30 Nisan 2017 Pazar

Heştegini Kapan Geliyor

         
           Bebelerden ninelere kadar ortaklaşa görsel paylaşım platformumuz Instagram gün geçtikçe kalabalıklaşıyor. Blogların pabucunu dama atan, sofra sunumundan, makyaja hatta mutlu aile temalı fenomenler yaratan Instagram'da paylaşımlar çoğalıyor, çoğaldıkça da  kimi zaman bana göre tuhaflaşıyor. Bazen doğal bazen de özenli paylaşımlar hoşuma gidiyor. Ama botokstan uzaylıya dönen annecik temaları, sunum önemlidir heştegine sarılıp aklın sınırlarını zorlayanları, her paylaşım altına içindeki tüm kasveti döküp saçan yorumcuları en dayanamadıklarım Instagram aleminde.

         Bu aralar günün yemeği ve sunum önemlidir temaları çok popüler. Her gün yaptığım yemeklerin  tencere tencere fotoğrafını çekmek bana biraz tuhaf geliyor açıkçası. Tatlısından çorbasına kadar en az dört çeşit yemeğinin resmini çekip paylaşmak sıkıcı değil mi ? Ezogelin çorba, tavuk sote ve pilav 1600 beğeni alıyor ve internet bir mecrasında daha yeni fenemoneni yaratıyor. Yemek tarifi sayfalarının başımın üstünde yeri var. Epey bir tarif kaydettiğim sayfalar var doğrusu. Ama her akşam tencerelerin , tavaların fotoğrafını çekmek bana çok tuhaf geliyor. Güzel bir sunum ya da özel bir yemek ya da hoş bir sofra hoşuma giden paylaşımlardan ama tencere ne kardeşim.

            Pembik gelinlerden bahsetmeye hiç gerek yok hatta demode bile oldular. Onların yerini sunum delisi sayfalar aldı. Bir bardak çayı fındık, fıstık, çikolata, kurabiye , kek ve  patlamış mısır ile fotoğraflayıp altına da eşine olan bağlılığı , aşkı, muhabbeti ile ilgili ağdalı ağdalı sözler paylaşan fenomencan, seni de unutmadık. Kocası getirir, karısı pişirir diye mutfağına tabela astıran , bilmem ne butiğin pabuçlarının reklamını da araya sıkıştıran girişimci instacı seni hiç unutur muyum?

            Sevgili hesapları ise beni şaşırtmıyor, resmen utandırıyor artık.  Adem ile Havva'nın mutluluğa yelken açmış hallerinin en cıvık halleri ve hiç tanımadığı insanlar tarafından alkışlanması nedir yahu? Sevgilinle el ele tutuşup melul bakarken 3. bir şahsın o fotoğrafları çektiği düşüncesi bile bir garip. Yok yok ben yaşlandım, kesin. Her gün düğün fotoğrafçısı ile gezinen genç aşıklara mutluluklar  diliyorum.

           Çocukların ekonomik istismarının alenen yapıldığı hesaplar ise en çok beğeni alan mecralar. Bebeklikten itibaren çocuklarını reklam panosu gibi kullanan anneler ve bu duruma göz yuman babalar ne büyük bir yanılgıdadır aslında. Büyük bir beğeni ordusu eşliğinde bebeklerinin hayatlarını paylaşmak ve reklam aracı olarak kullanmak uzun vadede çocuğun ruh sağlığını olumsuz etkileyecektir. Annelik paylaşımları ile reklam annesi paylaşımları arasındaki farka da dikkat etmek gerek. Çocuklu hayatla ilgili paylaşımları keyifle takip ediyorum ama reklamdan ibaret paylaşımlar çocuk üzerinden yapılınca çok canım sıkılıyor. Yetişkinler isterlerse boyunlarına ışıklı reklam tabelası asıp gezsin ama çocuklarınıza lütfen yapmayın bunu.

          Instagram,  dev bir alem. Heştegini kapan geliyor. Elbette herkes istediğini paylaşsın, özgür olsun. Ancak  meşhur olmak hevesi, reklam kapma arzusu adına samimiyetin yitip gittiğini görmek hiç hoşuma gitmiyor. Samimi , sıcak , beğeni kaygısı olmayan, içinden geldiği paylaşan hesaplara ise bayılıyorum. Herkesin hayata bakışı farklı. Yaşam değerlerimiz, tercihlerimiz farklı olabilir. Ancak dejenere olmadan , ruhumuzu like'lara  satmadan yaşasak fena mı olur hani?

Görsel:https://tr.pinterest.com/pin/835347430852817286/

16 Nisan 2017 Pazar

Mutlu Başarılar Dilerim

       
      Sınavlar, sınavlar. Hepsi birbirinin aynı, sadece adları farklı.  Ortak ve mutlak beklenti ise mutluluk. Falanca liseyi ya da filanca fakülteyi kazanan çocuğu ailesini mutlu ediyor, akrabalarını ve öğretmenlerini de mutlu ediyor haliyle. Apartman sakinleri hatta tüm konu komşu kazanılan okulla ilgili mutlu oluyor. Bu kadar mutluluğun içinde binlerce soruyu çözmüş, zorlu virajları ustalıkla dönebilmiş genç de haliyle mutlu oluyor.

    Ana sınıfından itibaren sınavlara entegre biçimde yetiştirilen genç eğitim hayatı boyunca ne kadar mutlu acaba? Yani mutlu bir kazanan olmak için mutsuz bir öğrencilik hayatı mı geçirmek gerekir? Soru bankaları, ödevler, projeler, deneme sınavları çocukların hayatında artık bir ayrıntı değil de bir esas olmaya başladı. Başarı sıralaması, yıl sonu başarı ortalaması artık çocuklar için çok erken yaşlarda bir hedef haline geldi. Önceden çalışkan olmak bir değerdi , şimdi  ise başarılı olmak bir değer haline geldi. Yani başarılıysan, değerlisin. Peki ya başaramazsan? Dizleri kanamadan büyüttüğümüz çocuklarımızın özsaygılarını hunharca katlediyoruz işte.

           Eğitim sistemi sürekli yenileniyor, daha iyi hale getirilmek için sürekli yenilikler yapılıyor. Örneğin ben, kredili sistem mağdurlarındanım. Liseye başladığımda kıyametler kopmuştu. Kredili sistem şöyle süper olacak, aman evlatlarımız böyle Amerika ile yarışacak. Sonrası malumunuz. Tarihin lüzumsuz projeler rafında yerini alalı yüzyıllar oldu sanırım. 

            Eğitim sisteminin zorlu ve çetrefilli. Peki ya öğretmenlerimiz bu sistemi bazen daha da zorlu ve anlaşılmaz kılmıyor mu? Tatillerde ödev verilmemesi  ile ilgili her sene MEB açıklama yapsa da tatil kitabı denen sevimsiz test kitapları ne yapıp edip evlere kimi öğretmenlerce gönderiliyor. Artık öğretmenler de başarı odaklı çünkü. İlkokul 1. sınıf öğrencisi için daha çok test çözmeli diye velisine öneride bulunan bir öğretmen benim için ayrı bir gezegene aittir. Kitap okumayı özendiren, yaratıcı yazılar yazmaya teşvik eden, gerçek üstü resimler yapması için cesaretlendiren öğretmenler görmek istiyorum. Öğrencinin içindeki merak duygusunu yakalayan öğretmen , gerçek öğretendir. Öğrenciyi merak duygusundan yakalamak bir öğretmenlik refleksidir. Çocukta bunu görür ve büyütürsün. İşte bütün mesele bu.

           Sınıfta kımıldamayan, gülmeyen, dersi kaynatmayan , bir seferde anlayabilen, gözünü öğretmenden ayırmayan, dikkat süresi 40 dakika olan süper öğrenciler beklentisinde olan tüm öğretmenler keşke başka meslek seçseymiş diyorum. Sınavlar, sistem zorlayıcı olsa da öğrencilerinin farklı öğrenme özelliklerinin farkında olan öğretmenler daha mutlu öğrenciler yetiştirecektir.

          İşte tüm bu keşmekeşin içinde çocuklarım mutlu bir öğrencilik hayatı geçirip mutlu olabilecekleri meslekler seçsinler istiyorum. İmkansız değil ama  zor biliyorum. Ama anne olarak da beklentilerimi  Kaf Dağı’na çıkartmıyorum. Herkese mutlu başarılar dilerim.

Görsel:https://tr.pinterest.com/pin/193162271500062375/