27 Kasım 2014 Perşembe

EVİNİZİ KIŞA HAZIRLAYIN!


Kara kış kapıda! Kendimizi soğuk kış günlerine hazırlarken evimizi unutmak olmaz. Çünkü
mevsimlerin yaşam alanlarında yaratacağı enerjiler farklıdır. Kasvetli sonbahar günlerinin ardından kışa hazırlanırken evimizi yılın trendlerine uygun dekore etmek ve evin enerjisini yükseltecek renklere ağırlık vermek hepimize iyi gelecek.

C:\Users\riğı\Desktop\c3b79d856b0ef1cd6287db1c272d20e2.jpg
Böyle bir kahvaltı masasında hangi çocuk oturmak istemez ki! Mutfağınız küçükse katlanabilir portatif masalar ve uzun renkli puflar kullanabilirsiniz.

2015 dekorasyon trendlerine göre soft renkler, kahve tonları, bakır, bordo, gül kurusu, vizon ve pembe altın renkleri ön planda. Ev tekstilinde ana tema doğallık olmakla birlikte ışık efektleri, ombreler, modern pastel ve metalik tonlar, geometrik desenler ve origami desenli kırlent, yastık, yatak örtüsü , nevresim takımları en ilgi çekici detaylar arasında.



Kış dekorasyonu



http://tr.pinterest.com/pin/341358846727678347 Sıcacık bir kış geçirmeniz dileğiyle!
Oturma gruplarında yine kahve, bej, vizon tonlarını kullanabilir, bu renkleri şeftaliye çalan tonlarla, mavilerle, yeşillerle kombine edebilirsiniz. Dinlenme koltuğunuza canlı tonlarda kaşmir bir koltuk örtüsü sererek sıcacık bir hava yaratabilirsiniz. Bu yıl güneşin tüm tonlarının çok moda olacağını söyleyebiliriz. Dresuar, komodin, konsol gibi mobilyalarda patine etkisi; duvar kağıtlarında ya da döşemelik kumaşlarda volümlü çiçek desenleri, damasklar gayet şık duracaktır. Antrede kullandığınız dresuarın ayna çerçevesini çizim yaptırarak resimle gerçeği estetik bir biçimde birleştirebilir, günün trendini yakalayabilirsiniz.
Nice colors and pattern
Çeyiz sandığınıza bir göz atın, çünkü el örgüsü yine çok revaçta!
Dekoratif yastıklar evin her köşesine renk katacak detaylar. Yılın trendlerine uygun olarak
bu yastıklarda origami, örgü, mozaik ve ekose desenlerini tercih edebilir, kontrast renklerle iddialı bir tarz yaratabilirsiniz. Bu desenlere sahip rengârenk puf modelleri bulabilir, salon
ya da oturma odanıza enerji katabilirsiniz.
geometrik desenli yastık kılıfları https://www.facebook.com/HomeArtByNooR
2015 ev tekstili modasında geometrik desenleri sıkça göreceğiz.

Kış ayları evde daha çok zaman geçirdiğimiz, dolayısıyla kitaplara sarıldığımız bir dönemdir.
Bu kış yeni bir kitaplık almaya ne dersiniz? Hem şık hem de fonksiyonel kitaplık modelleri arasından dilediğinizi seçebilir, kendinize harika bir okuma köşesi oluşturabilirsiniz. Kitaplıkları salonda seperatör olarak da rahatlıkla kullanabilirsiniz. Kitap okurken tepeden merkezi aydınlatma yerine şık bir abajur ya da lambader kullanmanızı öneririz. Gözünüzün yorulmaması için ışığın doğrudan gözünüze gelmemesine, tavana vurarak yansıyıp gelmesine dikkat etmelisiniz.
Evim.net Editörü

book shelves
Yemek odasıyla salonu ayıran sade ve şık bir kitaplık…
Do You Have What It Takes Paint Your Cabinets A Bold, New Color? Find Out ➤ http://CARLAASTON.com/designed/it-takes-guts-to-paint-color-cabi...


Mavi, yeşil tonları ahşabın yanı sıra beyaz ve siyahla çok kolay kombinlenebilen renkler… Mutfak dolaplarınızı böyle bir yeşile ya da canlı bir maviye boyatabilirsiniz.


green walls with shelf


Dolaplarınız beyazsa aynı etkiyi duvarlarınızı canlı renklere boyayarak da elde edebilirsiniz.




Pembe Yastık: Tel dolaplar...


Tel dolapları dilediğiniz renge boyayıp tekli ya da çoklu depolama ünitelerine çevirebilirsiniz.

23 Kasım 2014 Pazar

Depresyon ve Kara Köpek

     


       Depresyon bilinen psikiyatrik bozuklukların en eskilerinden biridir. Eski Ahid’de
ve klasik Hindu tıbbi metinlerinde izine rastlamaktadır.Tıp literatüründe depresyonu ilk tanımlayan Hippokrates’dır. Hippokrates bu tabloyu kara safra fazlalığı ile açıkladığı için “melaine chole” olarak
adlandırmıştır. Bu durumda depresyonu çağımızın rahatsızlığı olarak adlandırmak doğru olmaz sanırım. Modern zamanlar ya da eski zamanlar , duygular her daim karışık her daim kapalı bir kutu.
       
      Depresyon, toplumun her kesiminden insanı hayatının her anında yakalayabilecek bir duygulanım bozukluğu. Haz duygusunun azalması, kaybolmasıyla birlikte ilgisizlik, isteksizlik, endişe, kaygı, korku, karamsarlık, kötümserlik , mutsuzluk, umutsuzluk duyguları ön plana çıkıyor. Kişi, o güne kadar yapabildiği günlük işleri yapmakta zorluk yaşar. Sözcükler karamsarlık, kötümserlik, mutsuzluk ve yalnızlığı anlatacak biçimde seçilir. Günlük yaşamdan doyum sağlayamadığı için çevreyle lan ilişkilerini azaltır ya da koparır.

       İstatistiksel olarak , dünyada 350 milyon kişi depresyonla mücadele ediyor.Majör Depresyonun yaygınlığı %3-5.8 . İnsanlık kadar eski bu rahatsızlıkla baş etmek için öncelikle kendimize fiziksel ve ruhsal anlamda iyi bakmamız çok önemli. Dengeli beslenme, düzenli uyku, egzersiz yapmak, iletişim becerilerimizi güçlendirmek gibi tedbirler alabiliriz. Yaşamak hem çok güzel hem çok zor. Zorluklarla mücadele ederken kendimizi tükenmiş, güçsüz ve umutsuz hissedebiliriz. Duygular insanlara aittir. Ancak , yolun başındayken yardım almaya çalışmak hayatı daha kolaylaştırıp, işleri daha yoluna koyacaktır.

          Kendimize değer vermemiz, güçlü yanlarımızı keşfetmemiz, mutlu olduğumuz hobileri yapmamız hayatımıza pozitif değerler katacaktır. Perdelerinizi kaldırın ve içeriye güneş girmesine izin verin lütfen...




Kara Köpek adlı bu videoya tesadüfen rastladım. Kesinlikle depresyonla ilgili izlediğim en etkili yapım oldu. Ayrıntılı bilgi için http://matthewjohnstone.com.au/courses/i-had-a-black-dog/


20 Kasım 2014 Perşembe

Çocuk Olmak Çok Zor

 
       Keşke hep çocuk kalsak. Koşsak, zıplasak, terli terli su içmenin keyfine varsak. Tek derdimiz , ıspanak yemeği olsa. Yüksek sesle gülmek, ağlamak , konuşmak en çok bize yakışsa. Fatura, iş, güç, yemek, ütü gibi sorumluluklarımız olmasa. Ne güzel olurdu değil mi?

          İnsanoğlu tuhaf varlık vesselam. Hem yüzünü ileriye döner, hem aklı geçmişte kalır. Hızla büyüme merdivenlerini tırmandığımıza pişman oluruz çoğu zaman. Dünyanın özgür ruhlu , çılgın hayalperestleri çocuklara hayran olmamak elde değil elbette. Bize göre onların hayatı mutluluk doludur. Acaba, gerçekten böyle mi? Çocuk olmak o kadar da kolay mı?
       
           Sınav sistemi denen canavarın kollarına küçük yaşlarda atılmak, gün ağarmadan okul yollarına düşmek, memnuniyetsiz ebeveyinlerle uğraşmak, çıldıran dünyanın kötüleriyle baş etmek için paranoyakça yetiştirilmek kolay  mı peki?  Okul dönemiyle birlikte başlıyor aslında çocukluk pembesinin griye çalması. Omuzlardaki ağır çantalar bir süre sonra hem bedenleri hem ruhları yoruyor.  Minik parmaklar test çözmeyi, en yakın arkadaşıyla rekabet etmeyi öğreniyor okul çağında artık.

          Okullar dünyanın en muhteşem varlıkları olan çocuklar için halbuki.  Yasaklar,  kurallar, sınavlar,  bitmek bilmeyen rekabetler çocuk olmayı ne de çok zor hale getiriyor. Anne babalar için çalışkan ve başarılı çocuk gurur duyulacak çocuktur.  Gerçekten böyle nasıl düşünebilir insan.  Evladının aldığı her nefeste gurur duymalı insan.  Çocuk sevgisi ne zamandan beri  şartlı,  kurallı oldu.

         Şimdi sorarım size:
         Çocukların hayalgücü dört şıkka sığar mı acaba?

8 Kasım 2014 Cumartesi

ÇIK SOKAĞA, AL Bİ KESTANE KEBAP


          Sarı rengin en ihtişamlı vakitler Kasım'la geldi çattı.  Yağmur altında çiçeklerin sarısı insanı ayrı bir cezbeder.  Ama sessiz sakin dökülen yaprakların ışıltısının yeri elbette bambaşka. Sonbahar, tüm mevsimler içinde en bilgesi, en güzeli değil mi?

             Yumuşacık bir battaniye dizlerinde, yağmurun ferahlığında en sevdiğin yazarın maceralarında bir o yana bir bu yana koşuştumayı sonbaharın güzelliklerinden sayanlardanım. Bir de kestane kokusu var elbette. İnsan eli yanarken mutlu olur  hiç? Sebebi kestane kebap ise bal gibi olur işte. 

           Hayat sonbaharda daha zordur yaza göre aslında. Okullar açılır, grip evleri ziyarete başlar, ödevler yığılır, faturalar kabarır, melankolik bir hal kazanılır.... Ama huzuruyla, sarısıyla, yağmuruyla, kestane kokusuyla, okul ziliyle sonbaharın bende yeri başka. Hele Kasım ayrı bir telaş benim için. Küçük oğlumla benim üç gün arayla doğum günlerimiz Kasım'da. Annemle babamın evlilik yıl dönümü de bu ayda.  İşte bu yüzden en torpilli aydır Kasım.

            Ama insan ne hissetmek istiyorsa evren de ona o hissi mutlaka yaşatıyor. Olumlu düşünmek, güzeli görmek, insanları kusurlarından ibaret görmemek gerek. Sonbahar dökülen yaprakları, çamurlu sokakları ile biraz pasaklı görünebilir. Ama güzelliklere odaklanmak, zorluklara odaklanmaktan çok daha kolay. Çık sokağa,  al bir kestane kebap. Hem ellerin ısınsın hem kalbin. 
                 
              Ahenkle dökülen yapraklara saygılarımı sunarım :)