31 Ocak 2013 Perşembe

NİNJA ANNEYE NASIL DÖNÜŞTÜM

      Erkek çocuk annesiyseniz bu başlık size hiç tuhaf gelmeyecektir. Hele iki yada daha fazla sayıda evde erkek çocuk varsa ninja , jedi ve bazen de vahşi batının delikanlı kovboyu olmak zorundasınız. Özellikle bu seneki sömestr tatilinde bunu çok daha iyi anladım. Evimizde sürekli bir aksiyon, koşuşturma ve uçuşan yastıklar söz konusu bu aralar. Çocuklar büyüdükçe daha temalı oyunlar kurmaya başlıyorlar. Ama işin iyi tarafı birbirlerine zarar vermemeleri  gerektiğini biliyorlar ve ben kendimi Star Wars'ın kamera arkasını izliyor gibi hissediyorum. 


   Çocukluğundan bu yana , Jackie Chan'in tüm takunyalı filmlerini izlemiş, James Bond'u hatim etmiş,  Han Solo hayranı , Jet Li meraklısı bir anne olarak içimdeki dövüş sanatları ustası da uyanıverdi. Bu kadar aksiyona dayanmam, dur, sus, etme eyleme yavrum diye  eğlenceye limon sıkmam eğlenceyi kaçırmam anlamına gelirdi. Ama tabii ninjalığın esaslarına uygun yetiştiriyorum küçük padawanlarımı. Ne de olsa Usta Yoda'nın talebeleriyiz.  Kimse kimseyi incitmeden, hayalgücü dozu yüksek , kah yerlerde kah gökyüzünde bazen de bir ormanda Dünya'yı kötülerden her sabah kahvaltıdan sonra kurtarıyoruz. Dopaminimize sağlık, bundan böyle birlikte kuduracağız. 
    Benim içimdeki çocuk, onların da içlerindeki kahraman derin bir nefes alıyor böylelikle. 
    Velhasıl, güç sizinle olsun :)
    

30 Ocak 2013 Çarşamba

KIŞ KUTLAMASI

     Eylül ayından bu yana bizim evde de tatlı bir yorgunluk, buram buram ev hasreti vardı. Sabahın erken saatlerinde çoluk çocuk evden ayrılıp ancak akşam saatlerinde bir araya gelebiliyorduk. Neyse beklenen oldu ve 15 günlük muhteşem bir tatili sonunda hak ettik. Cankuşlarım Orhun ve Ege'nin karnelerinin baştan sona yıldızlı olması da tatile daha bir mutlu girmemizi sağladı elbette.

     Bu durumu kutlamadan olur mu hiç? Minik bir doğa kaçamağı için Samsun Meşe Tesisleri'nde kahvaltı için soluğu aldık. Hem şehrin kıyısında hem doğanın tam ortasında benim vazgeçilmez adreslerimdendir Meşe Tesisleri. Hem çalıştığım okulun yakınında olması da ayrıca çekiyor beni buraya.

Soframızın baş tacı elbetteki Orhun ve Ege'nin  en sevdiği tat olan kuymaktı. Ama itiraf edeyim ben bu kadar güzel yapamıyorum ata lezzetimiz olan kuymağı. Belki de her şeyin tadı huzurda, bir arada sağlıkla olmakta. Hani derler ya, anne olunca anladım. Huzurun, sağlığın, mutluluğun da değerini anne olunca anlıyor insan.

 Uzun bir maraton sonrası ipi göğüsleyen atletler gibi hissederim kendimi karne zamanı. Hem öğrenciliğimde  hem öğretmenlik hayatımda hem de annelik serüvenimde bu durum hiç değişmedi.
      Sonrasında minik bir doğa gezisi yaptık. Yaz aylarında cıvıl cıvıl olan ağaçlar, piknik alanları yapayalnız ama bir o kadar misafirperverdi. Ocak ayının ortasında çiçek veren biberiyeyle selamlaştık sonra mor çiçekler gördük,  sarı yaprakların arasından selam verdi aileme.
     Alabildiğine gri olsa da gökyüzü, görmek istedikten sonra hepimiz allarını, morlarını, sarılarını , yeşillerini görebiliriz hayatın. Sizce de öyle değil mi.)












28 Ocak 2013 Pazartesi

DERİN BOHEM

  
Sosyete denince ilk akla gelen isim elbetteki Derin Mermerci'dir. Saçı, makyajı , çantaları, ayakkabıları ile anılmanın yanı sıra ünlü isimlerle de yaşadığı aşklarla hep göz önünde olan bir isim. Son zamanlarda yakışıklı mı yakışıklı oyuncu Kaan Urgancıoğlu ile ilişkisi ile gündeme geldi.
       Derken, Kaan'ın onu  saçından çekmesi ya da sürüklemesiyle ilgili haberler süsledi medyayı. Biz tam Kaan'ı ayıplamaya başlamışken, Derin Mermerci'nin Habertürk röportajından bana göre yılın ilk bombası geldi. 'Kaan bir bohem*, kalpten yapıyor' demez mi güzel kadın. Ne demek bu şimdi? Saçını çekmek, içten gelen bir davranıştır o halde yapılabilir. Yarın tokat atar, o da içinden gelir. Sonra, sonrası var mı orman kibarlığının.  Toplumumuzun en büyük sorununun öfke kontrolünü sağlayamamak olduğu konusunda herkes hem fikirdir, eminim. Bir de eğitimli, varlıklı, güzel ve özgür bir kadın yaşanan çirkin olayı bu şekilde meşrulaştırıyorsa gerisini siz düşünün. 
       Elbetteki toplumumuzun en büyük derdi Derin&Kaan aşkı ya da çekişmesi değil. 'Bohemdir, hem sever hem döver' deyip işin içinden sıyrılmak nasıl bir özsaygının ürünüdür, tartışılır...

Bohem:Yarınını düşünmeden günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan (kimse veya topluluk)- TDK sözlük

23 Ocak 2013 Çarşamba

SENİN BÜTÜN ŞEKERLERİNİ YEDİK BİZ!!!


  Youtube'ı adeta sallayan 7'den 70'e herkesin şaşkınlıkla izlediği bu videoyu hemen paylaşmak istedim. Bu ara tüm sosyal medyada 'Senin Bütün Şekerlerini Yedik Biz' paylaşılıp duruluyor. Ben durur muyum hiç?    A.B.D.'li komedyen Jimmy Kimmel'in çocuklara yaptığı bir şakanın görüntüleri bir araya getirilmiş. Aileler çocuklarına Cadılar Bayramında topladıkları şekerleri yediklerini söylüyor. Sonrası mı? Hem çok beklenildik hem çok şaşırtıcı. Adeta sosyolojik bir vaka. İnsan izlerken düşünüyor, acaba benim çocuğum ne tepki verirdi diye. ???





 

21 Ocak 2013 Pazartesi

Bağdat Caddesinde Yıkılan Bina Yeniden İnşa Ediliyor



Deprem riski ile ilgili Bağdat caddesinde yapılan araştırmaya yönelik haberi hatırlarsınız. Yapılan teknik incelemelerde İstanbul’un en lüks semtlerinden biri olan Bağdat Caddesindeki binaların %80’inin depreme karşı dayanıklı olmadığı ortaya çıkmıştı. Çoğunluğu 30 yılı aşkın olan binalar ekonomik ömrünü doldurmuş ve şuanki deprem yönetmeliğine uygun olmayan yöntemlerle inşa edilmişti. Çürük çıkan binalardan Tevfik Apaşa apartmanı sakinleri, kentsel dönüşümden yararlanarak binalarının yeniden inşasını kabul ettiler. Deprem risk raporunun hazırlanmasıyla başlayan serüven binanın yıkımı ile devam etmişti, şimdi de yeniden inşası için kollar sıvandı. Resimde de görüleceği üzere yeni bina estetik açıdan da çok hoş görünmesiyle birlikte, deprem riski açısından çok da güvenli bir yaşam alanı olacak. Binanın rapor, yıkım ve yeniden inşa aşamasında görev alan Tektaş Mühendislik, sadece İstanbul’da yıkılıp yeniden inşa edilmesi gereken ya da güçlendirilmesi gereken pek çok bina bulunduğunu belirtiyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının riskli binasını yeniden inşa eden ya da güçlendiren bina sakinlerine uzun vadeli ve 2 yıl ödemesiz kredi desteği ile aynı zamanda kira yardımı da yaptığını belirten Tektaş Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çatalkaya, Uzman TV’de konu ile ilgili detaylı bilgi vermekte.

20 Ocak 2013 Pazar

Öğrencilerin Okullarda Sık Karşılaştığı Sorunlar



Yeni hazırladığım bir çalışma, sizinle paylaşmak istedim. Okullardaki sorunlardan bahsedip duruyoruz ama çözüm önerilerinde uzlaşamıyoruz. Psikolojik Danışman gözünden okullarda en sık rastladığımız sorunları kaleme aldım, umarım biraz olsun faydası dokunur; İşte ana başlıklar:
·         Okul Fobisi
·         Ders Başarısızlığı
·         Akran İstismarı
·         Karşıt Gelme Bozukluğu
·         Sınav Kaygısı
OKUL FOBİSİ                          
Kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da bu konuda isteksiz görünmesidir.
Okul fobisi olan çocuklar, okula olan isteksizliklerini tipik bir biçimde bedensel yakınmalarla dile getirmeye çalışan, bu nedenle kendilerini evde tutumları yolunda anne babalarını ikna etmeye çalışan çocuklardır
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
·         Aşırı koruyucu aile tutumları yerine destekleyici aile tutumu sergilenmesi
·         Öğrencinin okul öncesi eğitim alması
·         Anne, baba ve sınıf  öğretmeninin ortak tutum sergilemesi
·         Ebeveynlerin kararlı olması
·          
DERS BAŞARISIZLIĞI
·         Okul başarısızlığı gösteren çocuklarda genellikle;
·         Amaç ve değer eksikliği
·         Aşağılanma sonucu oluşan duygusal örselenme
·         Olgunlaşmamış ilişkiler
·         Endişe ve huzursuzluk gibi belirtiler gözlemlenir.
OKUL BAŞARISIZLIĞININ NEDENLERİ
·         Aileye bağlı nedenler
·         Sınıf ortamına ve öğretmene bağlı nedenler
·         Öğrencinin sağlık problemleri( görme ve duymada azlık)
·         DEHB
·         Özgül Öğrenme Güçlüğü
·         Zeka Geriliği
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Okul başarısızlığının nedenlerinin tespit edilmesinde öğretmen ve aile işbirliği
Okul Psikolojik Danışmanıyla ve Rehberlik Araştırma Merkezi ile işbirliği
Aile ziyaretleri
Sınıf öğretmeninin sınıf içinde alacağı tedbirler.  ( Öğrencinin ön sırada oturması, motive edilmesi, güçlü yanlarının ön plana çıkartılması

AKRAN İSTİSMARI
Bir bireyin/grubun başka bir bireye yönelik olarak uyguladığı,
Tekrarlayıcı ve sürekli olan,
Gücün sistematik olarak kötüye kullanılmasını içeren,
Zarar verici ve incitici saldırgan davranışlar olarak tanımlanır.
Ortaokul yıllarında akranlarını istismar eden gençlerden %60’ı en az bir kere suç işlemektedir.
Tüm Dünya’da 7 öğrenciden biri akran istismarına uğramaktadır.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Şiddet uygulayan çocuk şiddet uygulanan çocuktur.
Ailenin ihmal ve istismara dayalı tutumları tespit edilip gerekli önlemler alınmalısı
Okulda öğretmenlerin ve Okul idaresinin ortak tutum sergilemesi
Okul ortamında denetimlerin arttırılması.
Müdahalenin yetersiz olduğu durumlarda istismar uygulayan öğrencilerin Çocuk Psikiyatri uzmanına sevk edilmesi

KARŞIT OLMA KARŞIT GELME BOZUKLUĞU
KGB çocuk ve ergenlerde görülen bir davranış bozukluğu rahatsızlığıdır. Çocuğun veya ergenin yaşına göre normal sayılamayacak derecede itaatsiz olma durumu, tartışmacı tavrı ve aileye karşı koyması gibi davranışlarla kendini gösterir.

Birçok çocuk ve ergen gelişim sürecinde bu tip karşı koyma davranışları sergiler ki bu, belirli bir ölçüye kadar normal sayılabilir. Fakat KGB tanısı konulan çocuk ve ergenlerde bu tip davranışlar daha uzun sürer ve normalden daha ciddi boyutlara ulaşıp çocuk ya da ergenin yaşantısını ve çevresiyle ilişkisini etkileyici boyutlara ulaşır. 
DSM-IV'e göre KGB 'nin tanı kriterleri şöyledir: 
• Sık sık hiddetlenme
• Erişkinlerle sık sık tartışmaya girme
• Erişkinlerin isteklerine uymayarak karşı gelme ve bunları reddetme
• Başkalarını kızdırma ve kışkırtma isteği 
• Kendi yaptığı olumsuz davranışlar için başkalarını suçlama 

• Kolay sinirlenme
• Kolay gücenme ve içerleme
• Kin ve intikam isteği
Yukarıdaki davranışların en az dördünü altı aydır göstermekte olan çocuk ve ergenlerin bu bozukluğa sahip olduğu kabul edilmektedir.
Çocuk Psikiyatri uzmanına sevk edilmelidir.

SINAV KAYGISI
Sınav öncesinde öğrenilen bilginin, sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygıya sınav kaygısı denir.
Aşırı kaygı durumunda salgılanan yoğun Adrenalin, bilgi transferini engeller, bir takım fiziksel belirtilerin ortaya çıkmasına ve paniğe sebep olur.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Aileler, çocukları için gerekli  ortamı hazırladıktan sonra, çocuklarına her koşulda yanlarında olacaklarını hissettirmeleri gerekir.
Okul Rehber Öğretmenince bireysel ve grupla danışmalar  yapılması
Öğretmen ve ailelerin öğrencileri kıyaslayıcı tutum sergilememesi
Gerekli motivasyonun çocuğun çevresi tarafından sağlanması
Okulda ve çevrede sosyal faaliyetlere katılımının sağlanması

GENEL OLARAK
·         Okulda problemli davranış gösteren çocukların genelinin aile bütünlüğünün zarar görmüştür.
·         Anne baba olmadan önce aile olmak kavramının tüm gençlere aktarılması  daha sağlıklı gelecek nesiller yetiştirmemizi kolaylaştıracaktır.
·         Okulların sınava değil hayata hazırlayan kurumlar haline getirilmesi           
·         Ruh sağlığı merkezlerinin sayılarının arttırılması ve bilinçli anne babaların yetiştirilmesi için aile eğitimlerinin yaygınlaştırılması da çocuklarımız için atılacak en önemli adımdır.
·         Aile eğitimlerinin evlenmeden önce genç çiftlere  ve ebeveyn olmak eğitimlerinin hamilelik döneminde anne baba adaylarına  Uzmanlarca verilmesi aile yapısını ve ilişkileri güçlendirecektir.
·         Her mahallenin aile hekimi olduğu gibi aile psikologu ya da aile psikolojik danışmanı da olmalıdır. Çatışma çözme yöntemleri, uzlaşma gibi konulardaki eksiklikler bugün bir çok ailenin yıkılmasına sebep olmaktadır. Uzman yardımının bir adım yakınlıkta olması  toplumun en küçük birimi olan aileyi güçlü kılacaktır.




17 Ocak 2013 Perşembe

Sağlıklı Bir Yaşamın Formülü Hijyende


Sağlık her şeyden önemli! Sağlıklı bir hayat için gerekli olan doğru el yıkama alışkanlığı, Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Fügen Çullu Çokuğraş’ın söylediği gibi çocukluk yaşlarında edinilir ve bir ömür boyu devam eder. Dettol, Türk Pediatri Kurumu’nun desteği ile, 16 Ocak 2013 Dünya Hijyen Gününe kadar binlerce çocuğa, 6 adımda el yıkamayı öğretti ve öğretmeye de devam ediyor. Ellerine sağlık Dettol! Hepimizin Hijyen Haftası kutlu olsun!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

14 Ocak 2013 Pazartesi

YASAKLAR DİYARINA HOŞ GELDİNİZ

   
        Uzun zaman bekledikten sonra mutlu sona ulaşır taze anne ve baba. Küçük yavrularını kucaklarına ilk aldıklarında bulutların üstünde hissederler kendilerini. Bebeğin ilk doğduğu günlerde hatta saatlerde kadın ve erkek  ne kadar ilgili ve mutludur bebeklerine karşı. Zaman ilerledikçe anne ve baba öğrenir ki, bu mutluluk tablosunun çerçevesi toz pembe değilmiş. Bebek ne kadar da inatçıymış, yaramazmış, sağı solu kurcalamadan durmazmış. Sanki aylardır yavrularının yürümesi için , yeni şeyler öğrenmesi için canla başla didinen onlar değilmiş gibi. Bu çocuğa çok yüz veriyorsunuz. Benim çocuğum olsa ah neler yapardım. Bak ileride pişman olursun diye başka kafaların sesleri komut olarak canlanmaya başlar kadının ve erkeğin zihninde. Ve yasaklar diyarına uzun bir yolculuğun bileti de kesilmiş olur çocuk için.
       Oyuncağı ağzına götürmek istese, anneden hızlı bir hamle gelir pamuk eline bir cıs kondurulur hemen. Yemekten önce çikolata ister. Güzeller güzeli anne yüzünü buruşturur ve işaret parmağını kızgınca sallar. Tuvalet eğitimi esnasında ortalığı batırdığında da pamuk poposuna okkalı bir şaplak konduruluverir. Neden mi? Yasak da ondan. Sonrasında neler mi oluyor:  
      İletişimden kastı;'Kızdığın zaman dürt, vur, ötele, itekle'yi öğrenen çocuk parkta, okulda, sokakta arkadaşlarına benzer davranışlar sergilemeye başlıyor. Kalemini izinsiz mi aldı birisi, vay onun haline. Daha sonrasında, damgalama sürecine girilir. Önce evin en yaramazıydı, sırasıyla  akraba çevresinin , sınıfın ve okulun en söz dinlemeyen çocuğu haline geliverdi yıllar önce dünyaya gelen kanatsız melek. 
       Farkında olmadan nasıl mesajlarla büyütüyoruz çocuklarımızı. Uzlaşma, anlaşma, paylaşma gibi terimleri laf arasında konuşup duruyoruz da gerçek hayatta neden uygulayamıyoruz? Çocuklarımızı korumak için yasaklar koyuyoruz. Haliyle hayatının ilk yıllarında yasak kelimesine anlam yükleyemeyen çocuğa ufak tefek örselemelerle de zarar veriyoruz. Terbiye mi ediyoruz. Hayır kendi terbiyemiz neyse onu gösteriyoruz.
      Kendinden güçsüz birine sözünü geçirmek için zor kullanmayı, herkesin kafasına göre kurallar koyabileceğini , uymayanların ise cezalandırılacağını öğretiyoruz.   ' Bazen anne babalar bu eleştirilere zamanımız kısıtlı, hem işe hem eve hem çocuğa yetişemiyorum. Bu yüzden de kestirmeden kızıp, yasaklar koyuyorum ' diyor.
     Sevgili anne babalar, karar sizin elbette. Ama unutmayın ki en kestirme yol her zaman en tehlikeli yoldur...  

13 Ocak 2013 Pazar

KAPLUMBAĞA RUHUM VE PAZAR


     Haftanın son tatil günü pazar. Evlerden mis gibi kızarmış ekmek kokuları yükselir, bir de  çay bardaklarının çay kaşıklarıyla olan tatlı melodisi. Her evde bir koşuşturma başlar sonradan. Çocuklu evlerde ödevler tamamlanır, okul kıyafetleri hafta içindeki maratonlarına hazırlanır. Gazetelerin ekleri kahvaltı sonrası kahve eşliğinde telaşsızca keyifle okunur. 
         Hafta içi tavşan kimliğine bürünen insanoğlunun kaplumbağa ruhuna kavuşma serüvenidir hafta sonu. Tadını çıkarın. Mutlu pazarlar..
   Hala uyanamayanlar için de Steve Miller Band'dan geliyor- Serenade (Wake Up)


Did you see the lights
As they fell all around you
Did you hear the music
A serenade from the stars
Wake up and look around you
......

12 Ocak 2013 Cumartesi

KIŞ BAKIŞI



    Gözüm karlarda  kaldı ama yağmadı. Bu hafta boyunca hava tahmin raporlarını dört gözle takip edip durduk. Çoluk çocuğu yarın kar yağacak diyerek  oyaladık. Bütün yurt beyaz gelinliklere bürünürken biz burada gri gökyüzü ve şapur şupur yağmurla idare ettik. Yoğun kar yağışlı olacak dedikleri Samsun'da bir tek kar tanesi karşımıza çıkmadı. Ev hanesinin çocuk milletine yalancı çıktık , ben ona üzülüyorum aslında. Şöyle kar topu oynasaydık, kardan adam yapsaydık fena mı olurdu? Neyse, ben de instagram kardan adam görüntüleriyle sallanırken yağmur damlacıklarımı paylaşmak zorunda kaldım. 

    Bu arada kar söylentilerinden ilhamla iki adet de baykuş bere örmüş bulunmaktayım. Amanın ne gurur duydum kendimle anlatamam. Yaklaşık bir aydır uğraşıyordum ama bir türlü beceremiyordum. Neyse Smilena'nın yardımı olmasa kesinlikle yapamazdım. İnternetin  hamarat perisine tekrar teşekkür ederim:)) İnstagramdan hemen uzattı yardım elini.
    Yağmurlu, karlı , fırtınalı derken kışın tam ortasındayız. Yardıma ihtiyacı olan kimseleri de unutmayalım. Sağlıklı, huzurlu bir kış geçirmemiz  dileğiyle...

4 Ocak 2013 Cuma

HAYVAN ÇİFTLİĞİNE DAVETLİSİNİZ

    Bir hafta sonunu daha karşılamış bulunmaktayız. Yılbaşı telaşı, çocukların eğlenceleri, hediyeleşmeler, okuldaki işleri düzenleme, anketler,toplantılar  ve bir de benim bere örme sevdamı da işin içine kattığımda  epey yoğun bir hafta sonu geçirmiş olduğumu fark ettim. İşlerimi yoluna koyduktan sonra bol köpüklü Türk kahvem ve kitabımla başbaşa kalabildim nihayet. Çifte kavrulmuş, fıstıklı lokumlarımı da unutmayalım, darılmasın.
       Tabii, yeni yılda kendimi hediyesiz bırakamazdım. Uzun zamandır almak istediğim kitabım George Orwell 'dan Hayvan Çiftliği. Bir Peri Masalı alt başlığına sahip bu kitap bana göre herkes tarafından okunmalı. Masal tadında geçen gerçek bir politik taşlama. Uzun zamandır bu kadar merakla bir kitap okumamıştım. Bir çiftlikte geçen bu peri masalı hayvanların insanlara karşı açtıkları özgürlük mücadelesi ile başlıyor. Sonrası mı? Hiç bir şey göründüğü gibi değildir desem yeterlidir sanırım. Yöneten ve yönetilen arasındaki kah ince kah kalın çizgi Dünya'nın da kaderini belirlemiyor mu zaten?  George Orwell'ın unutulmaz sözünü de paylaşmasam olmaz bu arada 'Bütün kitaplar eşittir; ama bazı kitaplar öbürlerinden  daha eşittir.'

2 Ocak 2013 Çarşamba

İYİ Kİ DOĞDUN BARIŞ ABİ

   Barış Abi'yi unutmak mümkün mü? 2 Ocak 1943 tarihinde doğan Barış Manço'yu hatırlayarak özel bir doodle hazırlayan Google tüm Barışseverleri sevindirdi. Efsane kelimesine sözlükte bir isim aransa, Barış Manço yazılabilir ancak karşısına.
   Ayağında Gümüş Halhalla hoplayıp zıpladığım, Arkadaşım Eşek ile en sevdiğim oyuncağım olan kara gözlü kırmızı peluş eşeğime sımsıkı sarıldığım, Kara Sevda ile coşup gençliğimi  yeni tanıdığım anların  şahidiydi O.  Ufacık halimden kocaman bir genç kıza dönüştüğüm her anımda fonda hep Barış Manço çalardı. Şimdi daha derinde, kalbimde ...

 


1 Ocak 2013 Salı

GÜNAYDIN DÜNYA

     Güzel bir yıla güzel bir gün ile başlamak istedim bu sabah. Ev toparlamaca, çocuklara kahvaltı, bulaşık makinesini yerleştirmece derken baktım bu sabah da diğer sabahlar gibi, bir farkı yok. Giydim eşofmanlarımı, spor ayakkabılasımı vurdum kendimi yollara. Gökyüzü masmavi çehresini takınmıştı bugün bize yılbaşı hediyesi olarak. Bir de parlayan altından bir güneş. Ama tüm bunlara rağmen sert esen rüzgar da kış mevsimin de olduğumuzu hatırlatıyordu doğrusu.







    Kulaklığımda en sevdiğim şarkılar eşliğinde ritmik adımlarla yürüdüm de yürüdüm bu sabah. 60 dakikalık mini Dünya turumu da zaman zaman kareledim. Bu arada can dostum Aslı ve ailesiyle de karşılaşmak bana moral oldu. Ne güzel ilk karşılaştığım tanıdıklarımın en sevdiklerimden olması.
   Yılbaşını çoşkuyla karşıladıktan sonra , sokaklar, mağazalar, çam ağaçları ne kadar mahsun görünüyordu. Dün akşam saatlerinde hınca hınç dolu olan marketler dinlenmeye çekilmişti. Sanırım dün en çok yorulan eşyalar, yazarkasalardı:)


    Kayıtlara geçsin isterim, ben 2013'e parlak bir güneş ve masmavi bir gökyüzüyle girdim. Yıl boyu umarım bu görüntüyü ve enrjik ruh halimi  aramam. 2013 benim bir çok planımı gerçekleştirmek için beklediğim bir seneydi. Sonunda geldi, sıra planlarımı gerçekleştirme safhasında. Neyse izlemede kalın, planlarımı gerçekleştirdikçe sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Tam eve doğru yürüyordum ki. Yakışıklı bir delikanlı bana doğru gülümseyerek geliyor. Ömre bedel bu gülümsemeyi anında kaydettim elbette. İşte benim canım babam, kral babam.


Bu arada Esra'dan Dünya'ya 2. yaşını tamamladı. Bugün benim cici blogumun da doğum günü. 2013'ün  hepimiz için nice güzel kutlamalara  yer açmasını dilerim...