27 Ekim 2013 Pazar

CİCİ DRACULA



                Vampirler sardı dört bir yanımı. Gençlik temalı vampir filmlerinden size de benim gibi bıkkınlık geldiyse bu sezon kanınızı kaynatacak görkemli bir Dracula filminin habercisi olmak isterim. NBC ekranlarının tazecik dizisi 'Dracula' kan emicilere bambaşka bir bakış açısı getirmiş. Kostümler, hikaye, heyecan her şey yerli yerinde bir yapım. Ve Tudors dizisinin iflah olmaz VIII. Henry'si Jonathan Rhys Meyers tek kelimeyle göz kamaştırıyor. Dracula karakterine öyle farklı bir karakter giydirilmiş ki, milletin kanını emerken insanın 'Ye annem, ye gülüm' diyesi geliyor. Kendisi gayet cici bir Dracula.   
            Bu arada dizide bir tanıdık yüz de Merlin dizisinden gudubet Morgana karakteriyle tanıdığımız Katie McGrath. Civciv sarısı saçlarıyla ortalıklarda bilmiş bilmiş dolanmaya devam ediyor yine. 

            Kısaca konusuna gelirsek;Dracula 1881'de tekrar can bulur. Ama buna vesile olan yine ünlü ve şaşırtıcı  bir isimdir. Spoiler vermek gibi olmasın yani. Londra sosyetesine Alexandre Grayson ismiyle yıldırım gibi düşer. Ejderha tarikatına karşı intikam yeminini yerine getirmektir amacı. Asıl parlak nokta ise; gerçek vampirin ve kan emicilerin kimler olduğu. İnsanların emeklerini, yaşamlarını sömüren acımasız kesim mi, yoksa Dracula mı? Çağımızda da kan emici tabirini sadece sivrisinekler için kullanmadığımızı da hatırlatırım.


             Malum, orjinallik en büyük değerimiz oldu günümüzde.  En yaratıcı olan, olayları en iyi ters köşeye yatırabilenler adından bahsettirip , başarı merdivenlerini tırmanıyor. Bu yapım bana göre orjinalliği yakalamıştır. Aynı zamanda Dracula'da inceden bir kalp sızısı , aşk yarası işlenir. Dizi bu konuda da başarıyı sağlamış. 


        Ancak 1922'den bu yana çekilen tüm Dracula filmleri, dizileri bir yana Francis Ford Coppola'nın Dracula filmi gerek oyuncu kadrosu gerek hikayenin iç sızısıyla beni hep derinden etkilemiştir. Zaten Gary Oldman'ın karizmatik Kont betimlemesine kim burun kıvırabilir ki? Ağlak gözlü Winona Ryder'a bile tahammül etmiştik Oldman sayesinde.
              

                 Tıfıl vampirlerin modasının geçtiğini büyük bir mutlulukla verir, aman sarımsağı evinizden eksik etmeyin derim. İyi seyirler:)



23 Ekim 2013 Çarşamba

RENKLİ MOTİFLER RENKLİ HAYALLER

 Motif  sevdam nasıl mı başladı?


                     Modern zaman insanlarının en büyük derdi stres. Artık hepimizin evleri sıcak bir yuva olmaktan öte adeta bir silikon vadisi. Bu kadar elektronik ortama katlanamayan ruhumuz sıkılıveriyor, stres denen kara büyü hemen başımıza  musallat oluyor. Elbette stresin de azı karar çoğu zarar ama alıngan ve camdan ruhlarımız artık en azıyla bile baş edemez duruma geliyor işte.
                Stresimi nasıl yenerim diye düşünürken, motifleme fikri aklımı çelmişti geçen sene. O zamandan bu yana rengarenk ipleri bir araya getirme hevesindeyim. Sürekli yeni bir iş yaratma derdindeyim. İlham kaynağım kimi zaman sosyal ağlar, kimi zaman arkadaşlarım. Ama illaki kendimden bir şeyler katmalıyım, birebir asla kopya etmemeliyim. 

            Bundan iki sene önce motif nasıl yapılır aklıma bile gelmezken,  geçen sene bir battaniye ördüğüme ben bile inanamıyorum.  Şimdilerde ise, 5 numaralı odun kalınlığındaki mavi tığım ve yumuşacık iplerimle becerikli arkadaşım Emel'in (Kendisi bebek battaniyesinin tasarımını ve birleştirmesini yapan kişidir)   becerikli kayınvalidesinin ördüğü bir modelin peşindeyim.  Ama bu sefer daha dökümlü daha kocaman bir battaniye örerek kendimi tığ işinde level atlamış hissedeceğim.


            Kışlık battaniye hayallerim umarım yılbaşına yetişir. Ama bu arada bir minik çalışmam daha oldu. Daha doğrusu çalışmamız. Hem iş hem de canım arkadaşım Sibel'in Eylül ayında dünyaya gelen gül lokumu kızları Neva için de bir bebek battaniyesi projesi gerçekleştirdik. Tüm arkadaşlarım bu battaniyeye elinden gelen katkıyı yaptı. Motifler benden , birleştirmesi ekipten dedik. Sonunda çok cici bir motifli bebek battaniyesi ortaya çıkarttık. Ben sadece motifleri çıkarttım. 
         Bebekler için bir şeyler yapmak, üretmek ne kadar güzel bir duyguymuş. Onun minik ellerini, pembe yanaklarını hayal edip sevgiyle bir şeyler yapmak benim bütün stresimi aldı götürdü çok uzaklara. 
         Bu arada bebek sahibi olan annelerin işini kolaylaştıracak, bebişlerin de daha rahat büyümesini sağlayacak  bir yardımcıdan bahsetmek isterim. Bilgi için tıklayın lütfen


                Şimdi Neva Bebek   bu battaniyeye sarılacak, onunla oyunlar oynayacak, üzerinde hoplayacak, daha neler neler yapacak. Geleceğin hayalini umutla örüyorum. Mutlu renklerde  mutlu yüzler arıyorum. Her zaman da buluyorum. 


            Cumartesi günü çok süslü bir paketle bu sevgi dolu battaniye Neva'nın 40 mevlidine güzel arkadaşlarımla birlikte teslim edilecek.
             Renkler yoldaşınız olsun....
 

22 Ekim 2013 Salı

Pişiksiz Bebek Demek Bepanthol Pişik Merhemi Demek

2011 yılının kasım ayında anne oldum ben. O zamana kadar bebek ve bebeğe dair denince sadece sevildiği kısımla ilgileniyordum. Bebekle ilgili olarak tek bildiğim şey buymuş anne adayı olunca anlamaya başladım ne çok şey öğrenmem gerektiğini.

Bebek ürünleri hakkında yavaş yavaş bilgi edinmeye başladığım dönemde tanıştım ben Bepanthol Pişik Merhemi ile. Öğrendiğim her markanın içerdiği maddelere dikkat ederim ben. Bepanthol için de aynısını yaptım ve içerdiği 7 İDEAL ÖZELLİĞİ okuyunca başka bir arayış içinde olmamam gerektiğini anladım.

• Koruyucu madde içermemesi
• Parfüm içermemesi
• Antiseptik içermemesi
• Nem kapasitesinin iyi durumda tutulması
• Etkililiğinin ve güvenilirliliğinin bebekler üzerinde yapılan çalışmalar ile kanıtlamış olması
• Potansiyel zehirli maddeler içermemesi
• Katkı maddesi içermemesi

Ben katkı maddelerine karşı hassas yaşamaya özen göstermeye çabalayan bir anneyim bunları okumak ve öğrenmek bana yetti gerçekten.

Ayrıca bebeğimi beklediğim o hassas dönemde çevreme sorduğum kişilerin deneyimleri de önemliydi benim için. O kadar çok kişiden bu markayı duymak gerçekten önemli olduğunu hissettirdi bana.

Bunu yaşayıp öğrendim. Her bez değişiminde kullandığım bu merhem sayesinde hiç pişik sorunu yaşamadık biz kızımda, evde ve bebek çantamızda her daim bulundu bu merhem. Bepanthol Pişik Merhemi nemlendirici özelliğiyle pişiğin bakımını yapıyor ve sonrasında cilde nefes aldıran koruyucu özelliğiyle pişiği önlüyor. Cildi nemli, pürüzsüz ve yumuşak tutarak doğal bir bakım süreci oluşturuyor. Şeffaf yapısı sayesinde, bebeğimin ince ve hassas cildinin nefes almasını sağlayarak çiş ve kaka gibi tahriş edici maddelerden ve sürtünmeden koruyor.

Yapışkan olmayan yapısıyla da bebeklere ekstra rahatlık, annelere de kolay temizleme imkanı sunuyor. Sitesine( www.bepanthol.com.tr) girip kendisi hakkında daha detaylı bilgilere de ulaşmanız mümkün.Temin etmek de zor olmuyor her eczanede rahatlıkla bulunabiliyor.
Şu an ikinci kez anne olmaya hazırlanıyorum, oğluşum içinde öncelik olarak bu merhemin kullanımına dikkat etmeyi düşünüyorum.

Bana soran herkese de şiddetle tavsiye ediyorum.

İçerik: http://serraninannesi.blogspot.com

Bir bumads advertorial içeriğidir.

20 Ekim 2013 Pazar

BEN ANNEMİ ÖZLEDİM-PROFİLO

           
        Annelerin derdi çocuklarını sağlıkla büyütüp, yuvadan huzurla uçmalarını sağlamaktır. Hepimizin derdi şöyle ayakları yere sağlam basan insanlar yetiştirmektir. Ama içten içe de hep çocuk kalsalar diye de düşünmüyor değiliz hani.
         Erken yaşlarda okul öncesi eğitimine başlatıyoruz, sonra okul başlıyor peşinden ingilizce kursu, resim kursu , mental aritmetik derken kişisel gelişim uzmanı oluveriyoruz bir anda. Neden mi? İleride lazım olur telaşından.  Zamanı gelip de kuş yuvadan uçunca da başlayr annelerin yüreğinde inceden bir sızı. Ne garip şu hayat. Hem kanatlansın diye didin, çabala hem de gurbete okumaya gidince boğazına oturuversin koca bir yumruk.
          Şu anda nice anne kuzusu başka şehirde bambaşka bir iklimde üniversite okuyor. Dilerim gün gelir benim kuzularım da onlardan biri olur. Ama bilmem o vakit benim halim nice olur. İşte tam da bu duyguyu yaşatan bir tanıtım hazırlamış Profilo. Marka, anne temalı eğlenceli viral reklamlarıyla adından sıkça bahsettiriyor zaten. Gurbet kuşlarına ve gurbet yolu gözleyen tüm annelere selam olsun.
         

17 Ekim 2013 Perşembe

GÖBEK ÇETESİ İŞ BAŞINDA

      Ne demiş beyaz önlüklü doktorlarımız; Üç beyazdan uzak durun. Şeker , un, tuz  diyerek de sağ el işaret parmaklarını burunlarımıza doğru sallamışlardır. Doğru diyorlar da Bayram gelince o doktorun parmağı pek umurumuzda olmuyor işin aslı. 


          Bayramla birlikte gizli bir şebeke mideleri daha sonra da göbek ve kalça bölgesini ele geçirmeyi planlıyor. Ve her Bayram da başarılı oluyorlar. Her televizyon kanalına püskürtücü güç olarak birer diyetisyen konulsa da,  Gülben Ergen'in verdiği 11 kilo gözümüze gözümüze sokulsa da , Göbek Şebekesi ne yazık ki çökertilemiyor. Hele o ev baklavası denen örgüt başı var ya. O işte en fenaları ve en azılıları. Yıllardır lezzeti hiç bir sağlıklı gıda ile yakalanamadı. Alternatifi yok oğlu yok. Revanisi, tulumbası , bülbül yuvası derken şeker komasına her Bayram dalıp dalıp çıkıyorum işte. 
            Örgütün tek çalışma sahası Türk Mutfağı değil elbet. Çikolata denen Frenk adeti ,  kahvenin yanında evlerimize sızmayı çoook yıllar önce başarmıştır. Benim gibi çok akıllılar kahveyi şekersiz yapar ki yanında 15-20 tane çikolata yiyebilsin diye. Tabii süslü püslü ambalajları, ufak tefek olmaları da kadın milletinde hemen bir sahip olma duygusu uyandırır. 
           Lokumuydu, şekerlemesiydi, bademiydi falanı , fıstığı derken Bayram kilosu diye bir tabir literatüre girmiştir artık. Binlerce evden elmalı tarçınlı metabolizma çayları kokusu yükselecek eminim. Yeşil çay satışları patlama yapacak, kepekli ekmekler kaybettikleri popülerliklerine kavuşacak. 
          Ama olan olmuş ve örgüt amacına ulaşmıştır artık. En az 1-2 kilo  alınarak bir Bayram daha sona ermiştir. 

         Şimdi bana sorsanız, pişman mısın? Büyük bir pişkinlikle 'Pişman değilim' diyebilirim size. Söyleyin bayramda kahvenin yanında brokoli mi ikram etseydim. 


15 Ekim 2013 Salı

ÇOCUKLARIMA BAYRAM ANILARI BİRİKTİRİYORUM

         
 Milyonlarca el öpülüp alınlara götürülecek bugün. Milyonlarca çocuğun saçına kolonya dökülecek ve milyonlarca çikolata minik ağızlarda anlam bulacak. Milyonlarca dargın barışacak, milyonlarca sofra kurulacak. Milyonlarca kalp Bayram ile şenlenecek, hayat bulacak.
          Bayramları severim. Evimize hareket ve bereket getiren bu misafiri iyi de ağırlamak gerek sonuçta. Gelmeden temizlik, yemek işleri halledilir. En güzel örtüler, mis kokular ve her daim bir hazır oluşla Bayram ayakta karşılanır. Tatlı yiyelim tatlı konuşalım mottosu esas kılınır. Maksat, tatsız konuşup Bayram'ı gücendirmeyelim. 
            Elbette kırmızı, rugan pabuçlarımla ve annemin diktiği fırfırlı elbiselerle karşıladığım Bayramların tadı çok başkaydı. Ama şimdilerde ben o eski Bayramları aramıyorum. Çocuklarıma Bayram anıları biriktirmeleri için uğraşıyorum. Ne mutlu Bayramlar yaşardık biz diye torunlarıma şu anımızdan bahsetsinler istiyorum. Kırmızı çizgili kazağını, ceplerine sakladıkları çikolata kağıtlarını, bilumum bayram haylazlıklarını anlatırken annelerini de ansınlar istiyorum.
           Ben çok güzel bayramlar yaşadım. Çocuklarım çok daha güzellerini yaşasınlar diye tek çabam. Varsın fazla çikolata-şekerden karınları ağrısın, tek dertleri Dünya'da dilerim bu olsun.
          Bu arada sizin ve içinizdeki çocuğun da Bayramı kutlu olsun:)))

13 Ekim 2013 Pazar

AYŞE ARMAN'LA RANDEVU



            Ödevlerin ve yağmurların artmasıyla sonbaharı tüm hücrelerime kadar hissederim. Ancak bu sene sonbahar bizim haneye pek bir iddialı geldi. Orhun'un 3. sınıfa başlamasıyla dersleri daha bir ağırlaşırken ; Ege'nin 1. sınıfa başlaması ile bana 24 saat yetmez oldu artık. Uzun zamandır kendimi ihmal edip dururken. Bayram tatilinde  biraz da kendimle ilgilenmeye karar verdim. Tam dergilerin parlak, kuşe dünyasında kendimi unutma hissiyle D&R'da gezinirken Ayşe Arman'la göz göze geldik.
             En sevdiğim kadın dergisi olan Elele'nin kapağında Ayşe ile karşılaşıp eve kadar davet etmemek olmaz dedim  tabii.  Ayşe Arman'ı röportör olarak tanıyoruz. Ama bu sefer soruları cevaplama sırası ona gelmişti. Beklediğimden daha farklı bir Ayşe yoktu . Annelik kimliğiyle ilgili bölümleri okurken beni hiç  şaşırtmadı bu kadın aslında. Hayat, Aile, Gezi, Proje Kapakçıkları, Kusmuklu Seksi  ve daha bir sürü detaya dair ipuçlar yakaladım bu röportajda. Benim için doping niyetine bir röportaj oldu bu buluşma. Zaman nasıl aktı geçti anlamadım. Tabii bunca tempoya dayanamayan bünyemi limonlu çayla nazlamayı da unutmadım. Ayşe Arman'la Elele randevum çok ama çok keyifli geçti. 
               Ekim ayı sayısı tam bayramlık olmuş.  Gülben Ergen'le bile karşılaştık.  Şimdilik şöyle bir selamlaştık. Bayramda , trafik azaldıktan sonra onunla da bir randevu ayarlamayı planladık. Pazar keyfi, moda, kısa botlar, kırmızı, pembe, vintage ve çok daha fazlası keşfedilmek üzere beni bekliyorlar. 


                Bir diğer tutkum olan National Geographic 125. yıl özel sayısı ile rengarenk. Afgan Kızı'nın yayınlandığı dergi kapağının posterini hediye olarak vermeleri ise ayrı  bir mutluluk yarattı elbette. En kısa zamanda duvarda yerini keyifle alacak bu ölümsüz kare. Yine dolu dolu dosyalar tarafımdan keşfedilmeyi bekliyorlar. Arkeolog  daha sonra da savaş muhabiri olma hayallerimi hatırlatan bu dergi ile  her ay sadece Dünya'nın değil zamanın da altını üstüne getiriyorum.
                Ne çok kimlikler, zevkler barındırıyoruz ruhumuzda. Bir yandan bu sezon botların boyu ne olacak diye düşünürken bir yandan da bambaşka Dünya'lara keşifler derdindeyiz. Kendimizi keşfetmemiz henüz mümkün olmasa da kilometrelerce uzakları görmek, hissetmek istiyoruz.
            Rotanız mutluluk olsun, hayatta mutlu keşifler....   




8 Ekim 2013 Salı

Mutsuzluktan Mutsuz musun?

         
        Mutsuz olmak için ne kadar çok sebebimiz var değil mi? Hepimizin mutlaka bir günlük mutsuzluklar listesi  vardır.  İşe giderken yağmurun bastırması, bir davette çorabımızın kaçması , favori dizimizin finalinin rezil şekilde bitmesi (Bkz. Dexter) ,  okkalı bir doğal gazı faturası ile muhattap olmamız ve daha bunun gibi yüzlerce sebep var mutsuzluğa dair. Tüm bu durumlar ya da benzerleri küçük mutsuzluklardır aslında. Savaşmaya bile gerek kalmadan bir püfff deyip salıveririz aslında alayını. 
           
          Tabii küçümen psikopat Pollyanna gibi de her şerde bir hayır vardır deyip tüm kara bulutlara şükür etmenin de bir alemi yok elbette. Çünkü bu sözün diğer yarısı da her hayırda bir şer vardır. Neyse bu kadar 'şer'li yazı yazıp blogumun aurasını daha fazla kirletmeyeyim. 
            
           Hayat bazen hamlelerinizi kullanmanız için fırsatlar yaratır. İlk insanlar üşümeseydi ateşi bulmaya kalkmayacaktı. Edison karanlıktan sıkılmasaydı ampulü icat etmeyecekti. Aşık olmasaydı insanoğlu şiir yazamayacaktı, duygular üç beş satırda fırtınalar koparamayacaktı.

            Bu yüzden mutsuzluklara çaresizlik olarak değil de hayatın derslerini öğrenme fırsatı olarak  bakmak gerekli aslında. Doğal gaz faturandan şikayetçiysen faturaya verdiğin parayla yazın evinin yalıtımını yapabilirsin, çorabım kaçtı diye davette somurtup köşe bucak kaçacağına yanına bir yedek almayı öğreneceksin. İnsanlar neden bu kadar kötü diye mutsuzluğa kapılacağına kendi davranışlarını  gözden geçirecek ve senin de bir insan olduğunu unutmayacaksın. 

            Hayat öğrenmen için fırsatlar yaratır. İster isyan et, istersen kader diye sineye çek. Yaşadığın olumsuz durumu olumluya çevirecek sihirli değnek sadece senin zihninde. Son zamanların popüler tabiri ile kişisel gelişimin kralı da kraliçesi de sensin. Süslü püslü isimli kitaplara ihtiyacın yok senin. Sadece kendine karşıdan bakmayı öğren. 

           Bu arada işe giderken yağmur bastırdığında madem şemsiyen yok yanında çocukken yağmurda oynamayı ne kadar çok severdin, onu hatırla.

7 Ekim 2013 Pazartesi

Teknoloji Harikası Yataklarda Büyük İndirim...

İyi uykunun, sağlıklı yaşamın olmazsa olmazlarından biri olduğuna inanan İşbir Yatak, herkes sağlıklı uyusun diye yaptığı Büyük İNDİRİM KAMPANYASI ile 2013 yılına damgasını vurdu...

Yaşamımızın 3’te birini uykuyarak geçiriyoruz…

Uyku, nefes almak, yemek yemek ve su içmek gibi sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Vücudun kendisini yenilediği dönemdir. Bu yenilenmeye izin vermezseniz bedeniniz ruhunuzdan önce yaşlanır. İyi yaşamanın, huzurlu ve sağlıklı olmanın yolu, her şeyden önce iyi bir uykudan geçer. İyi bir uyku içinse doğru yatağı seçimi çok önemlidir. Doğru bir yatak, vücudun doğal omurga eğrisini korumasına yardımcı olurken, yanlış seçilmiş bir yatakta uyumak, kaslar, sinirler ve damarlar üzerinde baskı yaparak bel ve sırt ağrılarının oluşmasına neden olabilir. Yaşamımızın 3’te birini geçirdiğimiz uyku ortamı aslında en fazla yatırım yapmamız gereken alanlarından biridir.

İşbir Yatak, uyku sağlığının sağlıklı yaşamın vazgeçilmezlerinden olduğu inancıyla, yatak ve uyku konforuna dair kaliteli, sağlıklı ve teknolojik ürünler üretiyor. İlk olarak NASA tarafından geliştirilen viskoelastik malzemeyle, 5 yılı aşkın ar-ge faaliyetlerinin ardından, yatak sektöründe devrim niteliğindeki “VİSKOELASTİK AKILLI YATAK VISCOSTAR”ı üreten İşbir Yatak uyku sektörüne kazandırdığı diğer teknolojilerle de, Türkiye’de yatak sektöründe kalite ve sağlık bilincinin hızla ilerlemesinde önemli role sahip.

Güne dinlemiş, dinç, keyifli ve mutlu hissederek başlamak için kaliteli uykuyu seçin...

Son yıllarda uyku konforuyla ilgili artan sağlık bilinciyle birlikte tüketici eğilimlerinin değişim gösterdiği gözlemleniyor. Günümüzde artık tüketici yatmak için herhangi bir yatak seçmek yerine, özellikleriyle kişisel ihtiyaçlarına en doğru çözüm olacak bir ürün seçmeyi tercih ediyor. Tüketiciler, yatağın bir sağlık ürünü olduğu farkındalığı ile, tercihini, ucuz ve sağlıksız ürünlerden, özellikli ürünlere kaydırmaya başlamış durumda.

Sağlıklı bir uyku için gereken tüm teknolojiler İşbir Yatak’ta…

İşbir Yatak, misyon olarak benimsediği, “dünyada gelişen teknolojiyi sektöre adapte etme” ilkesi doğrultusunda, ürettiği üstün teknoloji yataklar ile sağlığına ve konforuna önem verenlerin birinci tercihi. Kullandığı “açık hücreli visko teknolojisi”, sadece İşbir Yatak için Türk mühendisleri tarafından üretilen patentli “polimer yay teknolojisi”, tüm yataklarda kullanılan ve ultra hijyen sağlayan lisanslı “Quallofil® Allerban®” dolgu teknolojisi, yatakların lavanta kokmasını ya da A,C ve E vitamini deposu olmasını sağlayan özel “nanoteknoloji” ile üretilmiş yatak kumaşları, anti-stres etkiye sahip yatak, at saçı yatak, hindistan cevizi özlü yatak, masaj yapan yatak, sporcular için özel nem tutmayan, dolayısıyla uykuda terleme sorunu önlemeye yardımcı olan yatak, yatak kliması gibi yeniliklerle, her anlamda ve her zaman pazarda yatak modasının öncüsü konumunda.

Teknolojik yatak denince akla ilk olarak İşbir Yatak geliyor....

İşbir Yatak, gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında konusunda uzman kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde olmaya devam ediyor ve ürünlerinde kullandığı tüm teknolojileri laboratuvarlarda test ettirip sertifikalandırıyor.

İşbir Yatak’tan “herkes sağlıklı uyusun” diye, yatak sektöründe yıla damgasını vuran büyük İNDİRİM KAMPANYASI

*VISCOSTAR Viskoelastik Akıllı Yataklarda %30 (ErgoPlas Polimer Yaylı Viskoelastik Akıllı Yatak hariç), Pocket Spring Paket Yaylı Yataklar (Elite Pocket Ergonomik Ortopedik Paket Yaylı Yatak hariç) ve Lateksit Ergonomik Yaysız Yatak grubundan CocoDream Hindistan Cevizi Lifli Organik Yatak ve Troia At Saçı Yatakta %20 indirim yapılmaktadır. Diğer tüm yataklarda (Açelya, Ekoyat ve bebek yatakları hariç) tek kişilik yataklara 1 adet, cift kişilik yataklara 2 adet Promed yastık bedelsiz olarak verilmektedir. Kampanya, 1 Eylül – 31 Ekim 2013 tarihleri arasında kampanyaya katılan İşbir Yatak Uyku Merkezleri’nden yapılan alışverişlerde geçerli olacaktır.

**Görselde, kampanya kapsamındaki  Comfort Viskoelastik Akıllı Yatak  kullanılmıştır.

***Görselde belirtilen fiyat Comfort Viskoelastik Akıllı Yatak için tavsiye edilen KDV dahil peşin fiyattır. Bu tutara baza ve başlık dahil değildir. (Görseldeki baza seti: Neruda Set – Döşeme: efes – Renk: antrasit düz )

Unutmayalım... Hayatta bize sunulmuş en güzel hediye, yeni bir güne uyanmaktır...

İşbir Yatak


Online sipariş verebileceğiniz web sitemiz: www.isbiryatak.com

Bizi takip edin, kampanyalardan ve yeni ürünlerden ilk siz haberdar olun.
www.facebook.com/isbiryatak
www.twitter.com/isbiryatak


Bir bumads advertorial içeriğidir.

HAVADA NOTALAR UÇUŞUYOR, GÖRDÜNÜZ MÜ?


       
        Havada  notalar, melodiler uçuşuyor, gördünüz mü? Ben gördüm. Duyarak değil, görerek de müzik dinlenir hatta çok da keyif alınırmış. Nasıl mı? Mesut Yazıcı sayesinde. İşaret dili eğitmeni olan Mesut Yazıcı, en romantik, en hareketli hatta en çılgın şarkıları işaret dili ile hazırladığı klipler sayesinde insanlarla paylaşıyor.  İşin özü sadece işaret dili ile şarkıların anlatılması değil bana göre. Jest ve mimikleriyle Yazıcı öyle güzel hayat veriyor ki notalara. Alkışlamamak imkansız.Mesut Yazıcı'yı daha yakından tanımak isterseniz. Buyurun kendisi anlatsın.


            İşaret dilini öğrenmek için işitme engelli bir yakınınızın olması şart değil. En kısa zamandaki yapılacaklar listemde işaret dilini öğrenmek var artık.
        Duygularını anlatmaktır  insanoğlunun asıl derdi. Ancak unuttuğumuz asıl olanın duyguları anlamak olduğudur. Anlatmadan önce bir anlamaya çalışalım. Kendi günlük dertlerimizle öyle yalıtılmış haldeyiz ki, Dünya'da kendimizden başka kimse yaşamıyor sanıyoruz. Kocaman egoları çöpe atalım, bencillikten bir sıyrılalım, haydi havada uçuşan notaları yakalayalım:)

4 Ekim 2013 Cuma

Working Mother'ın Sürprizi

   
 Son günlerde kendimi eski kara trenler  gibi hissediyorum. Tepemde bir tek dumanlar eksik. Çuf çuf gün ağardı , kalk. Çuf çuf çocukları etüde , kendini işe hazırla, çuf çuf kocaya kravat beğendir hatta bağla. Çuf yemek, çuf süpür, çuf yıka, çuf çuf çuf....


       Neyse ki tüm bu kara trenin metal yorgunluğuna Working Mother yetişti de biraz moral depoladım, keyif aldım. Dove'dan bir sepet harika ve ihtiyacım olan mis kokulu ürünleri görünce yüzümde şöyle kulaklarıma doğru bir gülümseme belirdi. Daha önce kullanmadığım ürünlerle de tanışma imkanı buldum. Ve tanıştığıma gerçekten memnun oldum. Bu yüzden teşekkürler çalışan annenin bir numaralı rehberi Working Mother, teşekkürler banyomu panayır alanına çeviren mis kokulu Dove.
          Hayat denen güldürüklü temaşada kimi zaman kara tren gibi hissedersiniz kimi zaman da prenses gibi işte :)