29 Ocak 2012 Pazar

KARAMSAR ŞİRİNLERİ AYIKLAYIN

      Kendimi bildim bileli Şirinleri çok severim. Neşeli, sıcacık köylerinde Gargamel'e ve onun temsil ettiği bütün kötülüklere kafa tutar dururlar. Güçlü Şirin, Şakacı Şirin, Obur Şirin ve bir sürü birbirine benzemeyen ama dışarıdan baktığınızda aynı görünen küçük, mavi kahramanlarımdı onlar benim.
 Yaş ilerledikçe, benim güvenli yerim olan Şirinler Köyüne olan bakış açım da değişir oldu. Yaşadığım dünya aslında bir şirinler köyüydü. En bilgesinden, en sakarına hatta en öfkelisine bir sürü insan vardı hayatımda.  Hepsini anlayabiliyorum, hepsiyle ortak noktada buluşmayı başarabiliyorum. Ama öyle bir şirin tipi var ki. Onunla değil uzlaşmak, konuşmak bile imkansız benim için. Ve karşınızda Karamsar Şirin. Her olayda bir zarar etmeni ararlar. Aşırı derecede kuşkucudurlar. Her an  herkes bir kötülük peşindedir ona göre. İnsanlara asla güvenmez Bana soracak olursanız insanlar da bunlara pek güvenmez zaten.Sakin ,sessiz gibi dururlar ama inanmayın ; pasif agresiftir onlar.  En mutlu anınızı burnunuzdan getirirler. Boş ver ciddiye almayayım dersiniz, olur mu, sizi fıtık eder. Kurmacalar, entrikalar onun sık kullandığı kelimelerdir. Akıl vermeyi pek sever bunlar . Ama her olayın sonu muhakkak size dayanır. Her olayın mutlak sorumlusu sizsinizdir. Asla ama asla sorumluluk almazlar. Kendileri hata yapmaz çünkü kusursuzdurlar, cefakar ve çilekeşlerdir de aynı zamanda. 
Karamsar Şirin , zamanla sizin komple teoriciniz olmaya başlar. O'nun gerçek yüzünü görene kadar, epey  düşman edinmişsinizdir.   
Eğer kafanızda ışıklar şıngır şıngır yanmaya başladıysa; Ayıklayıverin efendim bu aymazları. Aksi takdirde onlar sizi öyle bir ayıklar ki, şaşarsınız. Ve şaştığınızla da kalamazsınız.

KURABİYE CANAVARIYIZ BİZ

Soğuk havalarda evde mahsur kalınca akla ilk gelen tatlı bir şeyler yapmaktır bana göre. Sömestr tatili ve çocukları oyalamak söz konusu olunca kurabiye ve süt günü kurtarıcı iksirlerdendir. Ancak itiraf etmek gerekirse kurabiye konusunda pek de marifetli değilimdir. Dün markette bu küçük yardımcıyla karşılaştım. Denemekte fayda var dedim ve sepete atıverdim. Orhun'la birlikte koyulduk iş başına pişirme süresi ve hazırlama süresi 15 dakika süren bu ekspres lezzeti kaçırmayın derim. Neşeli ayakları da işe kattık ki iştahları artsın.  Sizin de canınız çabuk ,tatlı, süper bir şeyler isterse Catre D'or'dan çikolatalı kurabiyeyi kaçırmayın derim. Ben kahveyle , çocuklar sütle tercih etti. E, çalışan anne bir yardımcı daha buldu kendine:))))

26 Ocak 2012 Perşembe

REHBERLİK SERVİSLERİ İÇİN

Rehber öğretmen meslektaşlarım için pano çalışmaları yaptım. Tatili boş geçirmeyelim dedim. İkinci dönemde dilerim hepimizin işine yarar. Malum hep aynı sitelerden aynı  resimlerden bıktık.







Resimleri kaydettikten sonra picture manager'dan resimlerin boyutunu daha da büyütebilirsiniz. 

25 Ocak 2012 Çarşamba

SEVGİLİLER GÜNÜ İÇİN NE İSTESEM?


 Bilmem kaçıncısını kutlayacağımız 14 Şubat Sevgililer gününe az bir zaman kaldı. Sevginin de bir gösterme şekli var değil mi? Seni seviyorum demek elbette en güzel hediye;)) Ama bu sene içimden geçenleri bir liste yapmaya karar verdim.


Pembe gül isterim. Ne o öyle herkesin elinde kırmızı gül. Benim ki pembe olsun. Aşkım gibi pırıl pırıl olsun.

Çikolatasız olur mu. Biraz kız isteme faslı gibi görünse  de, çikolata her kalbin kapısını sonuna kadar açar. Soğuk kış günlerinde, içimizi bir parça çikolatayla neşelendirmeyi kim istemez.


Benimle ilk tanıştığında kullandığım parfümüm Hot Couture 'den alsa fena olmaz hani. O anları hatırına, kendim için değil , yanlış anlamayın. O baharatlı nefis kokusuna 10 yıldır tutkuyla bağlıyım neticede.


Kendimi iyice şımartayım hazır elim değmişken. Karıma Aşığım yazılı tişört bastırsın. 1 gün sokaklarda yaka bağır açık gezsin.

Yanına bir kemancı alsın kapının önünde serenad yapsın. Kendi söylemese de olur. Söylüyormuş gibi de yapabilir. 



Biz kadınların istekleri bitmez. Ama imkansız şeyler değil isteklerim. Bir çok kişiye oranla çok  basit istekler aslında. Bu arada ben ona nasıl bir hediye hazırlamalıyım, hiç düşünmedim. Gerçi sevgililer günü ve hediye denince akla ilk kadınlar geliyor değil mi? Neyse  o zamana daha çoook var, bakarız ;))))





ÇOCUKLAR, HAYALLER, BÜYÜKLER

 Çocuk olmak, hayal aleminde yaşamak demek aslında. En güzel hayaller çocuklarındır. Masallar, renkli oyuncaklar, eğlenceli parklar, pamuk şekerler ve içinde mutluluk olan her şey çocuklar içindir.
 Kaf dağından peri kızını uçururlar, hiç büyümeyen kahramanın peşine takılıp sonsuza dek genç kalırlar.
 Böyle zengin bir dünyaya sahip çocukların da elbette kendileriyle ilgili zengin hayalleri olacaktır. Çocuklar sürekli yeni fikirlerle karşımıza çıkarlar. Geleceğe yönelik hayalleri vardır onların. Bazen balerin olmak ister bazen gemi kaptanı kimi zaman da oyuncu olmak istiyorum diye ailelerinin karşısına gururla çıkarlar.
 Ancak çoğu zaman renkli hayalleri koyu renk ispirtolu kalemle büyüklerce karalanır. Büyükler çocuklarının 'kendilerince' boş hayallere kapılmasını istemez. Çünkü O büyüdüğü zaman doktor, mühendis ya da siyasetçi bankacı olmalıdır. Edineceği meslek toplumca saygın ve bol kazançlı olmalıdır. Çocuklarının aksini düşünmesi imkansızdır anne babalar için.
 İşte çocuklarımıza hayallerinden vazgeçmeyi böyle öğretiyoruz. Hayalleri engellemek  ebeveynlerin  yaptığı en büyük kötülüklerdendir. Bugün şarkıcı olmak isteyen çocuğunuz yarın astronot olmak isteyebilir. Çocukların hayalleri büyükleri tarafından komik, basit ve uygunsuz olarak nitelendirilmemelidir. Aksi takdirde çocuk ailesiyle gerçek düşüncelerini paylaşmaması gerektiğini düşünecektir. Ama en önemlisi güvenmeyecektir. Aile her zaman destekleyici bir tutum sergilemelidir.
 Çocukların zengin ve müthiş hayallerle dolu dünyasının kapılarına imkansızlık barikatları çekmeyin. Bırakın özgür düşünsünler. Zaman içerisinde kendilerini bulmaları için onlara imkan verin.
 Ama her şeyden önce onlara ve o harika dünyalarına güvenin.

23 Ocak 2012 Pazartesi

İÇMEYİN KARDEŞİM ŞUNU YOLUN ORTASINDA!

 Neyi mi içmeyin? Sigara denen şu illeti ne olursunuz yolda yürürken içmeyin. Evinizde için, balkonda için, açık hava kahvehanesinde için ama yolda yürürken lütfen içmeyin.
 Benim yüzlerce kez başıma geldi. Eminim sizinde gelmiştir. Yolda hanım hatun yürürken yanınızdan biri geçer. Geçerken de af buyurun kokarca gibi dumanını ve kokusunu bırakır. Buharlı lokomotif misin mübarek; iz ve is bırakmadan yol alamıyor musun? Yazın içinize işler bu berbat duman, kışın tokat gibi yüzünüze çarpar. Senin içtiğin sigaranın dumanını ben teneffüs etmek zorunda mıyım? Ki bu durum sigara kullanan biri için bile yeterince mide bulandırıcı ve çıldırtıcıdır.
 Hele bir de arkalarında tuta tuta yürümüyorlar mı? Kan beynime sıçrıyor. Üstüm başım yansa bir şey değil, çoluk çocuğu telef edecek yürüyen izmarit. 
  Görgümüzü kaybetmeyelim diyoruz ya; bazı insanlar maalesef bulamadıkları görgüyü kaybedemiyor. 
  Baktım bu iş böyle olmuyor, karar verdim yakında yangın tüpüyle dolaşacağım sokakta.

22 Ocak 2012 Pazar

TATİLİN TADINI KAÇIRMAYIN

  Ve beklenen tatil başladı. Binlerce evde bu an bekleniyordu. Öğrenciler ve öğretmenler için on beş günlük dev bir tenefüstür adeta sömestr  tatili. Tabii tatilin başlangıcı her evde aynı coşkuyla başlamadı. Aylardır merakla beklenen karneler kimi evleri güldürürken kimi evleri kızdırdı. 
Anne babaların beklentilerini karşılamak zordur. Kimi aileler zayıfsız bir karneyi baş tacı ederken kimileri ise azla yetinmez , hep fazlasını ister. 'Hepsi beş olacak, takdir alacaksın, teşekkür yetmez, en iyisi sen olacaksın, mümkünse okulun tapusunu alacaksın' çevrenize bir bakın bu sözleri mutlaka duymuşsunuzdur. Çocuğuna yaptığı masrafları yüzüne çarpan aileler de var tabii. 'Biz seni dershaneye boşuna mı gönderdik, ayağındaki ayakkabı kaç para haberin var mı,  yok sana daha bilgisayar, tornacının yanına vereyim seni de gör gününü.... '  
  Aileler çocuklarını araç değil, amaç olarak görseler bunlar yaşanmaz. Çocuklarla sosyal statü belirlemeye çalışmak, kendi yapamadıklarımızın acısını ondan çıkartmak, başkalarıyla kıyaslamak  çocukları aileden uzaklaştırır. Özgüvenden eksik, kendini ifade edemeyen, ama notları çok başarılı öğrenciler haline getirmeye çalışıyor baskıcı aileler.
   Karne çocuğunuzun merhametini, yardımseverliğini, iletişimdeki gücünü , özgüvenini ölçmez. Karne sınavlar ve ders esnasındaki performansını ölçer.  Eğer zayıfları varsa çocuğunuzla konuşun ama nasihat vermeyin. Okul açıldığında zayıf olduğu dersin öğretmeni ve okul rehber öğretmeniyle görüşün. Çocuğunuzla gurur duymak için süslü püslü bir karne kesinlikle şart değil. Tatilin tadını birlikte çıkarmaya bakın.
Tüm öğrencilere mutlu tatiller dilerim...

20 Ocak 2012 Cuma

GRİMM KARDEŞLER ARAMIZDA

  Hani şu masallarıyla büyüdüğümüz Grimm kardeşler var ya. Hani şu Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Kırmızı Başlıklı Kız, Hansel ve Gretel, Parmak Çocuk, Çizmeli Kedi gibi fantastik bir çok masalı bilinçlerimize küçük yaşta kazıyan muhteşem hayalperestler. Eğer hala o masalara bir hasret içerisindeyseniz  Grimm ekranlarda. 
2011 Kasım ayında seyirciyle buluşan diziyi henüz yeni keşfettim ama sakın kaçırmayın derim. 
   Nişanlı ve idealist bir dedektif olan Nick Burkhardt 'ın  doğastü yaratıklar görmeye başlamasıyla olaylar başlıyor. Masallar kitabının  her sayfası başka bir macerayla açılıyor. Başrolde yakışıklı bir yüz olan David Guintoli oynuyor. 31 yaşındaki oyuncu daha önce Nip/Tuck, Hot in Clevlend, Cold Case ve  başka bir çok dizide oynadı. Yan rollerde diziye ayrı bir canlılık katıyor. Hele bir tövbekar kurt adam var ki evlere şenlik. 
Neyse ben, ne yapın edin Grimm'i kaçırmayın derim. 




EKRANIN DÖRT ATLISI


      2012 ile birlikte diziler daha bir canlandı. Benzer konuların bu zamana kadar işlendiği konuların biraz daha dışına çıkmaya kararlı görünüyor yapımcılar. Yenilenen ekranla  özlediğimiz yüzleri her hafta ekranlarda ağırlamaya devam edeceğiz. Özellikle kadın izleyicilerin büyük bir hayranlıkla izlediği isimler ekranlara döndüğü gibi yeni yüzler de ön plana çıkacak. Bakalım 2012'nin yakışıklıları kimler olacak;



 
1. Mehmet Günsur: Ferzan Özpetek'in Hamam filmiyle büyük sükse yapan oyuncu en son Belçim Bilgin ile birlikte Aşk Tesadüfleri Sever filminde oynadı. Genç yaşında bir çok başarılı yapımda yer alan Mehmet Günsur, kah İtalya'da kah Türkiye'de.  Katerina Mongio ile evli olan muhteşem yakışıklının Ali adında bir oğlu Maya adında da kızı var. Biz O'nu şimdilerde Muhteşem Yüzyıl'da Şehzade Mustafa rolüyle izlemek için bekliyoruz. Dizinin hayran kitlesinin bu yakışıklı Şehzade ile tavan yapacağı aşikar .


2. Sarp APAK: Avrupa Yakası'nda tanıştığımız oyuncu yine bir Gülse Birsel dizisiyle ekranda. İyi ki de ekranda, onu çok özlemişiz. Yalan Dünya'da popüler bir aktörü canlandıran Apak Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu. Organize İşler, Güneşi Gördüm, O.. Çocukları , Yedi Kocalı Hürmüz gibi ses getiren filmlerde de rol aldı. O kocaman gülümsemesi ve harika enerjisiyle Sarp ismini daha çok işiteceğiz bu sene.




3. Ozan GÜVEN: 1975 Almanya doğumlu Ozan Güven'i ilk olarak Şener Şen ve Türkan Şoray'ın efsanevi dizisi İkinci Bahar ile tanıdık. Türkan Şoray'ın asi oğlunu canlandıran oyuncu genelde bu rollerin aranılan ismi oldu. Cem Yılmaz'ın G.O.R.A.'sında ise çıtı pıtı bir robot rolü ile izledik onu. Şimdilerde Özgü Namal ile Koyu Kırmızı dizisiyle karşımızda. Mimar Sinan Ü. Modern Sanatlar bölümünden mezun olan Ozan Güven düzgün fiziği ve deli mavi gözleriyle adından daha çok seneler bahsettireceğe benziyor.
 














4. İbrahim Çelikkol: Şimdilerde İffet'le seyirciyi ekrana kitleyen oyuncuyu geçen sene Karadağlar ile tanımıştık. Aslında ilk işi bu değildi.  Pars Narkoterör’ün setinde Komiser Şamil Batur karakterinin verilmesi ile oyunculuk hayatına adım atmış oldu. Fetih filminde Ulubatlı Hasan'ı canlandıran Çelikkol kaliteli yapımlarda  yer alarak kısa zamanda adından bolca bahsettirdi. Kadınların beğendiği erkeklerin ise özendiği oyuncu Türk tipi yakışıklılığının da gerçek adresi oldu.


12 Ocak 2012 Perşembe

BAĞIMLI ÇOCUK NASIL YETİŞTİRİLİR?


  • Kendi başına yemek yemesine izin vermeyin. Mazallah, üstü başı kirlenir, ortalık batar.  Hem o karnının doyduğunu anlamaz. Askere gidene kadar siz yedirin, bünyesi zayıf düşmesin.
  • Tek başına yatmasına izin vermeyin. Sizin yatağınızda uyusun. Gece öcüler gelebilir, minik yavrunuz ağlamak zorunda kalır sonra. Evlenince nasılsa yuvadan uçacak , hasret kalırsınız sonra.
  • Okul öncesine sakın göndermeyin. Anasınıfına gidecek olursa, sosyalleşir Allah  korusun. Ya okuldaki kötü çocuklardan küfür falan öğrenirse. Ya makasla kesme çalışması yaparken parmağı uf olursa.  Açın televizyonu bir sürü çocuk kanalı var, baksın baksın zihni açılsın.
  • Tuvalet eğitiminde acele etmeyin. Üşütür, hastalanır, mikrop kapar. Hem bebek bezi ona çok yakışıyor. İlkokula başlayınca öğrenir artık.
  • Bol bol dışarıdaki kötülüklerden, fena insanlardan bahsedin. İnsanlara güvenmemesi için elinizden geleni yapın. Öyle ya siz onun hep yanında olacaksınız, siz onu 50 sene sonra bile korursunuz.
  • Kendi başına seçimler yapmasına izin vermeyin. Ne giyeceğine, saçını nasıl tarayacağına siz karar verin. Sonra hiç baş edemezsiniz. Hem o daha çocuk, ne anlar.
  • İlkokula başlarken ne kadar üzgün olduğunuzu belirtin. Hatta okulun bahçesinde siz ondan önce ağlamaya başlayın. Başlayın ki size vokal yapabilsin. Okuldaki çocuklarla oyun oynamaması, koşmaması konusunda kesin talimatlar verin. 
  • Arkadaşlarıyla bir sorun yaşayacak olursa, sorununu kendisi çözmesi için sakın cesaretlendirmeyin. Kandırırlar bebeğinizi. Arkadaşlarına haddini bildirin, gerekirse tehdit edin. 
Şaka gibi değil mi tüm bu okuduklarınız. Ama inanın bana 13 yıldır bu davranışlara  sahip ebeveynlerle mücadele ediyorum. Yapma denilen bu davranışlara aileler sürekli bahaneler üretiyor. Bağımlı anne babalar , bağımlı çocuklar yetiştiriyor. 9-10 yıl her şey mükemmel görünüyor. Ancak ergenlik döneminde gençlerde büyük problemler başlıyor. Mutsuz çocukluklar, mutsuz toplumlar  yaratıyor. Çocukların daha özgür, daha kendi olduğu günler yaşayabilmeleri dileğiyle...

11 Ocak 2012 Çarşamba

GEL TATİL GEL

Havalar çok soğuk, evim sıcacık. Evimi bırakıp da okula gitmek istemiyorum. Ben öğretmen olarak istemiyorsam, çocuklar , gençler ne yapsın. Sınavlar da bitti sayılır zaten. E böyle olunca evden çıkmak daha bir eziyet geliyor okullu milletine.Okul, sınav, ders, test, öğretmen vb. duymak istemiyor artık insan. Öyleyse Pink Floyd'dan gelsin be gözüm...

4 Ocak 2012 Çarşamba

LİDER RUHLU MUSUNUZ??

Lider ruhlu olmak diye bir deyim var malumunuz. Son günlerde pek sık kullanılan bu deyim genelde bir yerde işler sarpa sarmaya başlayınca kullanılmaya  başlanır. Ve sonuç olarak işin sorumlusu, ben lider ruhluyum diye ortalarda safça ortalarda gezinen şahsı muhterem olur.  Pek çok kişi, bir iş yerinde idareci olsa da olmasa da  lider kişi diye anılmaktan garip bir zevk alır.
Ancak liderlik öyle sağlam bir karizma ister ki, kontrol manyaklığı ile asla karıştırılmamalıdır. Karizma dediysek de küçükken şerbet kazanına düşmeye gerek yok. Basit gerçeği unutmamak  gerekir; Lider olunmaz , lider doğulur. Yani öyle bir kişilik özelliğine sahip olacaksın ki, insanlar etrafında karınca sürüsü gibi toparlanacak, kararlarını zorlanmadan kabul edecek. 
Gerçek liderler, bir toplulukta sesi en  çok çıkan değildir, kendinden ve söylediklerinden emindir. Yani konuşurken, gülerken gürültü yapmaya tenezzül etmezler.  Tartışmalara balıklama atlayan da değildir, tartışmalarda son sözü söyleyendir. 
Ama en önemlisi, güvenilir olmalarıdır. Yani yalan söylemeyen, sözünü tutan , çevresindekileri yüz üstü bırakmayan muhterem ve de muhteşem kişiliklerdir. Böyle bir karakter lider olmasın da ne olsun. İktidarları da insanları da gözden düşüren en önemli unsur kendilerine duyulan güveni kaybetmeleridir. 
Lider ruhlu olmak işin popüler tarafı ama güvenilir bir dost olmak işin en keyifli tarafı olsa gerek.

3 Ocak 2012 Salı

KADINIM, BARBIE BEBEK DEĞİLİM

   'Hayatım, bu elbise sana artık dar mı geliyor', 'Ay göbişi de pek şekermiş', ' Spor salonuna yazdırayım mı seni' Evet , bunlar kadınlar tarafından asla duyulmaması gereken, erkekler tarafından ise asla söylenmemesi gereken talihsiz cümle kalıplarıdır. Kadınların sürekli erkekler tarafından tenkit edilmesi; ilişkiyi baltalamak bir kenara, adeta baltalayan talihsizlikler zinciridir. Hele doğum gününüzde size göbek eritme kremi alan bir erkeği hiç düşünmek istemezsiniz. 
 Akşam şık bir yemektesiniz, rimeliniz biraz akmış. Bay çok bilmiş boş durur mu. Endişeli gözlerle size bakmaya başlar. Ve usulca size doğru yaklaşır. Siz önemli bir şey oldu sanırsınız ve   merakla onu takip edersiniz. 'Hayatım , rimelin akmış, sil hemen. Bak rezil olmaktan kurtardım seni' der ve oyun orda biter.
 Ama haklılar biz Barbie bebeğiz , kusursuzuz. Rimelimiz akamaz, göbeğimiz çıkamaz, hele dişimize ruj hiç bulaşamaz Haşa huzurda çarpılırız sonra. Ne kadar mutlu olurlar sonra minni minnacık kusurlarımızı yüzümüze vururken. 
Ah bir de kendilerini görseler bey mükemmeller. Sanırsın Biscolata reklamından çıkmış her biri. 30 yaşından sonra saçlı olanını ara ki bulasın, diş fırçasıyla randevuları tıraş fırçasından daha azdır. Hediye olarak aldığınız o canım kravatları öyle gömleklerle kombin eder ki o kravatla boğasın gelir onu sonunda. En kültürlüyüm diye geçineni yılda bir kitabı zor bitirir, sorsan hazmederek okuyordur. Tabii gazetenin futbol sayfaları entellektüel taraflarını yeterince doyuruyor. Ama hepsindeki en bariz özellik de şu ki; kirli çorap ve çamaşır sepet arasında ilişki kuramayışları. 
E tabii bir de egolarının şiştikçe sokak kapısına daha çok yaklaştıklarının  farkında olamayışları da en ortak özellikleridir aslında...