİ MATERYAL: bol hayal, boya kalemleri ve kağıt. İstenirse müzik çalınabilir.
SÜREÇ: çocuklara şu talimat verilir:
                “Mümkün olduğunca rahat bir şekilde oturun. Gözleriniz kapatın. Burnunuzdan yavaşça derin bir nefes alın. Nefesinizi yavaşça verin. Bir daha derin bir nefes alırken karnınızı şişirin ve hava ile doldurun.  Şimdi bu havayı yavaşça boşaltın. Kollarınız rahat bırakın …. Başınızı rahat bırakın. Boynunuzu… Sırtınızı… Karnınızı… Bacaklarınızı… Ayaklarınızı raht bırakın. Sanki çok uykunuz gelmiş de uykuya dalmak üzere imişsiniz gibi… Şimdi kendinizi tabiat içinde çok hoş bir yerde hayal edin. Bu bir deniz kıyısı olabilir, dere kenarı ya da dağlarda bir yer. Sizin bulunmaktan çok hoşlanabileceğiniz bir yer. Bu yeri gözünüzde canlandırın. Hava çok güzel ve siz bu yerdesiniz. Kendinize bu yerde bir yer beğenin ve ne yapmak istiyorsanız onu yaparken hayal edin. Bu yerin tadını çıkarın… Şimdi yine derin bir nefes alın ve gözlerinizi yavaşça açın. Hiç konuşmadan önünüzdeki boya kalemlerini ve kâğıdı alıp bu yerin resmini çizmeye çalışın. Tabii ki sizin hayalinizdeki kadar güzel çizemeyebilirsiniz ama bu resmin hayalinizde nasıl göründüğünü en iyi siz biliyorsunuz.”
                Çocuklar daha sonra resimleri arkadaşlarına gösterirler ve arzu ederlerse hayallerindeki o güzel yeri anlatabilirler.

                ELDEN ELE RESİM
AMAÇ:Çocukların birbirleriyle işbirliği yaparak kaynaşmalarını sağlamak
YAŞ GRUBU: Her yaş
GEREKLİ MATERYAL: Çocuk sayısı kadar kağıt kalem
SÜREÇ: Her çocuk bir kağıda adam ya da kadın şapkası çizer, kağıdı sağ yanındaki arkadaşına verir. Sol yanındaki arkadaşından da diğer resmi alır. Bu sefer herkes şapkasının altına yüz şekli çizer ve yanındakine verir. Eğitmen yüz yada bütün insan resmi tamalanana kadar her kağıt değişiminde neyin çizileceğini söyler. Resim tamamlandığında her çocuk önündeki resme bir isim takar ve gruba resm gösterir.

PSİKOSOSYAL EĞİTİM  SEMİNERLERİ KAPSAMINDA PAYLAŞILMIŞ OLAN GRUP ÇALIŞMALARININ BİR KISMIDIR.

Düzenleyen:      E. ATEŞ AKIN
                               Psikolojik Danışman

ÇOCUKLARINIZIN SORUNLARINA NASIL YARDIMCI OLURSUNUZ

ÇOCUKLARINIZIN SORUNLARINA    NASIL YARDIMCI OLABİLİRSİNİZ?
*    Çocuğunuza zaman ayırın. Çocuğunuzla geçen zaman boşa geçen           zaman değildir. Okuldan geldiği zaman ona gününün nasıl geçtiğini sormanız aranızda ilişkiyi güçlendirecektir. Çocuğunuzla geçirdiğiniz zaman içerisinde onu daha yakından tanıyacaksınız. Çocuğunuz kimi zaman yeni öğrendiği bilgileri ya  da bir arkadaşıyla yaşadığı bir olayı sizinle paylaşmak isteyebilir. Size o anda anlattıkları sıkıcı da gelse onu dinlemeye çalışın. Böylece aranızdaki ilişkinin daha da güçlendiğini fark edeceksiniz.
*    Onunla birlikte olduğunuz zamanlarda tüm dikkatinizi ona verin. Çocuğunuzla fazla vakit geçirme fırsatınız olmayabilir. Önemli olanın geçirdiğiniz vakit içerisinde onunla tam anlamıyla ilgilenmek, onu dinlemek olduğunu unutmayın. Size bir şey sorarken ya da konuşurken sizin başka şeylerle ilgilendiğinizi görmek onun sizden uzaklaşmasına yol açabilir.
*    Aşağılamayın, suçlamayın, onun adına karar vermeyin. Çocuğunuz kimi zaman hatalar yapacaktır. Hata yaptığında onu suçlamak yerine yaptığı hatanın ona vereceği zararlardan bahsedin.
*    Davranışlarınızın tutarlı olmasına dikkat edin. Koyduğunuz kurallara siz de uyun, çocuğunuzun sizi örnek aldığını unutmayın. Çocuklar anne ve babalarının olumlu ya da olumsuz tüm davranışları  örnek alır. Onun yanında tutumlarınıza biraz daha dikkat edin.
*    Çocuğunuzu başka çocuklarla, kardeşleriyle kıyaslamayın. Bu durum çocuğunuzda kendine güvensizlik problemine yol açabilir.
*    Sorumluluk duygusunun gelişmesine izin verin. Beceremez duygusuna kapılıp, sorumluklarını onun yerine yapmayın. ÖRN: Yatağını toplaması, odasını düzeltmesi…
*    Yemek ortamının sakin ve stressiz olmasına dikkat edin.
*    Çocuğunuzun yanında eşinizle tartışmayın.
*      Unutmayın, çocuklarınız sizi örnek alır.Siz onlara nasıl davranırsanız, onlarda o şekilde hareket edeceklerdir.

LİSE TABAN VE TABAN PUANLARI 2010

http://www.meb.gov.tr/Sinavlar/Istatistikler/2010/1_YerlesTavanTabanPuani.pdf

ANNE BABA BENİ DİNLE

Anne babaların çocuklarıyla ilgili sık söyledikleri bir söz vardır;'Çocuklar büyüdükçe, dertleri de büyür'. Özellikle ergenlik dönemindeki çocuklardan bahsedilirken kullanılır bu serzeniş. Halbuki genç cephesinde durum bambaşkadır. Üstlerinde yaşları büyüdükçe artan bir baskı olduğunu ve buna bir anlam vermediklerinden şikayetçidirler. İki taraf da davalı, iki taraf da davacıdır artık. Ortak hayallerin yerini ortak endişeler almıştır. Bizim çocuktan adam olmaz, benden adam olmaz. Karşılıklı çatışma yerini karşılıklı yenilgiye bırakır sonunda. Zamanın kaçınılmaz duraklarındandır çatışmalar. Ama zorlu sınavı itici bir güce çevirmek için hayata dair püf noktalarını atlamamak gerekir aslında. 
Anne babaların sıkça yaptığı yanlışlardan biri nasihat vermektir. Nasihat verirken, gence 'senin aklın almaz, aslında doğrusunu biz biliriz' ,'bizim zamanımızda böyleydi', 'bizi utandırma' tarzında bir yaklaşım seçildiğinde sonuç hiç de anne babanın beklediği gibi olmaz. Gencin seçimlerinde yanlışları fark edip, onu uyarmaya çalışmak elbette koruma güdüsünden gelen en masum yaklaşımlardan biridir ebeveyn için. Genç tepki gösterip, sonuç bir iletişim kazasıyla sonuçlanabileceği gibi; dinler görünüp gizlice kendi bildiğini okumaya devam da edebilir.
Çocuğun hayat kılavuzu anne babasıdır. Ama bu kılavuzu zor okunur bir şekle sokan da kolayca anlamasını sağlayan da yine anne babasıdır. Genci dinlemekle başlar tüm zorlukları yenmek. Gözünün içine bakarak, kendini onun yerine koyarak, artık beş yaşında olmadığını hatırlayarak. Evladını gerçek anlamda tanımayan ne çok ana baba vardır. İlgi sinyallerini sadece çocuğu tehlike alarmı verdiğinde çalıştıran bir çok ana baba olduğu gibi. 
Onu tanımaya çalışmak, ortak zevkleri keşfetmek  daha rahat bir iletişim sağlayacaktır halbuki. Aile kaçması gereken dört duvar halin geldiğinde gerçek tehlikenin kollarına ellerimizle çocuğumuzu bırakmış oluruz aslında.
Anne babalık , kahramanlıktır aslında hayat denen mücadelede. Ama cephede kazanayım derken masa başında savaşı kaybeden yetişkinleri de unutmamak gerekir.  
Uzlaşmak için çocuğu tanımalı , tanımak için dinlemeli, dinlemek için ön yargıları kırk kilitli sandıklara saklamak gerekli.  Tanıdıkça karşılıklı  olarak sevginin arttığını hissetmek emeklerinizin mükafatı olacaktır adeta...
Esra ATEŞ AKIN
Psikolojik Danışman

PDR BLOGCU

Psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanında akılınıza takılanlar bu adreste