26 Ekim 2014 Pazar

PASTANE POĞAÇASINA MEYDAN OKUYORUM


              Bundan böyle, pastane poğaçaları hasetinden çatlayabilir. Poğaça bu, şakaya gelmez. Karşınızda pastane poğaçası denen bir illet var ve itiraf ediyorum onun çizgisine ulaşmak hiç kolay değil.

            Çocukların beslenme çantasında en büyük yardımcımdır kendileri. Ancak kimi zaman 'Anneeaaa bu poğaça sert olmuş, yiyemedim' diye okuldan eve geri getiren küçük oğlum beni bu konuda hırs sahibi yaptı resmen. 'Ne bileyim çocuuum, az daha çiğneyiverseydin diyorum' Ama hiç oralı olmuyor benimki. Ana yüreği bu, eleştiriye tahammül eder mi hiç? Margarin koysam kıyır kıyır olacak, ama bu sefer içimdeki Karatay vicdanıma iğneler batıracak. Tereyağ koysam, ağır gelir beyzadelere. Sıvıyağ konunca da pek şukela olmuyor işte bu meret. Mayalı poğaçayı hiç karıştırmayın, afakanlar basıyor beni o zaman. Öyle iki saat el mayası, tepsi mayası bekleyemem maalesef.

         Ama artık,  küçük bir ipucu ile siz de benim gibi  mutfaktan nıhahahaaa nidaları yükseltebilirsiniz. Artık, sis perdesini aralama vaktidir diyorum ve işte ipucum: 1 yemek kaşığı mayonez. Poğaça karışımınızın içine bir yemek kaşığı tepeleme mayaonez koyduğunuzda hem ekstra kabarıyor hem de puf puf oluyor. Boşuna demedim herhalde, pastane poğaçasına meydan okuyorum diye. Tamam, itiraf ediyorum mayonez pek sağlıklı bir arkadaş değil. Ama hangimiz yoğurtlu salataların içine çaktırmadan koymadık, hangimiz pizzayla mayonezin aşkına şahit olmadık.  1 kalıp margarin koymaktan iyidir diyorum, meraklısına tarifimi hemen veriyorum;


Malzemeler:
2 yumurta, bir tanesinin sarısı üzerine sürülecek
1 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı yoğurt
3,5 su bardağı un ( alabildiğine)
Kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 yemek kaşığı mayonez       
         Bütün malzemeleri serbest stil karıştırıyoruz. Ne sert ne yumuşak olmayacak bir hamur elde ediyoruz. Sonrası, keyfinize kalmış. İster sade, ister zeytinli ya da peynirli... 200 derce fırında 25-30 dk kadar pişirip, midelere düşürüyoruz. Beslenme çantaları için , çat kapı misafirler için, ani açlık krizleri için derin dondurucuya bir kısmını çaktırmadan yerleştirdim. Son olarak; 

Anne eli değmiş bu poğaçalara,
Pastanedeki ustaya selam olsun, 
Meydan okuyorum
Sefam olsun :) 


    Bu arada anne eli değecek diye bir kaide yok. Sevgili babalar siz de rahatlıkla yapabilirsiniz hani ...




22 Ekim 2014 Çarşamba

Akıllı Köpek Zoomer, Çocukların Yeni Dostu...

Gerçek bir köpek gibi davranan akıllı köpek Zoomer çocuklar için mükemmel bir arkadaş.

Sensörleri aracılığıyla insanlarla etkileşime geçebilen Zoomer ile oynamak çok eğlenceli! Zoomer 30 farklı Türkçe komut algılıyor ve bu komutları gerçek bir köpek gibi yerine getiriyor. Mesela “Otur!” diyince oturuyor, “Patini göster!” diyince patisini uzatıyor. Numaraları ile herkesi şaşırtıyor!

 Zoomer neredeyse gerçek bir köpekten farksız. Eğer ona komut vermeyi bırakırsanız etrafta dolaşıp türlü numaralar yapıyor;  havlıyor, geriniyor, kuyruğunu sallıyor. Onunla bir süre ilgilenmeyince  sonunda yorulup uykuya dalıyor. Evde köpek beslemek isteyen çocuklar ve aileler için Zoomer’ın en iyi yanı ise, sahibine gerçek bir köpek bakımının zorluklarını yaşatmaması. Zoomer asla etrafı kirletmiyor, aşıya ihtiyaç duymuyor ya da onu dışarı çıkarmanızı istemiyor.



Zoomer’ın yapabildiği numaralardan bazıları şöyle:



-          “Çişini Yap”: Yakınında gördüğü bir nesnenin yanına gider ve bacağını kaldırır. Ama korkmayın, gerçekten çiş yapmaz.

-          “Seni Seviyorum”: Ona “Seni Seviyorum” deyince o da “I love You!” diye karşılık verir. Zoomer çok sevgi dolu bir köpek!

-          “Uyku Zamanı”: Bu komutu duyunca esner, uykulu bir şekilde inler, daha sonra yere yatar ve horlamaya başlar. Her köpek gibi onun da uykuya ihtiyacı var.

-          “Koru Beni”: Zoomer hem akıllı hem de sadık bir dost. Ona “Koru Beni” diyince hırlayarak koruma pozisyonuna geçer ve hareket algıladığında havlar.

-          “Bayılma Taklidi Yap”: Sırt üstü yere yatar ve gözlerinde X işareti belirir. Çok numaracı bir köpek!

-           “Yuvarlan”: Sırt üstü döner ve yere yatar. Daha sonra tekrar ayağa kalkar.

-          “Hadi Oynayalım”: Ona bu komutu verip önüne bir top koyunca onunla oynamaya başlar.

-          “Otur”: Ona “Otur” deyince hemen arka bacaklarını düz tutup ön bacaklarını büker. Uslu köpek!

Zoomer çocuklar ve aileleri için sevgi dolu ve sadık bir dost. Eğer onu daha yakından tanımak isterseniz www.zoomerpup.com adresini ziyaret edebilirsiniz.




Bir boomads advertorial içeriğidir.

17 Ekim 2014 Cuma

BEN SANA KÜSTÜM

           Ne kadar affediciyiz? Kırılan kalbimizin onarılmasına ne kadar izin veriyoruz? Peki bilerek ya da bilmeyerek üzdüklerimizden özür dilemek ne kadar zor gelir bize? Ben sana küstüm demekle sorunları çözebiliyor muyuz peki?


               Kimi zaman gururumuzu bahane ederiz , bazen de öfkemiz baldan tatlı gelir. Küskünlükler bulduğumuz binbir mazeretle gelir içimize yerleşir işte. Kızgınlıkla attığımız adımlar bize hep pişmanlık getirse de çoğu zaman bunu kendimize itiraf edemeyiz ne yazık ki. İnsanı da yiyip bitiren kendi kendine itiraf edemedikleri değil midir zaten? 

             Kolayca kalbimizin kırılmasına izin verirken , başka gönülleri kırarken neden bu kadar rahat davranırız ki? İnsanoğlu, çelişkiler diyarı.

            Öfkeyle kalbi karartmak kolay, zor olan affetmek. Bu yüzden belki de dünyada barıştan çok savaşlar konuşulur oldu. Olumsuz duygular uğruna harcıyoruz, iç güzelliklerimizi ve erdemlerimizi. Gelecekten, çocuklardan bahsediyoruz bir de. İç öfkemizle  egolarımızı  beslerken, çocuklarımızın bu durumdan etkilenmemesi imkansız halbuki. Anne babanın çevreyle yaşadığı küslüklere, kırgınlıklara şahit olarak büyüyen çocuk için hayatın rengi şeker pembesinden griye çalar ne yazık ki.

            Çocuk, arkadaşıyla anlaşmazlığa düştüğünde, öfkesini kontrol edebilmeyi ve uzlaşmayı ancak anne babasının tutumlarından öğrenecektir. Tartışmak, fikir ayrılığına düşmek, sinirlenmek normal şeyler elbette. Ama öfkemizi kontrol etmeyi biz bilemiyorsak, çocukların ilerideki hayatında yaşayacağı problemlere de hazırlıklı olmalıyız. 

            Dünya , cadı kazanı gibi bu aralar. Her yanı mutsuzluk, gözyaşı kaynıyor. Zaten durum böyle iken işleri besbeter etmenin bir anlamı yok. Hepimiz dünyada barışı istiyoruz ama önce neden kendi çevremizle barışmayalım ki. İç harbimizi bir kenara bırakıp zeytin dalı uzatmak bizi inanın daha az yorar ve üzer.

          Çocuklar için mutlu ve barış dolu bir gelecek hayali kuruyoruz ama günlük hayattaki  çekişmelerimizle onlara çoğu zaman olumsuz örnek oluyoruz. Önce onlardan özür dileyerek işe başlamak lazım belki de. Sonra da içimizi karartan , kara bakışlı duygulardan arınmak gerek. Nasıl mı? Daha çok severek, şükrederek, hayatı hissederek...
            

Görsel:Pinterest

11 Ekim 2014 Cumartesi

Annelik Güdülerini Dizginlemek Gerek

     
      Onları en çok uykuda oldukları zaman özlüyorum. Saat uykuyu gösterdiğinde onların yüzleri asılıyor benim kalbim. Sanki sokakta son surat oynarken balkondan annem beni eve çağırıyor.  Oyun arkadaşlarımdan, elma şekerimden, beni en çok mutlu eden herşeyden alıkonuluyorum işte.

              İş,  güç,  ödev, beslenme hazırlıkları derken. Ne çabuk uyku zamanı geliyor da benim oyun arkadaşlarımı elimden alıyor anlamıyorum.  Gündüz okul telaşı,  iş koşturması derken bu kadar çok bozulmuyorum cocuklarımdan ayrı kalmaya. Çünkü biliyorum ki akşam herkes evde birbiriyle buluşacak.  Ama ondan sonra evde bir koşturma, sormayın.  Ödevler,  kontroller derken ertesi güne okula iki çocuk hazırlamıyor da uzaya roket fırlatıyormuş gibi hissediyorum.

            Tam işlermi bitirdim, şimdi hasret giderme zamanı geldi demeye kalmıyor. Onlar esnemeye, saat de dokuzu göstermeye başlıyor. Sonrasında,  çocuklar uyuduktan sonra keyfine bakarım diyorum . Olmuyor işte.  Evdeki gümbürtü,  koşturma sona eriyor evet ama... İçten içe bir his, derinden mi derinden onların seslerini, bakışlarını bana hatırlatıyor.

             İzlenecek filmler, okunacak kitaplar,  ve  internette dolanıp durmak için bana kalan zamana hem şükrediyorum hem de uykuda olan oğullarımı özlüyorum işte. Çaktırmadan üstlerini açmışlar mı diye kontrole gidiyorum sonra, bebek suratlarındaki mutlu-masum ifade 'Yeter artık Anne, git bir kahve yap kendine' diyor.

              Her zaman olduğu gibi çocuklar yine haklı diyorum ben de. Annelik güdülerini dizginleyip kendine zaman ayırma vakitlerinin kıymetini bilmek, insanın kendini kendine hatırlatması gerek ...

6 Ekim 2014 Pazartesi

KIRMIZI BEBEK BATTANİYEM


                         Bayram bitmeden kırmızı bebek battaniyemi sonunda bitirebildim. Yazdan bu yana hepi topu 49 motifi ancak bir araya getirebilmenin utancını yaşıyorum sahiden. Çok oyaladı beni ama , itiraf edeyim biraz da ben bitirmek istemedim. Renkler beni o kadar çok cezbetti ki, oyalandıkça oyalanmak biraz daha fazla oynamak istedim. Neden hep bebek battaniyeleri pastel tonlarda olacakmış. Kırmızı ,mavi, sarı  cıvıl cıvıl renklerde büyüsün bebişler.
       Bayram geldi ama gelirken de eli boş gelmedi bizim eve. Evin üç erkeği de sırasıyla soğuk algınlığından muzdarip oldu. Arefe günü Orhun hastalandı okula gidemedi. Birinci gününün gece yarısı Ege larenjit oldu ve öksürük kriziyle birlikte acile kaldırdık. Çok korktuk ama, şükür şimdi çok daha iyi. Bayramın ikinci günü de evimizin babası evde dolanan virüs ekibine yenik düştü. Siz benim halimi varın düşünün.

         Neyse evin küçümenleri toparlandı. Hatta bugün gezmelere bile gittik. Acaba diyorum bu virüs olayının ardında    Dr. Doofenshmirtz'mi var. Neyse bizim Perry onun hakkından gelir elbette.


              Esasen bu kırmızı battaniye fikrini bana ilham perim Pinterest yollamıştı. Tabii bir iki ufak değişiklikle ben de kendi bebek battaniyemi ortaya çıkardım işte. 
                
              Üretmek insanın zihninde detoks etkisi yaratıyor kesinlikle. Olumsuz, zararlı, işe yaramayan tüm düşünceler bir tığ ve bir yumak iple zihnimden silinip gidiyor. Sabırlı olmayı, düzenli olmayı öğreniyorum bir de. 

                 Hele tüm iş güç bitip de bir iki afilli poz çekme faslı var ki, en heyecanlı kısım benim için. Hayattan keyif almanın türlü türlü yolları var işte. 

                 Nice keyif dolu, rengarenk günler...