17 Mart 2018 Cumartesi

BAHAR ŞİİRİ

        Orhan Veli'ye eve ekmekle tuz götürmeyi unutturan, evkaftaki memuriyetinden istifa ettiren, Ataol Behramoğlu'nu "Bir kuşu dilinden hiç öpmedim. Belki bir gün öpebilirim" diye düşündürten, Turgut Uyar'ı  avuçlarında iki tel kumral saçı hayal ettiren bahar tüm neşesiyle, hınzırlığıyla vardı geldi kapımıza. Kafamı ne yana çevirsem kışın beklemekten sıkılmış çiçekler ve minik minik yapraklarla karşılaşıyorum. Kumrular geçiyor sonra yanımdan ürkek adımlarıyla. 



              Baharın bana göre en güzel habercisi ise, masmavi gökyüzünün koynundaki dingin denizdir. Saatlerce denizin kıyısında oturup mavilikleri izlerken, içinde kaybolabilirim. Gerçi epey ılıman geçirilen kıştan sonra bahar pek sıcaklık farkı yaratmadı ama yine de cemreler düşmeden tabiat ana uykusundan uyanmıyor. Gerçi daha önümüzde Hıdrellez var. Ondan sonra gelsin tiril tiril giyinip kuşanmalar, uçurtmalar, kirazlar...

 

            Bahar demek şiir demek bir yandan. İnsanı maviliklerle yeşillikler arasında hayallere uçuran bu havalarda şair olası geliyor insanın. Derken bir his dürtüyor sonradan beni. Yeni lise geçiş sistemi, sınavlar, faturalar, telaşlar, alerji atakları aklıma geliyor.  Bu bahar üstesinden gelinecek problemeler listem bir film fragmanı şeklinde zihnimde canlanıyor. Ben blogumda düz yazı ile mutluyum, şairlik benim neyime canım. 


10 Mart 2018 Cumartesi

NE ÇİÇEĞİM NE PRENSES

            Kadınlar ve erkekler. Altı üstü insanlar aleminin iki cinsiyiz. Ama gel zaman git zaman kadın kendini sürekli ispat etmek zorunda olan,daha da fenası kendini korumak zorunda olan taraf haline geldi. Erkeğin kas gücü, toplumsal öğretiler, bastırılmış duygular erkeği kadının üzerinde baskı kurmaya yöneltti. Bu baskının sonucu 2018 Şubat ayında 47 KADIN öldürüldü.

             Önüne gelen kendini memleketimde din alimi ilan ediyor,  İlan eder etmez de kadınlar, çocuklar, ketçap, yastık, yorgan hakkında buyruklarda bulunuyor. Toplumda tartışmaya yol açan bu beyanlar ne yazık ki empati yeteneğinden yoksun canilerin şiddet duygularını körüklüyor. Şiddetin arttığı ilişkilerde tecavüz ve cinayetler de kaçınılmaz oluyor ne yazık ki. Kadınlar ve çocuklar toplumun en fazla şiddete uğrayan kesimi. Diziler, filmler, abuk subuk beyanlar, kedicikli din bezirganları, kendini alim sanan cahiller, şiddeti  ve ayrımcılığı körüklüyor da körüklüyor.

           Bir şeyler yapmalı. Evet bir şeyler yapmalı. Ama ne yapmalı diye tartışırken onca hayat, satır arasında bir istatistiki bilgiye dönüşüyor . İşin esası toplumun ruh sağlığının komple bozulmasında. İster sosyal medyayı suçlayın, ister televizyonları. İsterseniz  dış mihrakların oyunu deyin. Belki de hatayı burada yapıyoruz. Kendimizi hiç suçlamıyoruz. Alışmışız başkalarını suçlamaya. Ruh sağlığı uzmanlarını dinlemek yerine ünlülerin kavgalarını dinliyoruz. Evde iki satır kitap okumak varken  cinayetlerin pazarlandığı programları tercih ediyoruz. Kendi derdimizi unutmak için başkalarının dertlerini dilimize doluyoruz. Akşam hep birlikte muhabbet etmek varken kafalarımızı akıllı telefonlara gömüyoruz. Neticede artık ne konuşmayı biliyoruz ne de dinlemeyi. Daha fenası hissetmeyi bilmiyoruz artık. Şarj aletlerine takılı yaşamayı iletişim becerilerimizi geliştirmeye tercih ediyoruz.  Daha saymayayım isterseniz.

              Şiddet çok ciddi bir sorundur. Kadına, erkeğe, çocuğa ya da hayvana yapılan şiddet en ağır biçimde cezalandırılmalıdır. Koruyucu tedbirlerin başındaysa ruh sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılması geliyor. Şiddetin çözüm olmadığı, kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu küçük yaşlardan itibaren çocuklara anne babaları tarafından aktarılmalı. Tabii önce örnek olarak.

                Birlikte yaşıyorsak, birbirimizden sorumluyuz. Şiddete, zorbalığa göz yummayalım. Kadınlar ne çiçek, ne prenses olmak istiyor. Erkekler vicdanını yitirmesin istiyorlar sadece.

NOT: Kadına şiddeti protesto etmek amacıyla sosyal medya figürlerinin yüzünü gözünü mora boyayıp durumun ciddiyetini sulandırmalarını, gündeme gelmek için kadın evde otursun çocuk baksın tartışmalarını kendimce kınıyorum. Çiçek gibi bir gelecek umuduyla bu kır çiçeklerini sizlerle paylaşıyorum.