30 Mayıs 2016 Pazartesi

Karne Ve Anne Baba Tutumları

         Karne almaya az bir zaman kaldı. Öğrenciler karnelerine sonra da merakla bekledikleri karnelerine kavuşacak. Kimisi merakla beklediği bisikletine kimisi de geç vakitlere kadar uyuma lüksüne kavuşacak. Sokaklar çocuk sesleriyle şenlenirken, güneşe, denize minikler doyacak. 

          Herkes sabırsızlıkla karnelerin alınacağı daha doğrusu okulların tatil olacağı günü bekliyor. Kolay mı? Aylardır sabah erken saatlerde okulda hazır bulunmak, yüzlerce testin üstesinden gelmek, sınavlarla boğuşmak, hafta sonu kursları, etütler, ödevler... Karnedeki sonuç ne olursa olsun bütün öğrenciler en başta kocaman bir alkışı hak ediyor. Tabii aileleri de. Ancak kimi ebeveynler destekleyici bir tutum sergileyip çocuklarıyla okul maratonunda yanyana yürürken kimi ebeveynler de ihmalkar bir tutumla çocuklarını hep geriden takip etti. Bazı anne babalar ise baskıcı tutumla çocuğunun hep önünde ilerleyerek sözüm ona liderlik etti. 

            İhmalkar ve baskıcı tutum sahibi olan hiçbir ebeveyn bu konuda kendini genellikle eleştirmez. Eleştirse zaten bu yanlışları tekrar etmez. Ama bu kör döngüde zararlı çıkan çocuğun okul başarısından ziyade benlik algısıdır. Kendini kıymetli görmesi, güçlü yanlarının farkında olması, çözüm üretme becerileri onun karnedeki tüm notlarından daha kıymetlidir. Bu yüzden çocuğunuzla sadece öğrenciyken değil, hayatın her alanında nasıl yürüdüğünüz çok önemli. 

           Karnede edinilen notlardan ziyade çocuğun okuldaki ve hayattaki mutluluk derecesine bakmak lazım. Ama belki de anne babaların önce kendi mutluluk derecelerine bakmaları lazım. Mutluluğun güç, hırs , maddiyat olmadığını öncelikle ebeveynler anlamaları gerek. Keyifle,  yanyana yürüyeceğiniz nice mutlu tatillere...

Görsel: Pinterest

26 Mayıs 2016 Perşembe

İçimden Serdar Ortaç Şarkıları Geçiyor Bu Aralar

         İçimden Serdar Ortaç şarkıları geçiyor bu aralar. Kelimeler anlamına, boyuna postuna bakmadan dizilip  duruyor aklımda. Geri planda da dumstak dumstak melodiler. İşin Türkçesi, biyolojik saatim  yaz geldi diyor. Okulu, işi gücü, alarmı kapatıp, kaçıp gitmek istiyorum bu sıralar. Tatil göz kırparken, içim inceden kaynamaya başlıyor. Piknik, mangal, hamak, parmak arası terlik gibi kelimeleri daha sık kullanmak istiyorum.Ama yazdan önce şu baharla hesabı kapatmak gerek.

        Baharın gelmesine sevinmek gibi bir gaflette bulunamadım tabii ki. Çünkü iki hassas bünyeli alerjik bünyeli bebe annesiyseniz baharın diğer adı  antihistaminiktir. O yüzden bahar , polen, mevsim geçişleri hayatımdan hızlıca çekip gitse, hemen temmuza ışınlansak fevkalade olacak. Ama yaşları büyüdükçe işim daha kolayladı çok şükür. Fırsat buldukça güneşin bağrına, çimenin kucağına salıveriyorum çekirgelerimi. Bu arada bünyelerini güçlendirmek adına vitamin şurubu, bıldırcın yumurtası, minare gölgesi, çımbıl tohumu ve benzeri takviyelerden de uzak duruyorum. Tecrübeyle sabittir. Doğal beslenmek en önemli sağlık kuralı bana göre. Neyse canım herkesin kuralı kendine.
         Serdar Ortaç şarkılarından yola çıktık nerelere kadar gelmişim yahu.  Yani kendinden yola çıkarsın, içindeki anne durur mu? Aman eksik kalmasın. Günledir yağmur yağır buralarda. İşin fenası bir güneş açıyor, oh şimdi hava düzeldi diyorum. Sonrasında bir yağmur, fırtına. Hadi onu da geçtik, insanın ruh halini de etkiliyor haliyle hava durumu. Bir hüzünlü, romantik bir neşeli, dinamik.

          Değişen hava durumu bende böyle etkiler yarattı işte. Havanın delişmenliğine özeniyorum belki de. İşin aslı  her fırsatta güzeli görmek, güzeli görmeyi dilemek gerek. Yağmurda da , karda da , güneşte de elbette var bir hikmet. İç huzurunuz daim olsun...


              
                      






20 Mayıs 2016 Cuma

ÖZGÜR YAŞA

      Nat Geo People'dan Özgür Yaşa 


       Her insanın hayali özgürlüktür. Özellikle, modern çağın kablosuz bağlantılı  köleleri için özgür yaşamak adeta bir ütopya. Tüketim bağımlılığı, bankalar, sosyal medya hesapları , televizyon şovları bizi yavaş yavaş hem hipnotize ediyor hem de köleleştiriyor. Herkes bu gidişattan şikayetçi olurken çok az insan tüm bu sanal zincirleri koparıp kendine doğaya adıyor. Nat Geo People kanalında "Özgür Yaşa" programının  mangal yürekli insanları, doğayla olan maceralarını  kameralar önünde sergiliyor. Evlerini kendi elleriyle inşa ediyor, yiyeceklerini kendileri avlıyor, hasta olunca yabani otlardan ilaç yapıyorlar, kendi kömürlerini üretiyorlar. Yani vahşi insanları vahşi hayata tercih etmiş durumdalar.
     
        Sadece ihtiyaçları olduğu kadar üretip tüketiyorlar. Doğaya saygı duyup, adeta bütünleşiyorlar.  Hayatta kalma becerisi ne demek tam anlamıyla gözler önüne seriyorlar. Arizona Çölü, Georgia bataklığı, Blue Ridge Dağları, Rockie Dağlarında kahramanlarımız her bölümde yeni bir yaşam mücadelesi veriyor.

Thorne: İlkel oduncu olarak kendini tanımlıyor. Modern dünyayla alakalı hiç bir alet kullanmıyor. Avlanma konusunda biraz beceriksiz olsa da elinden her türlü iş gelir. Bir de ayılarla başı belada.


Colbert: Eskiden emlakçı olan Colbert , yaşadığı bir ekonomik kriz sonucu çoluğu çocuğu bırakıp Georgia Bataklığını kendine mesken edinmiş. Tam bir orman adamı olan bu amca, gözüpek olduğu kadar da maharetli.


Tony ve Amelia: Çiçeği burnunda çiftimiz ,nerede beleş oraya yerleş sözünü düstur edinmiş. Tavuk, arı besiciliğinin yanı sıra bitkisel yağ ile çalışan kamyonetleri ile geçen bölüm beni şoka uğrattılar. Amelia, ormanda bin kaplan gücünde. Kocası kuntiz ama fena çocuk değil hani.


Derik: Karizmatik Abimizin lakabı ilkel demirci. O da teknolojik hiç bir alet olmadan ilkel yöntemlerle hayatta kalma becerilerini sergiliyor.  Katırlarıyla çok sıkıntısı var. Ama kendini bir kuş kadar özgür olarak tanımlıyor.  Haksız da sayılmaz hani.


            İlkel yaşamla ilgili tüm merakınızı alıp götürecek harika bir belgesel dizisi. Ancak, özgür yaşamak sevdiklerinden izole yaşamak mı demek diye de bir soru akıllara takılıyor. Çünkü çevrelerinde pek kimseyle etkileşime girmiyorlar. Gerçi ben de Toros dağlarına kaçıp çıksam kim benimle görüşmeye gelir ki. Neyse ben kendilerini tebrik ediyorum. İnsan temalı belgesellere merakı olanlara da tavsiye ediyorum.
           Ruhen ve fikren özgür bir hayat dilerim...


18 Mayıs 2016 Çarşamba

Bir Yer Düşünüyorum

Bir Yer Düşünüyorum 
Bir yer düşünüyorum, yemyeşil,
Bilemem neresinde yurdun.
Bir ev günlük güneşlik,
Çiçekler içinde memnun..
 
Bahçe kapısına varmadan daha,
Baygın kokusu ıhlamurun.
Gölgesinde bir sıra, der gibi:
– Oturun.!
 
Haydi çocuklar, haydi,
Salıncakları kurun.!
Başka dallarsa, eğilmiş:
– Yemişlerimizden buyurun.!
 
Rüzgar esmez, konuşur:
– Uçurtmalar uçun, çamaşırlar kuruyun.
Mesut olun, yaşayın,
Ana baba evlat torun..

Ziya Osman SABA

          Orhun'dan duydum bu şiiri ilk olarak. Türkçe dersi için ezberlerken kulaklarıma adeta bir terapi gibi geldi. Defalarca oğlumun sesinden dinledim "Bir yer düşünüyorum" şiirini. O yerde olabilsek keşke. Hırslardan, umutsuzluktan, ışıksızlıktan kurtulabilsek. Mümkün mü, belki?

Görsel kaynak: https://tr.pinterest.com/pin/555772410247357799/

17 Mayıs 2016 Salı

Çocuklarınız için doğal bir gelecek: KÖY

Yemyeşil bir doğada hayatı keşfederek büyümek çocuklarınızın en doğal hakkı. Yapılan araştırmalara göre doğa ile iç içe büyüyen çocuklar, apartmanların içine sıkışarak yaşayan çocuklara göre pek çok avantaja sahip oluyor.

Philadelphia Çocuk Hastanesi, Gastroenteroloji ve Beslenme Bölümü doktorlarından Dr. Burdette ve Dr. Whitaker,  açık havada zaman geçiren çocukların fiziksel ve zihinsel olarak daha gelişkin olduklarının altını çiziyor. Yale Üniversitesi Doğa Bilimi Profesörlerinden Dr. Kellet ise, açık havada, doğada düzenli olarak zaman geçiren çocukların stressiz ve dikkat süreleri daha uzun çocuklar olduğunu dile getiriyor.



Doğa ile iç içe yaşayan çocuklar için keşfetmek, günlük hayatın bir parçası haline geliyor. Gözlemleme yetileri artan çocuklar araştırmacı, sorgulayan bir karaktere sahip oluyor.

Açık havada zaman geçiren çocuklar üzerine yapılan araştırmalar sonucunda, doğal çevrede düzenli olarak zaman geçiren çocukların daha üretken, stressiz ve dikkat sürelerinin daha uzun olduğunu net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Pek çok araştırma, açık havada alınan gün ışığının D vitamini sentezi sağlayan etkisiyle, öğrenmeyi ve üretimi etkilediğini, bağışıklık sistemi için hayati önem taşıdığını, biyolojik saati düzenlediğini ve çocukların daha mutlu olmasını sağladığını gösteriyor.

Doğal çevrede büyüyen çocuklar, diğer çocuklara göre daha girişken ve daha sosyal oluyor. Bu durum ilerleyen yaşlarda çocuğun daha kolay arkadaş edinmesini ve hayata daha sıkı tutunmasını sağlıyor.

Doğanın çocuklara faydası saymakla bitmiyor. Siz de hem çocuğunuzun yemyeşil bir doğa içinde büyüyüp, hayatı daha güzel yaşamasını istiyor hem de geleceği için iyi bir yatırım yapmak istiyorsanız sizi KÖY’e davet ediyoruz.

Şehrin doğası: KÖY

Siyahkalem, Emlak Konut güvencesiyle, yeni ulaşım ve alt yapı yatırımları ile İstanbul’un gün geçtikçe değerlenen bölgesi Zekeriyaköy’de, vazgeçemediğiniz şehir yaşamını, yemyeşil bir doğa içinde KÖY ‘de size sunuyor. İçinde ÇarşıKÖY’ünden spor alanlarına, oyun parklarından okuluna pek çok olanakları barındıran KÖY ’de her zaman hayalini kurduğunuz hayat, uygun ödeme koşullarıyla sizi bekliyor. Siz de hem kendi geleceğiniz hem de çocuğunuzun geleceği için doğru bir yatırım yapın ve KÖY’de yerinizi alın.

Ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız. 


Bir boomads advertorial içeriğidir.

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Canik Hedefe Doğru İnsan Sempozyumu

         

      Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanında geçtiğimiz günlerde Samsun'da benzersiz bir etkinlik düzenlendi. Uluslararası bir platformda düzenlenen "Hedefe Doğru İnsan" Sempozyumu, PDR alanında akademisyenlerin ve psikolojik danışmanların bildirilerini sunmalarına olanak sağlarken, mesleki anlamda da büyük bir gelişim fırsatı sağladı. Canik Belediyesi tarafından düzenlenen bu  etkinlik sayesinde Abd'den , Kırgızistan'dan, Azerbaycan’dan ve tabii yurt çapında akademisyen ve psikolojik danışmanlarla tanışma imkanı bulduk. İki gün boyunca Canik Kültür Merkezi'nde 6 salonda Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında sunulan bildirileri büyük bir merak ve heyecan içinde takip ettik. Elimizde sempozyum takvimi bir salondan diğerine büyük bir zevkle koşturup durduk.
Meslektaşınla evlendiğinde her meslek etkinliğini birlikte geçirirsin işte :) 
      Zorbalık konusunda yapılan çalışmaları kaçırmak olmazdı. Okulda çalışan bir psikolojik danışman için zorbalık konusu sürekli takip edilmesi gereken ve bir konu elbette. Canik Belediyesi Başkan Yardımcısı Uzman Psikolojik Danışman Alican Usta,  Lise Öğrencilerinin Öfke Düzeyleri ile Siber Zorbalık Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi konulu bildirisinde uyguladıkları Siber Zorbalık Ölçeği ve Durumluluk Öfke Ölçeği araştırma sonuçlarını paylaştı. Yapılan araştırmada zorbalık mağdurlarının siber zorbalık ile kendilerini yansıtabildikleri sonucu etkileyiciydi.  ,


     Dikkatle dinlediğim bir diğer bildiri ise Hacettepe Üniversitesi’nden  Arş. Gör. Emine Feyza Dinçel’in Çocuk Kitaplarında Zorbalık Olgusunun İncelenmesi oldu. Yapılan araştırma için seçilen çocuk kitaplarında zorbalık teması incelendi. Çocuk kitaplarında karşılaşılan zorbalık karşısında karakterlerin çok az bir oranının büyüklerinde yardım alma davranışını seçtiği  Emine Feyza Dinçel tarafından vurgulandı. Halbuki zorbalıkla karşılaşıldığında ilk önce bir büyüğünden yardım istemesi gerektiği öğretmen ve ebeveynler tarafından anlatılır . Çocuk kitabı yazarlarının zorbalık konusunda daha hassas davranması gerektiğinin önemi konusunda önemli bir çalışmaydı.

Utah Üniversitesinden hocalarımız
    ABD Utah Üniversitesi'nden Prof. Dr. Christine  Suniti Bhat , “Teknoloji İnternet Bağımlılığı ve Okullarda Sanal Zorbalığı Önleme Programları “ bildirisinde sanal zorbalığın gençlerin hayatına olumsuz etkisine ve bu konuda yaptıkları çalışmalara değindi. www.stopbullying.gov  ve www.bullystoppers.com  internet sitelerini kaynak olarak gösterdi.  

       Yaklaşık 150 bilim insanının katılımı ile mesleki anlamda hem motive edici hem de çeşitli konularda farkındalık kazandırıcı bir çalışmanın içinde olmak beni ve tüm meslektaşlarımı çok mutlu etti. Meslek olarak zor ve bir o kadar keyifli bir alan PDR. Ancak sürekli güncel ve gelişime açık olan bir olması mesleğimi daha çok sevdiriyor. Hedefe Doğru İnsan Sempozyumunun hazırlanmasında emeği geçen herkese çok teşekkürler. Cebimde öğrencilerim için güzel cevherlerle bu sempozyumdan ayrılmanın mutluluğu içindeyim.  

6 Mayıs 2016 Cuma

Sana ne ifade ettiğini #AnneneHiçSöyledinMi?

Annenizin size olan sevgisini siz de anne olunca gerçekten anlayabilirsiniz... Nestlé İyi Büyüsün İyi Yaşasın Anneler Günü video’sunu izleyerek, siz de annenize olan sevginizi https://www.facebook.com/iyibuyusuniyiyasasin adresinden paylaşabilirsiniz.


Ayrıntılı bilgi almak için www.iyibuyusuniyiyasasin.com adresini ziyaret edebilirsiniz. 



 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

5 Mayıs 2016 Perşembe

Tüm Unutkan Anneler’in Anneler Günü kutlu olsun!

Anneler Günü geldi çattı… “Hep daha iyisi” diyerek bebeklerin ve annelerin isteklerine her zaman en iyi şekilde cevap veren, Türkiye’nin yeni bebek bezi ve ıslak havlu markası Sleepy, Unutkan Anneler’e teşekkür ederek onları unutmadığını gösterdi.

Bir zamanlar uyku kelimesini en sıcak kelime olarak tanımlayan, %50 indirimleri ve yeni sezon çantaları kaçırmayan, en son çıkan filmlere en önce giden, yemek keyfinden asla ödün vermeyen, küçük bir temizlikten sonra bile en az 3 saat dinlenen ve fönsüz dışarı adımını atmayan ama bir gün, dünyalarını değiştiren o büyük mutluluk ile birlikte dünyaları unutan tüm Unutkan Anneler’in Anneler Günü’nü büyük bir coşku ile kutladı.

Kendilerini çocuklarına adaya Unutkan Anneler’i unutmayan Sleepy, Anneler Günü için özel olarak hazırladığı ajandası ile de tüm annelerin kalbini çalmayı başardı. #unutkananneler hashtag’ini kullanarak Instagram ve Twitter sayfalarında paylaşımda bulunan ve Mayıs Ayı boyunca market.sleepy.com.tr adresinden alışveriş yapan herkese dağıtılacak bu ajanda ile tüm bir yıl mutluluk ve bol bol gülümsemeyle geçecek.

http://www.unutkananneler.com/

Sleepy, en sevdikleri pastanın son dilimini her zaman çocuklarına ayıran ve gerçek sevginin ne anlama geldiğini varlıklarıyla kanıtlayan Unutkan Anneler’e “İyi ki varsınız…” diyor ve kalpten bir teşekkür gönderiyor.



Bir boomads advertorial içeriğidir.