31 Ağustos 2011 Çarşamba

OLİMPOS'TAN GÜNÜMÜZE



Efsaneler, tarihin fısıltı gazeteleridir onlar. Çoğunluğu abartı olsa da  konusu geçen zaman dilimi hakkında aklımızda bir tasvir oluşturup, bizi daha da meraklı hale getiri verirler.  Ama en çok merak edilen, hakında dev bütçeli filmler çekilen efsanelerin kaynağı da Olimpos dağı değil midir. Kadınlar o zamandan bugüne farklı rollerle mitleri  süslemiştir. 

HERA kraliçe vasfına sahiptir ve Evlilik Kraliçesi olarak anılır. Eski inanca göre doğum sırasında kadınların ve evliliklerin koruyucusudur.  Çok kıskanç bir tanrıçadır, Zeus'la ilişkisi olduğunu bildiği Kallisto'u ayıya, İo'yu bir ineğe çevirmiştir. Zeus Hera'yı aldattığı için Hera tarafından defalarca cezalandırılır.
  
AFRODİT aşk ve güzellik tanrıçası.Aphrodite altın sıfatıyla çoğu yerde karşımıza çıkar. Tanrıça için çoğunlukla kulanılan sıfatlar işveli, cilveli ve gönül alıcıdır. Sevgiyi  simgeleyen tanrıça, çoğu yerde oğlu Eros ile görünmektedir.Oğlu Eros'un sevgilisi Psykhe'yi oğlundan uzaklaştırmaya çalışır.
  
ATHENA  Yunan mitolojisinde akıl, sanat, strateji, barış tanrıçasıdır. Athena, Atina kentinin baş tanrıçası ve koruyucusudur, kent ismini de ondan almıştır. Athena ve sembolize ettiği karekterler birçok kültürde benzer formlarda bulunur.. Sembolleri, kalkan, mızrakzeytin dalı ve baykuştur. Mızrak savaşı, zeytin dalı barışı, baykuş da bilgeliği temsil eder. Athena, Atina kentinin baş tanrıçası ve koruyucusudur, kent ismini de ondan almıştır
 
 ARTEMİS   vahşi doğa, avcılık ve ay tanrıçası. Ares'in dostu ve en büyük Yunan tanrıçalarından biridir.Kardeşinden bir gün önce doğup Apollon’un doğumu sırasında annesine yardım etmiştir. Annesinin çektiği acıyı gören Artemis evlenmemeye ve bakire kalmaya yemin etmiştir. 
  
DEMETER  Yunan mitolojisinde mevsimlerin ve anne sevgisinin tanrıçası. Homesros'un destanlarında, "güzel saçlı kraliçe" ya da "güzel örgülü Demeter" diye geçer. İnsanlara toprağı ekip biçmesini öğreten bu tanrıçadır. Ekinleri, özellikle de buğdayı simgeler.Demeter, heykellerinde baygın bakışlı, sarı saçları omzuna dökülen, güzel bir kadın olarak gösterilirdi. Sağ elinde bir buğday başağı, sol elinde de yanan bir meşale tutardı. Roma mitolojisinde ona Ceres denilirdi.

     Aslında hiç biri yüzyıllarca öteden gelen fısıltılar değil sadece. Hera evlilik koruma adına her şeyi yapabilecekken, Afrodit de güzelliği ve cazibesiyle sorunları çözme taraftarı. Athena mantığıyla barışçıl çözümler arayarak günümüzde herkesin hayalini kurduğu bir arkadaş profili çiziyor. Artemis'in ketumluğu ve gözü karalığı erkekleri şaşırtırken; Demeter bereketle yani annelikle özdeşiyor.  

    Hepimizden birer parça , bazen gecenin gizemi gibi kara, bazen buğday taneleri gibi ışıl ışıl. Erkeklerin döndürdükleri bu dünyada, kadınlar en büyük güç aslında.


26 Ağustos 2011 Cuma

BUGÜNÜN ŞARKISI DA BU OLSUN


ŞİMDİ OKULLU OLDUK


Okulda ilk gün hafızalardan kolay silinmeyecek bir anıdır herkes için.  Okulun bahçesinde bekleyen, az sonra sınıflara girecek olan bazı minikleri  bir  telaş sarmaya başlar. Kimi mutludur, artık büyüdüğü için;  kimi ise mutsuzdur, annesinden, oyuncaklarından ayrılacağı için. İşin zor yanı okul korkusunun sadece ilk günü kapsamamasıdır. Çok hevesli okula başlayan bir öğrenci on gün sonra çeşitli bahanelerle okula gitmek istemeyebilir. İlk gün kıyametleri koparan bir başka öğrenci ise birkaç gün sonra büyük bir mutlulukla okula gelebilir.
         Her çocuğun birbirinden farklı özelliklere sahip olduğunu, aynı olaylara farklı tepkiler verebileceklerini unutmamak gerekir. Çocuğun çevresinin okula başlarken yaklaşımlarının ne kadar önemli olduğunu belirtmek gerekir.


ANNE BABALAR ÇOCUKLARINA NASIL YAKLAŞMALI
-          Anne babanın gerçekçi olması çok önemlidir. Okulla ilgili abartılı, süslü hayaller kurdurmak, çocukta hayal kırıklığına ve okula gitmeme isteğine yol açar. Ayrıca anne babasına olan güveni de azalır.
-          Kimi anne babaların okulu bir ceza kampı gibi göstermesi de öğrencinin alışma süresini olumsu etkiler. ‘sakın derste konuşma, teneffüste koşma, gülme, vurma, zıplama, terleme. Yoksa öğretmenin sana çok kızar, müdür amca seni okuldan atar’  tarzında yaklaşımlar çocuğu disipline etmez, karşıt gelici veya aşırı içe kapanık kılar.
-          Çocukla iletişimde olabildiğince basit ve gerçekçi bir dil seçilmelidir. 
-          Anne babalar ortak ve kararlı bir tutum içinde olmalıdır.  Okula saat kaçta gideceği, kaçta kimin tarafından alınacağı çocuğa mutlaka belirtilmelidir. ‘Ağlarsan,  sıkılırsan seni gelir alırım’ tarzında bir yaklaşım ilk güne atılmış bir dinamittir adeta. 
-          Anne babaların sinir ve telaşı çocuklara her zaman yansır. Çoğu anne baba çocuklarından çok daha telaşlı davranabiliyor, bu durum da çocukta çok büyük bir stres yaratmış oluyor. Yeni bir çevreye alışması onun için daha da zor hale geliyor.

-          Maddi ödüllerden ve tutamayacağınız sözlerden kaçının. Okula gitmesi karşılığında ona maddi hediyeler almanıza gerek yok. Okulun hayatın gidişatı içinde bir dönemeç olduğunu hissettirmeniz, çocuğunuzun okula uyumunu kolaylaştırır. Ona duygularınızı ifade etmeniz, verebileceğiniz en büyük hediyedir. Motivasyonunu davranış ve ifadeleriniz belirler, unutmayın.
-          Anne babanın destekleyici tavrı okul hayatının ilk günlerinde değil, hayatının her anında sürmelidir.
-          Okulun ilk gününün tadını anne baba da , çocuk da çıkarabilmeli. Bir takım aksaklıklar elbette karşınıza çıkabilir, ama bu güzel günün enerjisinden bir şeylerin eksilmesine izin vermeyin…
E. ATEŞ AKIN
Psikolojik Danışman 

11 Ağustos 2011 Perşembe

ŞİMDİ OKULLU OLDUK

                Geriye sayım başladı, 2005 doğumlu tüm minikler artık okullu olacak. Evlerde tatlı bir telaş şimdiden başladı bile. Anne babaların gözlerine ilk okul malzemeleri çarpıyor, okula giriş çıkış saatleri hesaplanıyor, ufaklığın odasındaki eksikler gideriliyor, vesaire vesaire. Anne babalar her alanda olduğu gibi okula başlangıç döneminde de telaşlı olabilir. Bu normal bir durumdur. Ama bu tatlı telaşın tadını kaçırmamak da çok  önamlidir.
         Çocuğunuz, hayatında yeni bir döneme giriyor. Tabii anne babası da. Yeni başlangıçlar, yeni kaygıları da getirir. Kaygılar tuz gibidir .Yemeğe 1 paket tuz döktüğünüzü düşünün. Abartmanızın bedelini yemekten mahrum kalarak ödersiniz ve yemeği zehire çevirirsiniz. Hiç tuz konmamış bir yemeği düşünün. Belki biraz zorlamayla yenebilir ama lezzetsizdir, zevk vermez.  Yemeğe az ama yeterli miktarda katarsanız, sonuç mükemmel olur. Kaygıyıda hayatta tuz kadar kullanmalıyız. Abartmaya ya da mahrum kalmaya hiç gerek yok. Aşırı kaygı sonucunda çocuk aileden kaygılı davranışı öğrenmiş olur. Okulda onu çeşitli tehlikelerin beklediğine inandırırsanız, okulun ilk günü ağlayan bir çocukla karşılaşırsınız. Ya da aşırı güven verirseniz, çocuk okulun ilk günü kural tanımaz davranabilir. İşin püf noktası, normal olmak. Hayatta her insanın dönüm noktaları vardır. işte okul da o noktalardan biri. Arkadaşlarıyla yeni şeyler öğrenebileceği, hayatı daha yakından tanıyabileceği , kendini zamanla yetiştireceği en güzel dönüm noktası, okul.
       Tüm 2005'lilere  ve  benim oğlum Orhun'a da  kocaman mutlu başarılar diliyorum...