28 Kasım 2012 Çarşamba

SANDVİÇ AŞKI BAŞKADIR

            Yumurta kırmayı bile beceremeyen insan duymuşsunuzdur. Ama sandviç yapmayı beceremeyen insan duymamışsınızdır herhalde. Dünya insanlarının ortak yaratıcılık noktası sandviçi basit bir atıştırmalık olarak görmeyi hiç istemem.  Çocuklara yemek yedirme savaşlarında bu ufacık tefecik dostlarımız büyük bir yardımcımızdır aslında. İki ekmek arasına biraz sebze biraz da peynir. İşte hem doyurucu hem koruyucu bir menü. Hem de anne sevgisi garantili. Ama ben en çok televizyon karşısı, keyifçi sandviççilerdenim.
            O anki ruh halinizi bile yansıttığınızı düşünürüm bu ufaklıkların . Karamsar ve aklı karışık bir gündeyseniz  sandviçin de aklı karışır, her şey giriverir içine. Neşeli bir günün sandviçi ise havalıdır, tabağın kenarında bir kaç süsleme mutlaka vardır. Ama benim sandviçlerimin vazgeçilmezi evvela domatestir. Hele sonbaharın son hasat domatesleri var ya , ufak tefek ama inadına lezzetli , işte onlardan olacak. Beyaz peynirim, siyah-yeşil zeytinim, biraz da mayonezli hardal sosum nasıl can katar canıma. Çok az salam, biraz salatalık, bir tutam da mutluluk:) Bu arada yeşil biberi sakın unutma. Baksanıza ortaya benim gibi aklı karışık bir sandviç çıktı. Tavuklu, ton balıklı, hindili, humuslu, amerikan salatalı, acılı, keyifli, senin gibi, benim gibi....
          Afiyet olsun...

















Görsel kaynak:Pinterest

27 Kasım 2012 Salı

TEKRAR TEŞEKKÜRLER BISCOLATA

     Neden mi teşekkürler?  Yıllardır reklam sektöründe, Barbie bebek seyretmekten bıkmıştık da ondan. Otomobil lastiğinden, şampuan reklamlarına kadar neredeyse tüm reklamlar upuzun bacaklı, sırma saçlı, afet-i devranlar oynayıp duruyor. Ve  bu duruma biz kadınlar çok ama çok bozuluyorduk.
       Alışveriş eyleminin öznesi kadın ise reklamlarda bizlerin dikkati çekilmeli aslında. Şimdi de Bay Balkon Göbekler düşünsün. İdeal kadından kasıtları moda dergisi kapağından fırlamış olan diye düşünen erkek milleti, Biscolata Star reklamı size kapak olsun artık.

      Geçen seneki reklam kampanyalarını bir üst çizgiye çekmeyi başaran yapım ekibi ise Dijital Sanatlar, yönetmen koltuğundaysa Can Ulkay oturuyor. Hem romantik hem yakışıklı olsun diyorsanız  Biscolata Starz reklam filmi tam size göre. Filmin müzikleri ise Özdemir Erdoğan'ın oğlu Mehmet Can Erdoğan'a ait .
       Çok ama çok beğendiğim bir reklam filmi ortaya çıkmış. Hani bir anda bitmesini istemezsiniz, biraz daha uzun olsun diye beklersiniz ya işte öyle bir şey.

Eee, ne diyelim ; reklamın fendi erkeği yendi :)



26 Kasım 2012 Pazartesi

MİLKİNG ALIR MIYDINIZ?

        Aman ben almayayım. Milking sosyal medyanın yeni marifetlerinden.  İngiltere'li öğrencilerin son icadı milking. Sokak ortasında birden bir şişe sütü kafadan aşağı boca edip, sosyal medyada paylaşıyorlar. Özellikle gençler arasında oldukça popüler.

          Gelelim benim konuyla ilgili görüşlerime. Ne diyebilirim. Özür dilerim ama, gönül rahatlığıyla yuh artık diyebilirim bu olaya. Nasıl bir doyumsuzluktur bu. Dünya'nın bir numaralı sorunu olan, kaynakların tükenmesini de bir kenara koyalım. Nasıl bir mutluluk hissi verir bir şişe sütün üstüne başına dökülmesi. Eğlence yamyamlarına döndük ey insanoğlu! Düğünlerde ateş açarız, bebekleri araba sürerken kucağımıza oturturuz, maçlarda sahaya ne bulursak atarız,çocukları hoop tavana fırlatırız,  alkollü araba kullanırız.
           Ya , işin aslı yaptığımız bunca saçmalığı gözden geçirince milking bana süt gibi  masum geldi. Neyse herkesin eğlencesi kendisine. başkasına zara vermediği müddetçe.

Meraklısına videosu işte burada...




24 Kasım 2012 Cumartesi

BİR ÖĞRETMENLER GÜNÜ POLEMİĞİ DAHA

 
 Hiç bir öğretmen, öğrencisine sokakta mendil sattırmaz. Öğrencisine, ergenlik çağına geldin okulu bırak hemen evlendirelim seni demez. Veya bugün misafirlerim gelecek ayak altında dolaşma demez. Ama en önemlisi hiç bir öğretmen , öğrencisini camii avlusuna bırakmaz. Daha canicesini mi söyleyeyim? Başını taşla ezip , çöp kutusuna atmaz. Ama bazı anne babalar bunları yapar. Şaşırmayın, ilk defa duyuyormuş gibi de yapmayın.
    Bunları neden mi yazıyorum? Bir polemiklerle dolu öğretmenler gününe daha hoş geldiniz de ondan. Toplumun geri kalmışlığının faturasının siyasiler ya da bazı kendini bilmezler tarafından öğretmenlere yüklenmesine ses çıkarınca bakalım ne tepkiler alacağım?
      Öğretmenle günde en fazla 6 saat birlikte olan çocuğun evde 18 saat geçirdiğini basit bir çıkarma işlemi ile herkes anlayabilir. Canını dişine takıp , gece gündüz yavrusunun geleceği için çabalayan nice anne babalar var. Onların önünde her daim saygıyla eğilir öğretmen. Bir de 'Okuyup ne olacak, ben senin kadar okumadım ama senden çok kazanıyorum' diyen fikir fakiri kimseler de var.
     Benim öğrencilik hayatımda  çok sevdiğim, model aldığım öğretmenlerim oldu. Bir de hiç dinlemek istemediğim, kanımın ısınamadığı öğretmenlerim de oldu. İyi ki oldu. Aradan yıllar geçti. Ben de sonunda eğitim ailesinin bir üyesi oldum. Ve benim, annesinin şiddetinden okula sığınan öğrencilerim oldu. Ayakkabısını ellerimle bağladığım, terini sildiğim, çay simit yediğim öğrencilerim oldu. Yeri geldi anne babalarla tartıştım. Sebep mi? Çocuklarını ihmal ettikleri için. Eve gelince öğrencilerini düşünmeyen hiç bir öğretmen yoktur. Ayağı ya da kolu kırık halde öğrencilerini ihmal etmeyen öğretmen arkadaşlarım da var benim.. Çocuğu ateşler içinde kreşte ya da bakıcıdayken sınıfında öğrencilerinin terini kontrol eden binlerce öğretmenim var.
     Artık başarısızlıklarımızın sorumluluğunu başkalarına yüklemeyelim. Hatalarımızı tekrar etmememizin  tek yolu kendi payımıza düşen hisseyi almaktır.
          Aile ve öğretmenin  karşı karşıya değil omuz omuza olduğu günler dilerim...
   

20 Kasım 2012 Salı

Ailenizle Eğlenceli Vakit Geçirmenin Sırrı!

xbox

İş, güç, trafik ve diğer zorunlu sosyal aktiviteler... Ailemizle geçirmemiz gereken zamanın bir bölümünü bizden çalarlar. Peki, geriye kalan zamanı nasıl eğlenceli şekilde değerlendirebiliriz?

İşte cevabı: Xbox Kinect!

Benim için en güzel yanı da Türkçe olarak satışa sunulacak olması. Üstelik birçok yeni Kinect oyunuyla birlikte. Çocuğunuzla birlikte evden çıkmadan sabah sporu yaptığınızı düşünün. Eşinizi yanınıza alıp çılgın dans figürlerini bir çırpıda sergilediğinizi... Ufacık bir botun üstünde Amazon Ormanları’nda keşfe çıkmak sizce nasıl olurdu? Bence mükemmel olur!

Burada sayamadığım daha birçok oyuna ulaşmak artık mümkün. Siz şimdiden ufak egzersizlerle bu sıradışı oyun konsoluna ve oyunlarına hazırlık yapmaya başlayın...

Detaylı bilgi için; http://www.xbox.com.tr

Bir bumads advertorial içeriğidir.

19 Kasım 2012 Pazartesi

NEFES

 
     Kimi zaman daralır insan. Nefes alır da bedenine , ruhuna bir türlü aldıramaz. Sağa sola bakınır, medet arar etrafındakilerden.Arar da başka nefessiz ruhlar görür o anda.  İşte böyle zamanlarda  yüzünü gökyüzüne çevir. Dünyanın kalabalık yalnızlığından sıyrılıverirsin o zaman. Yüzüne gökyüzüne çevir ki gerçek huzurun evrende yani kendinde olduğunu hatırla. 
    Gökyüzünde dolanan pamuk şeker bulutlar da senin, güneş de. Haydi çek ruhuna derin bir nefes, şöyle en mavisinden...

13 Kasım 2012 Salı

BİLGE ANNELİK

      
     Yunan mitolojisinde bilgelik, sanat, strateji ve barış Tanrıçası Athena'dır.Bu yüzden anneliğe çok benzetirim Athena'yı.  Bütün bu ünvanların bir kadın sembole verilmesi de hiç şaşırtmadı beni aslında. Çocukları hayata hazırlarken tüm annelerde bulunması gereken özellikler tüm bunlar. Ancak, sanat, strateji ve barıştan yana oyunuzu kullanmıyorsanız bilgelikten nasibinizi almanız da bir o kadar güçtür. 
         Anne sanatçıdır, en güzel ninnilerle uğurlar uyku diyarına yavrusunu. Tabağını özenle hazırlar, usta heykeltıraşları kıskandıran sabrıyla oyun hamurundan keyifli anlar yaşatır yavrusuna.
      Anne strateji ustasıdır, evdeki güç dengesini kurar sağlam temellere. Uyku saatini, en keyifli anlara dönüştürmesini bilir.                                             
    Anne barıştır, arkadaşıyla kavga edince uzlaştırmayı bilir.  Kılıçlar, silahlar yerine ayıcıklar , legolarla dolu olsun ister oyuncak sepeti. Tüm bunlara sahip olmak da bilgelik tacına layık olmaktır aslında. 
            Anne çocuk arasındaki ilişki usta çırak ilişkisi gibidir ilk bakışta. Ancak bu durum yanıltmasın sizi. Usta olan anne değil çocuktur. Çırak ise bilgeliğin peşinden koşan kadındır. Sevginin ve sevmenin bilgeliğini hangi kitap , hangi okul öğretir?  Bilgeliğe sahip anne bunun farkındadır. 
            Ancak, her çırak gibi ustasını dikkatle takip etmeli, yaptığı her davranıştan bir ders çıkartmayı  da bilmeli. Kimi zaman usta, çırağı sınavlardan geçirir. Bazen  hasta olur, uykusuzluğa dayanıklılığını ölçer çırağının. Bazen de küser , sabrını ölçer annesinin. Bazı ustalar  yemek seçer, maharetlerini sınar Bilge Athena'nın. 
            Velhasıl, annelik sınavları hiç bitmeyen bir bilgelik okuludur. Ustası onu çok seven ama sert sınavlardan geçirmeyi de ihmal etmeyen bir melektir.  Bilgelik okulunun annelerinin sembolü ise affeden kalpleriyle ağzında zeytin dalı tutan yüce gönüllü bir güvercindir...
        
Görsel: Raffaello- Colonna Madonna

8 Kasım 2012 Perşembe

ELVEDA KAHVE ÇEKİRDEĞİ

       İngiltere'de yapılan bir araştırma sonucuna göre 2080 yılında kahve çekirdeklerinin neslinin tamamen yok olabileceği açıklandı. Kötü bir şaka gibi geliyor kulağa ilk başta. Yüzyıllardır insanoğluna huzur ve keyif vermesiyle nam salmış, milyonlarca tiryakisi mevcut olan kahvenin soyunun yaklaşık 70 yıl içinde tükenebileceği haberine önce inanmak istemedim. Sebebini de fazla düşünmeye gerek yok sanırım. Hunharca tüketen, tabiat anaya ihanette sınır tanımayan biz insanlar. Londra Botanik Bahçesi'nde  yapılan  araştırmada sera gazı etkisi ile Arabica kahve çekirdeklerinin%33 ile 99 arasında azalacağı tespit edildi.
    Sera gazı etkisindeki rolümüzü de unutmayalım bu arada. Ormanların yok edilmesi, fosil yakıt kullanımı, aşırı tarım yapılması atmosfere büyük miktarda karbondioksit ve diğer sera gazlarının salınımına sebep oluyor. Atmosferde sera gazlarının tutulması da Dünyamız'da ısınmaya yol açıyor. Ardından gelişen olaylara hiç birimiz yabancı değiliz. Hava sıcaklığına bağlı olarak buzulların erimesi, kuraklık seller, kasırgalar, bitki ve hayvan türlerinin de azalması bilim insanlarınca defalarca dile getiriliyor halbuki. 


    Ancak gerçekler suratımıza tokat gibi çarpınca anlıyoruz durumun vahametini. Sadece kahve çekirdekleriyle durumun sınırlı kalmayacağının da bilincindeyiz sanırım. Bir çok tohum ve çekirdek de tehdit altında. 
     Çevremizde küçük fidanlıklar oluşturmak bile doğadan bir af dilemedir bana göre. Plastik ürün kullanımını azaltmak, bez alışveriş poşetleri kullanmak, toplu taşımayı daha çok tercih etmek de seçenekler arasında. 
       Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var der dururuz ama üzgünüm, kahvenin bundan sonra verecek ne hatırı ne de vakti kaldı. 
Haber kaynak: http://www.ntvmsnbc.com
Görseller: www.pinterest.com

6 Kasım 2012 Salı

Tohumlarımızın Nesli Tehlike Altında!

Binlerce yıllık tarım geleneğini barındıran Anadolu topraklarında yetişen yerli tohumlar yaşamın sürekliliğini temsil ediyor.

Atadan kalma tohumlarımız;

* Lezzetli ve sağlıklı gıdaların temini için birer genetik hazinedir
* Binlerce yıldır değişen koşullara uyum sağlayarak günümüze ulaşmayı başarmış numunelerdir
* Tarımsal biyoçeşitliliğin önemli bir parçası ve yaşamın sürdürülebilirliğinin olmazsa olmazıdır
* Dışarıya bağımlı kalmaksızın ülkemizin gıda güvenliğinin teminatıdır

Ancak bugün Anadolu’ya özgü yerel tohum çeşitliliğimiz yok oluyor. Tek seferlik, ticari tohumların egemenliği nedeniyle gıdamızın ve geleceğimizin güvencesi yerli tohumların nesli tehlike altında! Yeryüzünde zengin çeşitlilikteki yaşamı sürdürebilmek, atalık tohumlarımızı gelecek kuşaklara aktarmamıza bağlı.

TOHUM TAKAS AĞI, yüzyılların bilgisini taşıyan yerli tohumlarımızın korunup yaygınlaşmasını amaçlıyor.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin, Adım Adım Oluşumu desteğiyle yürüttüğü TOHUM TAKAS AĞI KAMPANYASI’na destek olarak,

* Anadolu’nun dört bir yanındaki ekolojik çiftliklerde yerli tohumların çoğaltılarak paylaşılmasını sağlayacak;
* Bu toprakların yüzlerce yıllık bereketinin, lezzetinin, besin zenginliğinin ve kültürünün gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için sağlam patikalar oluşturacaksınız.

Verdiğiniz desteğin her kuruşu binlerce yeni tohuma dönüşecek...

Kredi kartı ile bağış yapmak istiyorsanız: https://www.bugday.org/portal/BagisAdimAdim.php

EFT/havale yoluyla bağış yapmak istiyorsanız:
Alıcı Adı: Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
Garanti Bankası Karaköy Şubesi - Şube No: 400
Hesap No: 6295240
IBAN No: TR67 0006 2000 4000 0006 2952 40

www.bugday.org - www.yasasintohumlar.org
facebook.com/BugdayDernegi
twitter.com/BugdayDernegi
Twitter paylaşımlarınız için hashtag: #YasasinTohumlar

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

5 Kasım 2012 Pazartesi

AŞK TANRIÇASININ YEMEK OKULU

      Kitabı D&R'da ilk gördüğümde önce bir duraksadım. Sıcacık , kırmızı pötikareli örtülerle bezenmiş lezzetli kokuların burnunuza geldiği küçük ama mutlu bir mutfak sizi Mavi Yengeç Adasına davet ediyor. Kitabın ismi ise gayet merak uyandırıcı , Aşk Tanrıçasının Yemek Okulu. Melissa Senate'nin bu kitabını solukta okumaya başladım. Okumaya başlar başlamaz bu iştah açıcı kapağın beni yanıltmadığını gördüm.

        Kitapta İtalyan asıllı bir ailenin mutfak sırlarını paylaşma imkanı bulurken, güçlü kadın karakterlerini de merakla okuyacağınızdan eminim. Holly, büyükannesi Camilla'yı  kaybettikten sonra  Mavi Yengeç Adasındaki yemek okulunu  işletmeye başlar. Ve büyükannesinin en büyük mirası tarif kitabının satırlarında gerçek aşkın iksirini de aramaya koyulur. Holly'nin büyükannesi kitabın ana unsuru hatta kitabın Aşk Tanrıçası. İtalyan ve Aşk Tanrıçası denince aklıma haliyle Sophia Loren geldi. Zaten kitapta benzerliklerinden bahsediliyor.

 Aşk iksiri kıvamında İtalyan lezzetleri, gerçek aşk peşinde ve mücadeleci bir kadın, bir de mutfakta Sophia Loren ile karşılaşmak istiyorsanız Aşk Tanrıçasının Yemek Okulu tam da size göre. 
        Yemekleri lezzetli kılan ne kullanılan malzemedir ne de sunumdaki şatafattır. Yemekleri lezzetli kılan yiyecek olan kişileri düşünmek ve onları mutlu etme arzusudur bana göre. İşte elin lezzeti sevgiyle böyle karışıverir sofralara. Hamur yaparken, toprakla bütünleştiğini düşünmek, domatesleri yıkarken tarladaki halini hayal etmek, zeytinyağının rengine vurulmak: işte benim yemek aşkım da böyle bir şey.

     Aşk ve yemek hayatın vazgeçilmezleri, ikisi de olmadan yaşanmıyor neticede...


4 Kasım 2012 Pazar

35'E İNAT AFFAN DEDE'YE


ÇOCUKLUK
Affan dedeye para saydım, 
Sattı bana çocukluğumu. 
Artık ne yaşım var ne de adım;
Bilmiyorum kim olduğumu. 
Hiç bir şey sorulmasın benden; 
Haberim yok olan bitenden. 
Bu bahar havası, bu bahçe; 
Havuzda su şırıl şırıldır. 
Uçurtmam bulutlardan yüce, 
Zıpzıplarım pırıl pırıldır. 
Ne güzel dönüyor çemberim; 
Hiç bitmese horoz şekerim!



    Der, Cahit Sıtkı Tarancı. Bu şiiri ilk okuduğumda ilkokul sıralarındaydım. Ama çocuk aklıyla anlaması da ne zor bir şiirdir. Hiç hoşuma gitmezdi bu dizeler. Hemen büyümek isteyen bir çocuktum. Yani diğer milyonlarca çocuktan bir farkım yoktu . O zamanların Esra'sı şöyle der durur ve için için kızardı şaire.;' İnsan neden çocuk olmak ister? Sabah erkenden okula gitmek, ıspanak yemek, erken yatmak, ödevlerini yapmak ister?'...

    Çocukken yetişkin  olmayı istemek ne güzeldir. Tıpkı yetişkinken  çocuk olmayı istemek gibi. Çocukken zorla yaptıklarını insan rutin olarak yapmaya başlayınca anlıyor zaten büyüdüğünü. Şu anda bir öğretmen olarak her sabah 6'da kalkıyor ve okula gidiyorum. Ispanak yemeğini de sağlık namına tüketiyorum. Araştırmalarım, ödevlerim ise şimdilerde hiç bitmiyor. Yani bir yetişkin olarak en büyük lüksüm geç yatmak. Gecenin huzuruna, sessizliğine 35 yıldır hayran bir bünye benimkisi. Gerçi çocukken de bir yolunu bulur kaytarırdım uykudan. 
     Cahit Sıtkı'dan 35 Yaş şiirini paylaşacaktım ki sizlerle, aklıma bu şiir geldi. İtiraf edeyim, biraz inatçıyımdır. O zaman dedim, 35'e inat Affan Dede'ye çıksın bu akşam tüm yollar. Başta korktum, nasıl alışacaktım yolun yarısına. Sonra dedim ki, O bana alışsın. 

     Şu aralar beni mutlu eden şeyler neler , onları da tarihe kaydetmesem olmaz tabii..

1. Evim, yuvam her zaman 1 numaradadır. Yerini kimselere kaptırmaz çekirdek ailem ve geniş ailem. Hayatın kriz çözüm merkezleridir onlar.
2. Dostlarım, arkadaşlarım. Enerji dolum noktalarım onlar benim. Hani Türk kahvesinin yanındaki çikolata ekstra mutlu eder ya insanı. Kahvenin buruk tadını bir anda lezzet pınarına dönüştürür ya, işte arkadaşlarım da hayatın buruk tadına inat her daim yanımdaki çikolatalarımdır.
3. Kitaplarım. Evime gelen her kitap, sonsuz hürmeti hak eder. Özenle kütüphanedeki arkadaşlarının yanında yerini alır. Karalanmaz, kazayla bile yırtılamaz. Taa, kaç hayalgücü öteden evimi ziyarete gelmiş. Bana kaç dünya tanıtma sözü vermiş. Saygım, sevgim okumaya başlamadan önce bile vardı hep de var olacak. 
4. Kahve kokusu. İçmesi ayrı keyif, kokusu başka bir alem. Her sabah bir fincan kahvem beni uykudan dürtecek ama önce illa ki kokusu ruhuma hücum edecek.

5. Teoman. İstanbul'da Sonbahar'ı dinlemek... Sabahları otobüste kulaklıklarımın ardında Teoman notalarda, bambaşka bir dünya..
6. Limonlu cheese cake. Bunun üstüne fazla bir şey söylemeye gerek yok sanırım. Bu aralar beni kocaman gülümseten tatlardan bu yüzden listeye girmeyi hak etti. 
7. Orhun &  Ege. Çoban yıldızım onlar benim. En karanlık gecede bile doğru yolu gösterirler bana...



İşte benim Top 7 listem. Dilerim yııllar geçtikçe bu liste daha da çoğalır, şenlenir...


2 Kasım 2012 Cuma

Mutfağınızdan Cam Ürünler Eksik Olmasın



Kullanım kolaylığı sağladığı, hafif ve ucuz olduğu için mutfaklarımızda kullandığımız birçok ürünü plastik olarak seçiyoruz. Plastik ürünlerin sıcakla temas etmesi sonucu kansorejen bir madde haline geliyor. Plastik maddelerin kansorejen madde içermesi ve aşındıkça mikrop üretmesi sebebi ile günlük yaşantımızda artık plastik ürünlerden uzak durmamız gerekiyor. Özellikle gıdalarımızı koyduğumuz saklama kaplarını, çocuklarımızın eline verdiğimiz kırılmaz plastik bardakları, ve kaşıkları mutfaklarımızdan tamamen çıkarmalıyız.
Ünlü isimlerin tavsiyesi ile alışveriş imkanı sağlayan Jetrend.com da bu hafta Sinem Güven’in sizler için birçok ürün arasından özel olarak seçtiği cam ev gereçlerini bulabilirsiniz. Farklı boylarda ve formlarda cam saklama kapları, kavanozlar, renkli french pressler, cam termoslar, şişeler ve bardaklar mutfağınıza şıklık katacağı gibi aynı zamanda sağlığınızı da korumanıza yardımcı olacak. Özellikle uzun süreyle gıdalarınızı sakladığınız plastik kaplarınızı bir an önce cam olanları ile değiştirin. Jetrend.com’da bu cam ürünlere %34 indirimle sahip olabilirsiniz.

1 Kasım 2012 Perşembe

Anneysen.com'da Uyku Meleği

      Anneliğin en keskin virajlarındandır,  çocuklarda uyku sorunu.  Uyku Meleği , Seride Samukaş Karaç'a ulaşmak için Anneysen.com'a tıklamanız yeterli. Bakın Uyku Meleği kendisini nasıl tanıtıyor. Anneysen.com yine annelerin hemen yanında.


Uyku Meleği, yani ben, Seride Samurkaş Karaç, geç gelen ve zor geçen bir hamilelik döneminden sonra, oğlumun geceleri yaşadığı ağlama krizlerine çare ararken uyku danışmanlığını keşfetmiş bir anneyim.
Çocuk uyku düzeni bozuklukları konusunda Amerika’da The Sleep Lady ® olarak tanınan Kim West’den eğitim aldım ve bu konuda geçtiğim sınavlar ve tamamladığım staj vakalarından sonra sertifika almaya hak kazandım.
Amacım, 0 – 6 yaş çocuklarında uyku düzeni bozukluklarının bir kader olmadığını ve bu konudaki vahim tablonun, tamamen geleneksel şekilde, nesillerdir gelen yanlış bilginin bir sonucu olduğunu bütün Türk annelerine aktarmaktır. Bu bağlamda gerek www.uykumelegi.com üzerinden gerekse www.anneysen.com 'dan genel bilgiler aktarmaktayım. Ayrıca ihtiyaç duyan ailelere uyku danışmanlığı ve koçluğu hizmetleri de vermekteyim.