29 Ekim 2012 Pazartesi

BADE İŞÇİL İLE KASIMDA ELELE


       Aylık dergi keyfim en keyif aldığım anlardandır. İllaki yanımda kahvem olacak  bir de yanına arkadaşlık etsin diye ufak şekerlemelerim ya da çikolatam. İşte bu anlarda kendimi renkli  , parlak kağıtların arasında kaybederim. Yani aylık dopingim, dergilerimdir. 

        Bu ay da ilk Elele ziyaret etti evimi. Hele ki kapakta Bade İşçil'i görüp de buyur etmemek olmazdı. Sadece Kuzey Güney'den değil çocukluğundan ailesinden, değer yargılarından da bahsedilmiş bu keyifli röportajda. Yani ekranda izlediğimiz snob Banu ile Bade arasında uçurumlar kadar farklar olduğunu okuyunca anlayacaksınız. 
    Bu arada bu keyifli sohbete Koray Parlak'ın çekimleriyle nefis kareler eşlik ediyor. Kırmızı bir kadına bu kadar mı yakışır dedirtecek türden fotoğraflar kış modası hakkında da ipuçları sunuyor. 

       Doğal güzelliği, spora düşkünlüğü, işine bağlılığı ile Bade İşçil son zamanların en başarılı ve en görmek istenilen ekran yüzlerinden. Umarım nice güzel çalışmalarla uzun süre gözlerimiz üstünde olur.
       Elele'nin olmazsa olmazlarından biri de elbette Ayşe Arman röportajları. Bu ay ki konuğu  kadınları sesiyle aşık eden adamlardan biri, Uğur Polat. Ayşe Arman  ' Yakışıklılığının üzerine yatmayan , sürekli kendini geliştiren ve sahip olduğu değerleri etrafındakilerle paylaşabilmek için çaba sarf eden biri. Onun yeteneğine ve çalışkanlığına kayıtsız kalmak mümkün değil' diye bahsediyor. Bakalım, Uğur Polat kendi için neler söylemiş...

      Kış için ayakkabı modasından makyaj trendlerine birazdan şöyle bir göz atacağım. Bu arada Ebru Şallı Tan'dan 40 güzellik maskesi reçetesi de Elele'nin hediyesi. Üstelik kullanılan malzemeler de bulunması kolay.
       Şimdilik benden Elele havadisleri bu kadar. Müsadenizle....

28 Ekim 2012 Pazar

HUZUR MAKAMI

          Şu anda içimde bir huzur hali mevcut. Sebebi de NTV 'de yayınlanan Makam Farkı programı. Mustafa Keser, Zeki Müren, Ferhat Göçer ve daha bir çok yorumcunun berrak yorumlarını dinleme fırsatı buldum. Oğuz Haksever ve Mehmet Barlas'ın müziğe dair kısa sohbetleri de ayrı mest ediyor insanı. Kendi yayın saati cumartesi 23.15 ama ben bu sabah tekrarına rastladım. Yani Pazar sabahına makama farkıyla uyanmak ruha iyi gelir, tavsiye edilir. Hele dışarıda tatlı yakan bir güneş, sokaklar sessiz , kahvem ve keyfimi de yanıma aldım ki şu an.
         İşte bu program sayesinde tanıştığım ve hayran olduğum bir ses. Aslıhan Erkişi seslendiriyor. Neveser Kökdeş'e ait bir eser Kuş Olup Uçsam Sevgilimin Diyarına...


   Bütün bir haftanın yorgunluğundan  ruhunuzu arındırmak istiyorsanız Cumartesi 23.15 kaçırdım derseniz ise Pazar 9.15'te Makam Farkı'nı kaçırmayın.

27 Ekim 2012 Cumartesi

It Must Be Something Psychological


Bu aralar en çok dilime takılan şarkı ünvanına erişti kendileri. Axe'ın son reklam filmi kendi başına ayrı bir çarpıcılık taşısa da bu şarkı noktayı koymuştur. Hatta reklamın bile önündedir bana göre. Bu şarkı Songs of Couch and Consultation albümünde 1957 yılında yayınlanmış. Bana göre fevkaladenin fevkinde, enerjinin ötesinde. Onlarca yıl öteden gelen bu melodinin bu günün ritmini yakalaması hatta kendine hayran bırakması da ayrı bir güzellik bana göre. 
Hepinize, iyi dinlemeler.... 


Bu arada meraklısına şarkı sözleri de işte burada.
It must be something psychological 
It may be something very physical 
That makes me feel the way I do 
Whenever i'm in touch with you

I think it's something strange and mystical 
It might be something very chemical 
What is this force between us two 
That makes me gravitate to you

I know you're not my ego ideal
You aren't like my father or brother
But the way I feel __ not become
A sister, a pal or a mother
Still...

It must be something psychological 
It may be something very physical 
That makes me feel the way I do 
Whenever i'm in touch with you

It's something psychological

I know you're not my ego ideal
You aren't like my father or brother
But the way I feel __ not become
A sister, a pal or a mother

My yearning's really quite explainable
I want you 'cause you're unattainable
Just let me get my hands on you
And then I want somebody new

With me it's psychological

Kaynak: http://en.wikipedia.org    http://www.youtube.com/watch?v=zV5SPu-uB64 http://www.maxilyrics.com/


26 Ekim 2012 Cuma

MEMLEKETİMDEN KURBAN MANZARALARI

     Yine dünya basınını kıskandıracak anlamda memleketimizde toplu hayvan eziyetleri gerçekleşti. Saygı kelimesini bu kadar çok kullanan bir toplumun bu kadar hoyrat ve bencilce davranması ironik değil mi? Saygı demek, bayramda büyüklerin elini öpmek ve bacak bacak üstüne atmamak olduğunu savunup dururuz. Bu kadar basit mi? Küçüklere, bebeklere hatta tüm canlılara ve doğaya da saygımızı sunmaktan kaçınmamak gerek aslında. Mis kokulu tülbentlerle , tekbirlerle , insaf sahibi insanlarca kurbanlıklar verildi bir çok yerde , eminim.


 Ama her sene içimi acıtan hatta beni vegan olmayı bile düşündürten manzaralarla da karşılaşmaktan bıktı gönlüm, usandı. Kurban Bayramı'nın asıl amacının yardımlaşma, tabiata saygı  olduğunu ne çabuk unuttuk. Pompalı tüfekle vurulup hemen kasap tarafından kesilen bir haberle dün resmen sarsıldım. Kafaya çuval geçirmeler, sopayla vurmalar, vince asmalar ve daha bir çok üzücü manzara maalesef belleklerimize kazındı.

           
  En büyük sorun, kurbanın kaçması. Bence affedilemez bir suç bu. Kaçırma kardeşim. Emanete gözün gibi bakacaksın. Beceremiyorsan, başka çözümler arayacaksın. Böyle bayram mı olur? Canlının canlıya eziyet ettiği , uyuşturucu silahların su tabancası gibi kullanıldığı bayram mı olur? Belediyelerin son dönemde bu konuda yol katettiği aşikar. Görülen o ki yeterli değil işte. Bu konuda daha fazla tesis, çalışan kazandırılması şart.   Ancak keşke vatandaşımız da karşısındakinin kutsal bir emanet olduğunu unutmasa.


Bilenler bilmeyenlere anlatsın diye; Metin Akpınar'dan kurban nasıl kesilirmiş, izleyin bakalım.


25 Ekim 2012 Perşembe

Mustafa Kandıra'sız Bayram Düşünülemez



     Bayram sabahları beni 80'lerdeki çocukluğuma götürür. Anneciğim en güzel elbiseleri benim için çoktan dikmiştir ve papuçlarım baş ucumdadır. Erkenden kalkılır. Kahvaltı sofraları kurulurdu. Bir yandan televizyondan Mustafa Kandıralı Saz Arkadaşlarıyla verirdi bayram coşkusunu. Bayramlaşmaya, neşelenmeye hazırlardı tüm Türkiye'yi. Evet artık hazırdık bayrama.
      Ama bayramlaşırken annem beni her zamankinden daha sıkı kavrar daha çok öperdi. Sebebini pek anlayamaz, olsun çok hoşuma giderdi. Sebebini anne olunca anladım. Çocuklarımla her bayram sabahı öpüşüp koklaşmam Allah'ıma şükretmekmiş meğersem.
       Ben çocukken bayramlar yaza denk geldiğinden daha özgür koşardık sokaklarda. En fırfırlı eteğimle de hiç acımadan koşturur dururdum fayton peşinde, şeker peşinde.
       Bazen de aklıma hiç bayram yaşayamamış çocuklar gelir. Hüzünlenirim. Neyse siz bana bakmayın. Sevdiklerinizin kıymetini çok iyi bilin yeter....

BAYRAMLIK PİLAV

       Kurban Bayramı da geldi çattı sonunda. Günlerce süren alış veriş telaşı, Türk kadınının çamaşır suyu ile imtihanı ve büyük bir zevkle yapılan çikolata seçmelerinden sonra altı günlük tatil ikramiyeli bayram karşınızda. Hepimiz için sağlık , huzur ve barış dolu bir bayram olmasını dilerim. Ancak bir kurban bayramı ritüelini de unutmamak lazım. Bayram sofralarına layık nefis bir lezzeti de atlarsak çok şey kaçırmış oluruz.
   Karşınızda , bayramlık pilav. Nasıl mı? Yapması basit, sunması havalı.
Malzemeler:
1 kg kuşbaşı et
Pirinç
Garnitür(Bezelye, havuç, patates)
Tereyağ, tuz, su

        Etleri orta hararetli ateşte yumuşayana kadar pişiriyoruz. Önceden suda bekletip, yıkadığımız pirinçleri ve garnitürü de üzerine aktarıyoruz. Pirincin miktarına göre sıcak su ekliyoruz. Tabii bu arada tuzu unutmamak lazım. Suyunu çektikten sonra pilavın demlenmesi için 5 dk kadar bekliyoruz. Daha sonra büyük bir hamaratlıkla tencereyi büyük bir servis kabına ters çeviriyoruz. Bu rengarenk pilav çocukların da ilgisini oldukça cezbediyor. Ben bu lezzete tatlı  arkadaşım  Emel'in evinde rastladım ve hemen fotoladım. Benim gibi pilav tutkunları için ideal bir tat. İşin doğrusu lezzet bahane. Önemli olan bir sofra etrafında toplanabilmek, bir ekmeği huzurla bölüşebilmek.
           Bayram sofralarınız bereketli, neşeli, sohbetli geçsin efendim, iyi bayramlar:))

21 Ekim 2012 Pazar

BENİM CİCİ BLOGUM

Bumerang Ödülleri Oy Ver!
    Blogger olmak sanırım son zmanlarda veridğim en iyi kararlardan biri oldu benim için. Hayatı yorumlama becerime güç kattı diyebilirim öncelikle. Farklı bakış açılarını, yaratıcı fikirleri, mutlu yüzleri, hüzünlü anları hep blogger olmakla daha iyi anladım. Kimi zaman Paris seyahatine çıktım sayenizde kimi zaman da okuduğunuz kitaba göz iliştiriverdim. Sabah kahvaltılarında çay kaşıklarının sesini duydum bazen , bazen de gözyaşlarınıza ortak oldum. Neyse kısacası  Bloggerın bir numaralı dostu, dopingi, morali Bumerang Ödülleri'ne En Çalışkan Blog dalında adayım. Öylesine, haber vereyim istedim..  En Çalışkan Blog Esra'dan Dünya'yadır diyorsan, işte link burada...



16 Ekim 2012 Salı

BİR MOTİF MODASIDIR ALDI BAŞINI GİDİYOR

   Bu aralar her yerde farklı  motif örneklerine rastlamak mümkün. Özellikle kışın televizyonun karşısında üzerinize alacağınız kendin yap battaniyelere kim hayır diyebilir ki. Dünyamız kış aylarının da yaklaşmasıyla sosyal medyada vasıtasıyla motif yağmuruna tutulmuş vaziyettedir . Bu işin en riskli tarafı ise modellerin çokluğu ve güzelliği karşısında pes etme duygusuna kapılmaktır. En azından kendi adıma konuşabilirim.  
      İşte kafaları allak bullak eden , battaniye haline dönüşüp sevdiceğinizle film izlerken üstünüze almalık battaniyelikler...




















Kaynak: Pinterest

15 Ekim 2012 Pazartesi

Sevgilinizi Hararetlendirin

Son günlerin en gözde Facebook uygulamalarından bir tanesi de Lipton Ice Tea Hararetmatik. Lipton Ice Tea Türkiye sayfası üzerinden ulaşabildiğiniz Hararetmatik uygulaması, IVR teknolojisiyle gerçekleştiriliyor. Türkiye’de ilk defa, yapılan şakayı kayıt etme özelliğine sahip bu teknolojiyle oturduğunuz yerden istediğiniz arkadaşınızı şakalayabiliyorsunuz. Bunun için tek yapmanız gereken, Facebook listenizdeki arkadaşlardan dilediğinizi seçip telefonunuzu ve hararetini yükseltmek istediğiniz arkadaşın telefonunu yazmak. Bu basit işlemden sonra Türkiye’nin son dönemdeki gözde komedyenlerinden İsmail Baki tarafından canlandırılan 5 ayrı telefon şakasından birini seçebiliyorsunuz. Günde 3 şaka hakkınız var ve unutmayın her arkadaşınıza sadece bir defa telefon şakası yapabilirsiniz.

Olay sadece şakayla da bitmiyor tabi. Eğer arkadaşınız şakayı sonuna kadar dinleme sabrı gösterirse hem siz hem de o SMS ile birer çekiliş numarası almaya hak kazanıyor. Her hafta sonunda da en fazla çekiliş hakkı elde eden kişi ise içi dolu, özel bir Lipton Ice Tea dolabı kazanıyor.

İsmail Baki’nin birbirinden renkli taklitleri ile eşinizi, sevgilinizi de tatlı tatlı kızdırabilirsiniz. Zaten duyduğuma göre özellikle karı-kocalar birbirlerini bolca şakalıyormuş. Yeni bir heyecan arayışı mı, soğuk yenen intikam yemeği mi orasını ben bilemem. Tek bildiğim bu şakaların gerçekten de çok keyifli olduğu.

Siz de aşkınızda hararet derecesini biraz artırmak istiyorsanız uygulamanın linki burada.

https://www.facebook.com/liptonhararetmatik/app_395429340516909

Seslendirmenin yapıldığı stüdyodan kamera arkası görüntüler ise çok eğlenceli:

http://youtu.be/bmkAfVBRBT4

Bir bumads advertorial içeriğidir.

10 Ekim 2012 Çarşamba

INTERVIEW WITH THE BRAD PITT

     Son zamanların tartışmasız en yakışıklısı, en merak edilen ve en popüler aktörü Brad Pitt 1001 suratlı halini İnterview dergisi için tekrar sergiledi. Filmlerinde kılıktan kılığa girerken hiç zorlanmayan  Brad Pitt, Benjamin Button'dan  bu yana beni bu kadar şaşırtmamıştı. Snatch filminin yönetmeni Guy Ritchie 'nin -namı  diğer Madonna'nın eski kocası- sorularını cevaplayan aktörün röportajı ne yazık ki fotoğraflarının  gölgesinde kalmış. Röportajda Angelina Jolie ve 6 çocuklu yaşamlarından bahseden Pitt, Killing Them Softly ile 30 Kasım'da huzurlarımıza çıkıyor. 
       Özellikle Bob Marley usulü rastalı saçları ile hayranlarının beğenisini kazanmış. Açıkça itiraf ederim ki; Ben bir Brad Pitt hayranıyım. Interview With The Vampire filminden bu yana milyonlarca hayranı gibi ben de takibindeyim Fotoğraflarda yaşını almış, emekliliği yaklaşmış , biraz bitkin ama enerjik görünme çabalarında bir aktör gördüm. Pek de memnun kalmadım işin doğrusu. Ama Dünya kamu oyu beğenip takdir etmiş, saygı duyarım. 
        Neticede Esra'dan Dünya'ya saygılarımla....












8 Ekim 2012 Pazartesi

ÇOCUKLAR ÖMRÜN SABAHIDIR

     Günün ilk ışıklandığı saatler ne güzeldir, ne temizdir. İnsanoğlunun telaşı yollara düşmeden önce ne saftır her sokak. Güneşin gecenin ardından sunduğu ilk ışık demetleriyle çiçeklerin pembesi daha bir tatlı, elmanın kırmızısı daha bir canlıdır. Yol boyu uzanan çirkin inşaatlara ilk çekiç darbesi vurulmadan, trafikte kornalar çalınmadan, ayakkabının topuğu kırılmadan, hafta sonu ödevi evde unutulmadan önce ne rahat bir şeydir insan olmak.  İşte bu yüzden  çocuk olmak da ömrün sabahıdır . Telaşsız, hesapsız, kitapsız. Gün de ömür gibi ilerledikçe telaşı, gürültüsü artıyor ne yazık ki. İşin en kötüsü farkında bile olmuyoruz çoğu zaman.
     Çocuk olmak, yeşil yaprak boyu uzanan çiğ damlası olmak değil midir? Berrak ve duru, öylesine.

















Görsel Kaynak; Pinterest